.
Elias bir seri katildi. Ancak işini olabildiğince profesyonel yaptığından hiç kimse onun seri katil olduğunu anlamamıştı. Ta ki şu an karşısındaki Aden gidip bir zamanlar onun en yakın ortağı olan, daha sonra Elias'ın elinden her şeyi alan Luca'ya anlatana kadar.
Elias bir süre Luca ile birlikte ortak olarak işlerini onunla yapıyordu. Ama Luca her zaman Elias'ın sahip olduğu şeyleri istiyordu. Elias ne zaman bir şeyi başarsa, Luca onu elinden almıştı. Bütün çevresi onun yüzünden Elias'a düşman olmuştu.
Aslında Elias ona hiçbir zaman güvenmemişti. Sadece Luca'nın kendi işleri için ona yardım ediyordu. Ama Aden çok sevdiği birisiydi. Onun sağ koluydu ve sonuna kadar güveniyordu. Hatta evinde ona bir oda bile açmıştı.
Günün sonunda Elias, Aden ve Luca tarafından ihanete uğrayıp seri katil olarak haberlere çıkmıştı. Haberler Elias'ın fotoğraflarına ulaşamadığı için haber kanallarının hiçbirisinde resmi yoktu. Luca da Elias'ın resmini yayınlayamamıştı çünkü biliyordu ki kendisi de en az Elias kadar pis işlerle uğraşmıştı. Yakalanırsa hayatı biterdi.
Hatta Elias'ın gerçek ismi de geçmiyordu. Kendisine taktığı lakapla arıyorlardı onu: Nox.
Böyle hitap edilmesini istemişti kendisine.
Ev arkadaşı Dai'den gizli pis işlerini yaptığı bu eve sahipti. Bütün işlerini burada bitirir, Dai ile ortak olan evine giderdi.
Kısaca Elias'ın hayatı buydu.
Zar zor yakaladığı adamı tek başına bulup eve kapatmıştı.
“Elias, lütfen yapma.”
Elias önündeki bedeni sertçe yere itip düşmesini sağladı. Adımları hızla yerdeki adamın dibinde biterken dişlerini sıkarak konuştu. Ellerini adamın yakasına geçirdi.
“Neyi dinleyeceğim, amına koyayım? Beni satıp bütün her şeyimi öğrenip Luca piçine her şeyi nasıl anlattığını mı? Yoksa beni defalarca nasıl zehirleyip ortadan kaldırmaya çalıştığınızı mı? Bana o şerefsizin yerini söylemezsen yemin ederim, bu evden bir daha çıkamazsın.”
Ellerini adamın yakasından çekip ayağa kalktı.
“Hoş, zaten bu eve girenin bir daha çıkamayacağını benden daha iyi biliyor olman lazım.”
Kendisini deri koltuğa bırakmış, ceketinin iç cebinden bir sigara yakmıştı. Karşısında korkudan ağzını bıçak açmayan adamın gözlerine bakıyordu.
Zar zor kendine gelmeye başlayan adam toparlanıp Elias'a baktı.
“Ne yapacaksın bana? Bu eve gelen herkese yaptığın gibi benim de mi canımı alacaksın?”
Ağzındaki sigaranın biriken küllerini küllüğe döktükten sonra tekrar ayaklandı. Acımasız adam, yarım kalan sigarasını bunalmış bir şekilde oflayarak küllüğün kenarına koydu.
“Bu eve gelen insanlar masummuş gibi konuşma bana. Hepsi senin gibi beş para etmez, rezil piçten başka bir şey değiller.”
Elini hâlâ yerde yatan Aden'in yüzüne yerleştirip sürükledi. Adamın kafasını kanatmayacak şekilde sertçe birkaç kez duvara vurdu. Herhangi bir iz onu çok kolay yakalatabilirdi. Zaten son zamanlarda oldukça şüphe çekmişti.
“Bana onun nerede olduğunu öyle hayatımı mahvettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi siktir olup kaçamazsınız.”
Aden acı dolu iç çekişlerle konuştu.
“Bana istediğini yap ama onun yerini sana söylemeyeceğim.”
Elias sinirle iç çekip yerdeki adamı tekrar koltuğa sürükledi.
“Madem bu kadar birbirinize sadık kalıp bana oyun oynuyorsunuz, öyleyse ben de size katılmak istiyorum.”
Ayağa kalkma gücü bulamayan adam, koltuğa ellerini koyup şaşkın gözlerle karşısındaki bedene baktı.
“Ne?”
Karşısındaki adam yalnızca omuz silkip cevap verdi.
“Evet, ben de size katılacağım.”
Uzun boylu adam mutfağa adımlayıp evindeki en büyük bıçağı aldı. Ardından dün akşam kızartma yaptığı tavanın altını açıp yağın ısınmasını beklerken salona ilerledi.
Elindeki bıçağı sapından tutup rastgele sallayarak oynarken önündeki bedene baktı.
