MEZUN
Yarın mezun oluyorum. 4 yıllık üniversite hayatım sanki 1 yıl gibiydi ve arkadaşlarımı bırakıp gitmek benim için çok zordu.Geriye dönüp baktığımda aslında çok güzel şeyler yaşamış, çok eğlenceli vakit geçirmiştim ama yinede yarın benim için çok zor geçecek.
ERTESİ GÜN
Sabah uyandım ve kaldığım yurdun kötüden de öte kahvaltı menüsü için yemekhaneye indim. Sanırım özlemeyeceğim tek şey kaldığım yurdun yemekleri olacak.
Kahvaltıdan sonra hazırlanıp mezuniyet töreni için fakülteye gittim. Üzerimdeki elbise ne çok uzun ne çok kısa midi boy bir elbiseydi. Mini boy bir elbise giyip çıkmayı çok isterdim fakat ailem de burada olacağı için tabii ki böyle bir şey yapamazdım. Fakülte içerisinde topuklu ayakkabılarımın çıkardığı muhteşem sesi dinlerken aynı zamanda arkadaşlarımı arıyordum.
Nihayet kızları gördüğümde hızlıca yanlarına gittim ve törenin yapılacağı konferans salonuna indik. Bölümümü seviyordum fakat mezun olduktan sonra ne yapacağımı ve nerde çalışacağımı bilmiyordum. Aslında beni asıl korkutan kendi isteğimle tercih etmeme rağmen adli tıpta çalışacak olmamdı. Hayalim adli tıpta çalışmaktı fakat şimdi bunun gerçekleşecek olması ve birbirinden farklı vakalarla karşılaşıp hiç tanımadığım insanların ölüm sebebini araştırıp hayatlarına hakim olmak beni streslendirdi.
Herkesin ailesi konferans salonunda en ön sıralara yerleşmişti biz de arkalarında oturup hocaların konuşmalarının bitmesini bekliyorduk.
Nihayet konuşmalar bitti ve sırayla bizi çağırmaya başladılar. Adını duyanlar sahneye çıkarken bir kez daha sınıfıma bakıp onlardan ne kadar nefret ettiğimi kendime hatırlattım.
Üniversiteye gelirken beklentilerimin,altında henüz olgunlaşmamış,zavallı insanlarla karşılaşmayı beklemiyordum ama maalesef tam olarak bu tip insanlarla karşılaştım ve asla sosyal bi kız olmadım. Sadece iyi anlaştığım 6 kişi vardı ve onlar 4 sene boyunca varlıklarına şükrettiğim canım arkadaşlarımdı.
Törenden sonra herkes ailesi ile birlikte bahçede vakit geçiriyordu. Bende ailemin yanından ayrılıp arkadaşlarımın yanına doğru gittim. Biraz duygusallık biraz da mezun olmanın verdiği mutlulukla ortaya karışık bir duygu yaşıyorduk. Oturup saatlerce kahve içerek dedikodu yapamayacaktık ya da kafamıza göre öğleden sonra ki dersi iptal edip çarşıya döner yemeye gidemeyecektik. Belki bunları yine yapardık ama muhtemelen bi kaç ay belki bir kaç yıl sonra...
Duygusallığımızı bırakıp biraz gelecek planlarından bahsettik ve daha sonra görüşmek için birbirimize söz verdikten sonra tekrar ailelerimizin yanına döndük. Ailem mezun olduğum için mutluydu ama ben hemen atanıp kendimi çalışmaya vermek istiyordum. Ablalarım,küçük yeğenim Umut ve eniştem bunu kutlamak için yemek yemeğe gidecektik ama öncesinde ben eşyalarımı arabaya yüklemeli ve üzerimi değiştirmeliydim.
Yurttan çıkışımı verdikten sonra ailemle kampüsten çıktık. Ben kampüse bakıp 4 yılda biriktirdiğim anılarımı düşündüm. Her ne kadar saçma sapan insanlarla karşılaşmış olsam da burayı özleyecektim.
Üniversite de yaşanılan olaylar belki de karşılaşmaktan korktuğunuz insanlar tabii ki karşınıza çıkacak. Belki birileriyle kavga edip okuldan ayrılmayı bile düşüneceksiniz ama kötü günlerden çok iyi günler yaşanacak ve siz bunları hatırlayıp eğleneceksiniz.
Direkt konuya geçip sizlere kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Asya.
Erzurum`da doğmuş hayatının 13 yılını Balıkesir`de geçirmiş normal bir insanım. Hayatım boyunca eğitimimde öğretmenlerim de dahil uğradığım zorbalıkları anlatmaya kalksam günlerce hiç susmadan konuşmam gerekir. Tabii ki yapılanları ve söylenenleri unutmadım ama bunları her gün hatırlayıp günümü mahvetmiyorum. Sonuçta zorbalık yapanların şuan hangi konumda olduklarını ve kendilerini neye sürüklediklerini biliyorum.
Ve ailem... Ailem benim vazgeçilmezim ama tabii ki neredeyse her gün babamla kavga ediyorum ya da annemle. Ablalarım sayesinde hepsinin üstesinden geliyorum, onlar benim en büyük destekçim.
Ve son 9 aydır hayatımın merkezine koyduğum yeğenim var. Umut.
