Bölüm :1
BÖLÜM: Kırılan Umutlar ve Ağır Gölgeler
Ahsen: Beyaz Kumaşın Üzerindeki Leke
Tekstil atölyesindeki dikiş makinelerinin tıkırtısı, caddeden geçen arabaların gürültüsüne karışıyordu. Ahsen, üzerindeki elbisenin kıvrımlarını düzeltirken aynadaki yansımasına baktı. Beyaz teni, kumaşın üzerinde parıldıyor; uzun, simsiyah saçları ve kapkara kaşları, okyanus mavisi gözlerini daha da belirgin kılınıyordu. Boyu, zarafeti ve güzelliğiyle atölyedeki herkesin gözdesiydi. Abileri onu atölyenin yüzü yapmış, elbiselerin modelliğini ona bırakmıştı.
Ama Ahsen’in aklı ne kumaşlardaydı ne de o süslü elbiselerde. Onun kalbi, ona güzel sözler söyleyen, bu dikiş kokan hayattan onu çekip çıkaracağına söz veren adamdaydı.
O akşam, kalbi pır pır ederek gizlice buluşmaya gittiğinde hayatının altüst olacağından habersizdi. Abileri arkasındaydı. Sokağın köşesinde yakalandıklarında, Ahsen’in dünyası başına yıkıldı. Sevdiği adam, abilerinin tehdidini gördüğü an tek bir kelime bile etmeden, Ahsen’in gözlerinin içine bile bakmadan arkasını dönüp kaçtı. Ahsen’i o cehennemin ortasında tek başına, yarı yolda bıraktı.
O geceden sonra Ahsen için ev, bir sığınak değil, bir hapishane oldu. Abilerinin öfkesi, ailesinin bitmek bilmeyen baskısı ve eziyetleri her geçen gün daha da ağırlaştı. Ahsen, mavi gözlerinde biriken yaşlarla her gece aynı duayı ediyordu: Bu cehennemden çıkmanın bir yolu olmalıydı.
Miran: Hanedanın Sırtındaki Yük
Aynı şehrin bambaşka bir dünyasında, Miran konağın avlusundaki taşlarda volta atıyordu. Köklü, güçlü bir ailenin veliahtı, koskoca bir aşiretin ağasıydı. Şan, şöhret, güç... Dışarıdan bakan herkes onun her şeye sahip olduğunu sanırdı. Ama Miran, kendi konağının içinde günden güne tükeniyordu.
Ailesinin isteğiyle, kendi akrabalarının kızıyla evlendirilmişti. Fakat yıllar geçmesine rağmen konaktan bir bebek sesi yükselmemişti. Çocuğu olmuyordu. Aşiret töreleri ve "soy devam etmeli" baskısı, Miran’ın omuzlarına dev bir kayalık gibi çökmüştü.
Konağın gürültülü koridorlarında, Miran’ın haberi olmadan karanlık bir plan hazırlanıyordu. Annesi ve kısır olduğunu kabul etmek istemeyen karısı, çaresizce baş başa vermişti. Ağalığın ve soyun devamı için Miran’a bir evlat gerekiyordu. Çözüm ise onlar için basitti: Çaresiz, kimsesiz, sesini çıkaramayacak bir kadın bulunacak, Miran’dan bir çocuk doğuracak ve gidecekti.
Annesi bu fikri Miran’ın önüne koyduğunda, Miran önce sertçe karşı çıktı. Ama soyunun üzerinde dolaşan o ağır baskı, ailesinin ısrarları ve çaresizlik onu köşeye sıkıştırdı. Miran, istemeyerek de olsa bu karanlık anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı.
Kader, bir tarafta ailesinin eziyetinden kaçmak isteyen güzel Ahsen’i, diğer tarafta soyunu sürdürmek için çaresiz bir karara imza atan Ağayı aynı çizgiye doğru çekiyordu.