Aden onun yapacağı şeyi anlamayıp korkuyla kaçmaya çalıştı ama nafile. Çünkü Elias koşar adımlarla gelip dirseğini adamın gırtlağına geçirdi.
Aden, gırtlağında hissettiği batma ve acı hissiyle nefessiz kalıp öksürerek nefesini toparlamaya çalışırken avcunun ortasına sokulan bıçakla koltuğa sabitlenmişti. Bağırmak istiyordu ancak yapamıyordu çünkü Elias'ın buna izin vermeyeceğini biliyordu.
Zaten bağırsa bile onu bu deniz kıyısında kim duyacak, kim yardıma gelecekti ki?
Elias ise hiç vakit kaybetmeden siyah küllüğün üstünde duran sigarasını alıp bir fırt daha çektikten sonra Aden'in ağzını açtı. Ancak Aden sürekli kafasını sağa sola çevirdiği için çözümü, en son dizini Aden'in gırtlağına yaslayıp kafasını koltuğa sabitlemekte buldu.
Dizini hafifçe sağa sola oynatırken adamın gırtlağının sert kısımlarını hissetti.
“Tek bir hamlemde paramparça olursun. Beni yormayı bırak da aç şu sikik ağzını.”
Hâlâ dilini dışarı çıkartmayan Aden'e karşı adamın yanaklarına eliyle bastırıp açtığı ağzının içinde sigarasını söndürdü.
“Bir daha kimsenin hakkında tek bir laf bile etmemen için bir hatırlatmaydı. Ama zaten son konuştuğun insan benim. Yine de bunu yapmak fazla zevk veriyor.”
Katil, burnuna gelen yanık yağ kokusuyla yüzünü buruşturdu.
“Hazırsan başlıyoruz.”
Aden'in kıyafetlerini çıkartırken gözünün içine baktı.
“Hazır değilsen de sikimde değil zaten.”
İlk önce altındaki adamın kemerini gevşetip çıkarttı. Pantolonunun düğmesini açtığında yavaşça fermuarı indirdi. Pantolonu tek hamlede çıkartıp rastgele bir köşeye attığında adamın iç çamaşırını da çıkarttı.
Acıdan havaya kalkan bedenini görünce kahkaha atıp ayağıyla adamın bedenine bastırdı. Acıyla yüzünü buruşturan adam resmen kıvranıyordu.
“Bu hâlde bile kendini kaldırıyor musun cidden? Zavallısın.”
Ayağını çekip hızlıca adamın gömleğinin düğmelerini açtı. Gömleği de fırlatıp attığında mutfağa ilerledi.
Ocağın altını kapattıktan sonra tavanın sapını tutup salona geldi. Kızmış olan yağı adamın bütün vücuduna döktüğünde acı çığlıklarını dinledi.
Biraz önce sigara külü yüzünden dili yanan adam, dilinin şişliği yüzünden konuşamıyordu. Sadece bedenini sağa sola hareket ettirip mümkünmüş gibi kaçmaya çalışıyordu. Ancak o kadar şiddetli hareket ediyordu ki avucu yırtılmaya başlamıştı.
Adamın avucundan akan kan neredeyse koltuğun rengini koyulaştırmıştı.
Katil yavaşça ayağa kalkıp aşağı indi. Birkaç dakika sonra elinde alet çantasıyla tekrar eski dostunun önüne geldi.
Bu çantayı bulmak için etraf biraz dağılmıştı ama pek bir sorun yoktu. Elias yavaşça çantayı açıp içinden bir kerpeten çıkarttı.
“Benim üzerimden anlaşırken el de sıkıştınız mı?”
Adamın boşta duran elini aldı ve orta parmağını ansızın kerpetenle çekiştirmeye başladı. Altında duran bedenin acıdan titrediğini hissediyordu ama bu Elias'a yalnızca zevk veriyordu.
“Sizi sikikler!”
Avazının çıktığı kadar kalın ve gür sesiyle bağırıyordu.
“Beni enayi yerine koymak keyifli miydi? Sizi mahvedeceğim.”
Adamın tırnağından sızan kanları görüyordu ama umursamıyordu.
“Beni kandırmak çok mu eğlenceliydi?”
Katil var gücüyle tırnağa asıldı ve kopan tırnağı kerpetende çevirip inceledi. Aynı işlemi adamın orta parmağına yapmak istedi ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın tırnak çıkmıyordu.
Acıdan nefes nefese kalan Aden hırıltılı bir sesle konuştu.
“Seni adi herif! Bunca zaman beni gizlice takip ettiğini anlamalıydım. Beni bulduğunu fark etmeliydim.”
Katil kısa bir kahkaha attı.
“Beni yakalayamayacağını şimdiye kadar anlamalıydın, bebeğim. Yalnızca senin gibi pislikler ihanet ederse bulunurum ben. Ama bak, sana rağmen yakalanmadım.”