İlk doğduğunda çirkin olduğunu düşünüp sevmemiştim. Yeni doğan her bebek çirkin mi olur?
3 ablam,annem,babam ve abim yerine koyduğum eniştem var. Hepsini çok seviyorum ama çoğu zaman uzakta olmak istiyorum. Yakınımda olan insanlarla sık sık tartışıyorum. Bunun nedeni nedir bilmiyorum ama ailem benim sürekli gergin olduğumu ve kavga etmek için sebep aradığımı söyler ki ben buna asla katılmıyorum. Gayet sakinim.
Ailecek yediğimiz muhteşem yemekten sonra eve gitmek için yola çıktık. Yaklaşık 10 saat sonra eve vardık. Okuduğum üniversite ve evim arası 10 saat sürüyor ve uzun araba yolculuklarından pek hoşlanmıyorum.
Saat 12 gibi eve vardığımızda günün verdiği yorgunlukla herkes uyudu ben ise bundan sonra ne yapmam gerektiğini düşünüyordum ilk hedefim ise sabah kalkıp bütün adli tıp kurumlarına CV göndermekti.
...
İştahsız yediğim kahvaltının ardından bilgisayar başına oturdum ve ilan açılan bütün adli tıp kurumlarına CV gönderdim .
Pek umudum yoktu ama yine de şansımı denemek istedim. Çünkü Türkiye`de iş bulma konusunda eksiklikler var ve tanıdıklarım genelde istediğin gibi iş bulmanın zorluklarını anlatır. Her şeyin benim için mükemmel olmasını beklemiyordum ama istediğim mesleği yapmayacaksam 4 yıl boyunca derslerimde yaşadığım stres ve korku boşa gidecekti. Ne yapıp edip istediği gibi bir hayat yaşamalıydım.
...
Aradan bir kaç gün geçti ve başvurduğum yerlerden herhangi bir cevap gelmedi. Mezuniyetin ardından evde kalmak ve boş oturmak canımı sıkıyordu. Bir gözüm gönderdiğim CV`lerde diğer gözüm yapmak istemediğim ama geri dönüş alamazsam mecburen CV atacağım diğer iş ilanlarındaydı.
Tam büyük bir hüzünle bilgisayarı kapatacakken mail geldi. Ankara`ya gönderdiğim başvurumdan olumlu geri dönüt gelmişti. Heyecandan gözlerim dolmuştu. 2 gün sonrası için oraya gelmemi istiyorlardı. Evin içinde ayakta, heyecan ve stres karışımı ne yapacağımı düşünüyordum. Önce gidip annemlere haber verdim. Büyük bir mutlulukla ne yapılacağı konusunda tartıştık. Eğer konuşma olumlu geçerse ilk işimiz bir ev tutmaktı. Her şeyin iyi olması için şimdiden dua etmeye başlamıştım. Sanırım işler yoluna giriyordu.
Evde 1 ay bile kalmadan çalışmaya başlayacaktım ve çok mutluydum. Sanki üniversiteyi tekrar kazanmışım gibi heyecanlıydım ama bu sefer her şey daha ciddiydi.
Ertesi gün annem, babam ve ben yola çıktık. Ankara`ya yaklaştıkça heyecanım ve stresim daha da artıyordu. Ankara`da yeni maceralar yaşayacaktım ve yeni insanlar tanıyacaktım. Kim bilir belki de hayatımın aşkıyla da burada tanışacaktım ve her şey istediğim gibi olacaktı.
Bir yanım belirsizlik içindeydi diğer yanım ise Ankara`da olmanın verdiği çocuksu heyecanla dolup taşıyordu. Bir akrabamızın evine gittik, her şey kesinleşene kadar yani yarına kadar burada kalacaktık.
Sonrasında ya ailemle birlikte eve dönecektim ya da Ankara`da kalıp kendime bir düzen oluşturacaktım. İkinci seçeneğin olması olması için dua ediyordum. Bu işin sonunda mutsuz bir şekilde eve dönmek istemiyordum.
...
Güzel ve eğlenceli bir gecenin ardından nihayet sabah olmuştu. Heyecandan uyuyamamıştım ama olsun hemen görüşmeye gitmek istiyordum ve o görüşmeden mutlu çıkmak istiyordum.
Evden çıktık ve iş görüşmesinin yapılacağı binaya gittik vakit kaybetmeden içeri girdim. Karşımda en az 3 kişiyi görmeyi bekliyordum ama yalnızca tek bir kişi oturmuş ve ciddi ifadesiyle bana bakıyordu.
Tanışma faslını geçtikten sonra eğitimim hakkında bir kaç soru daha sordu. Konuşma sonunda ben korku dolu bir ifadeyle ona bakıyordum o ise ciddi bir ifadeyle bana bakıyordu.
-Bu iş için biraz korkak görünüyorsun ama seni yine de işe alacağım ama tek bir hatanda ben sana söylemeden sen eşyalarını toplar burayı terkedersin.
İşe alınmanın verdiği mutluluk mu desem yoksa karşımdaki adamın sert ifadesi ve konuşma tarzının üzerimde bıraktığı korku mu desem bilemedim ama belli ki buraya tutunmak benim için zor olacaktı.
Doktor Görkem Sarper... Onunla anlaşmak zorundayım