Elias'ın aklı hâlâ adamın orta parmağındaydı. Adamın bıçak saplanan elindeki bıçağı çıkartıp sağlam olan elini yine elleri arasına aldı.
Adamın ortası delinen elinde müthiş bir ağrı ve sızı hissediyordu. Eli acıdan yanıyordu.
Elias adamın orta ve işaret parmağını bir tahta olarak düşündü. Bıçak ise bir testereydi. Katil testereyi bastırarak sertçe ileri geri sürttü.
Nihayet iki parmak da koptuğunda parmakları adamın kucağına attı.
“Şimdi bunları ona verip üzerimden yeni bir anlaşma yapabilirsiniz. Kanlı olması daha fazla zevk verir. Buna eminim.”
Elias ucuna kan bulaşan matkabı yalayıp sırıttı ancak sırıtması yarım kalmıştı.
Az önce işkence ettiği adam, korkuyla ve acının verdiği güçle birden ayağa kalktı ve Elias'ın suratına sert bir yumruk geçirdi. Bu yumruk o kadar şiddetliydi ki Elias sendeleyip yere düştü. Alet çantasının içindekiler yerle bir olmuştu.
Aden, kopan parmaklarından sızan kanları umursamadan yarılmış eliyle yumruklar atıyordu.
Elias çok sinirlenmişti. Elini sürterek adamın kemerini bulup sırtına geçirdi. Ses o kadar gürültülüydü ki salonda yankı yapmıştı.
Acıyla kendisini arkaya atan katil, hiç vakit kaybetmeden Aden'in dilini dışarı çıkartıp peş peşe yumruklar atmaya başladı.
Acıdan gözü arkaya kayan adam bayılmak üzereydi. Elias buna izin veremezdi. O yüzden bir süre durdu.
“Bacaklarını kesmekle başlamalıydım işe.”
“Seni iğrenç herif, önce dinle beni!”
“Neyi dinleyeceğim? Beni bulamayınca kardeşimi kaçırıp uyuşturucu verdikten sonra işkence ederek öldürdüğünüzde nasıl kayda aldığınızı mı?”
Katil sinirlendiği için durmayı bıraktı. Eline matkabı alıp adamın yandığı için su toplamaya başlayan dilini dışarı çıkarttı.
Aden, Elias'ın parmağını ısırmaya çalışıyordu ama bu katile çok komik geliyordu.
“Hiç acımadınız mı lan ona? Kalbini yerinden söküp kameraya bakarak çiğ çiğ yerken onun da bir insan olduğunu hiç mi düşünmediniz?”
Katil farkında olmadan ağlamaya başlamıştı. Yanağına süzülen yaşları sertçe elinin tersiyle sildi.
İşine devam etmeliydi.
Adamın dışarı çıkarttığı dilinin ortasına matkapla kocaman bir delik açtı. Ancak altındaki adamın çırpınışlarıyla yüzünün belli yerlerinde yaralar ve delikler açılmıştı. Ama sıkıntı yoktu. Bu Elias'ın işine gelirdi.
Elias yüzüne bulaşan kanlarla bunun zevkine vardı ve gözleri neredeyse arkaya kaydı.
Bunu daha sık yapmalıydı.
En sonunda eline aldığı bıçağı öfkeyle adamın kalbine sapladı. Bu o kadar hızlı olmuştu ki elindeki bıçağın sapı bile altındaki bedenin derisinin altında kalmıştı.
Katil işini bitirdiğinde dün geceden kalan şampanyasını içerken başını çevirip denizi izliyordu.
O videoyu izlerken kardeşine ve kendisine söz vermişti. Onu bu hâle getiren herkesi daha beter bir sonla yüzleştirecekti.
Kardeşi dediğime bakmayın. Ölen kişi Elias'ın ikiziydi. İkisi de 28 yaşında, gayet genç insanlardı. Birbirlerinden hiç ayrılmamışlardı.
Ta ki Aden'in ihanetine kadar.
Sessiz ağlayışları bittiğinde titrek bir iç çekip bahçedeki testereyi ve alt kattaki bavulları alarak odaya adımladı.
Cesedi parçalara ayırıp bavullara yerleştirdikten sonra bavulları kapının önüne bıraktı. Evde detaylı bir temizlik yaptı. Saç tellerini bile cımbızla tek tek temizledi.
Her yerin temiz olduğuna ikna olana kadar defalarca tekrar sildi.
İşi bittiğinde etrafı toplayıp bavullarla evden çıktı. Bavulları arabasına yükleyip üç saatlik uzun bir yolculukla kimsenin bulunmadığı ormana gitti.
Aşağıda deniz bulunuyordu.
Bavulların üzerine benzin döküp cesetle birlikte yakarken elleri paltosunun cebindeydi. Boğaz yakan kokuyla gözünü kırpmadan alevleri izledi.
Yanacak hiçbir kısım kalmadığında külleri denize savurup arabasına tekrar bindi.
Ardından Dai ile olan evine doğru yol aldı.








