Customize readability
Aa

그의 그림자 (Geuui geurimja) ▸ Onun Gölgesi

All Rights Reserved ©

Summary

“Bazı yerlere adım atmaman gerekir. Ama bazı hatıralar… seni oraya sürükler.” “가면 안 되는 곳이 있어. 하지만 어떤 기억은 그쪽으로 이끌어.” Aera, 19 yaşında sıradan bir hayat sürerken, beklenmedik bir şekilde çalıştığı kafeden kovulur. Ne olduğunu anlayamadan düzeni sarsılır, içindeki boşluk onu bilinmeyene sürükler. Sessiz bir yürüyüş, tesadüf sandığı bir yolculuk ve karşısına çıkan fakir bir çocuk yurdu… Bu yurtla birlikte tanıştığı insanlar, hayatının yönünü değiştirecektir. Ancak çocukların geçmişi bir başka kasabaya, karanlıkla çevrili yasak bir bölgeye uzanır. Herkesin uyardığı o yere Aera yine de gider. Ve orada karşısına çıkan bir adam, Jiwon, onun hayatını sonsuza dek değiştirecektir. Tehlike, tutku ve saplantı iç içe geçerken Aera, bir mafya liderine âşık olabilir mi? “Yasak Hatıra”, sırların, içsel çöküşlerin ve en karanlık duyguların romanı… Aera’nın bir yandan kendini bulmaya, diğer yandan kaçmaya çalıştığı bir hayatta kalma hikâyesi.

Status
1yr ago
Chapters
3
Rating
n/a
Age Rating
16+

깨지기 시작한 평은 Kırılmaya başlayan huzur

Hayatım öylece geçip gidiyordu. Bazen aynı şeyleri tekrar ettiğim için şikayet ediyordum, evet, ama şimdi dönüp baktığımda o günlerin değerini daha iyi anlıyorum.

O sabah, uyandığımda her şey normaldi. Sabah ışığı perdelerin arasından sızmış, yüzüme düşüyordu. Küçücük odam, birkaç kitap, bir bitki, küçük bir kahve makinesi… Hayatımın sade ve sessiz bir özeti gibiydi. Şikayet etmiyordum. Belki de alıştığım için böyle hissetmeyi seviyordum.

Havanın gri olduğu sabahlarda daha yavaş uyanırdım. Yine öyle bir sabahtı. Yastığıma gömülüp bir süre daha uyuyabilirim diye düşündüm ama sonra aklıma Chul geldi. İşe geç kalmak istemezdim. O buna ses çıkarmazdı belki ama ben kendime kızardım.

Yavaşça yataktan kalktım. Ayaklarımı yere uzatırken tahtanın çıtırtısı sabahın sessizliğini deldi. Minik mutfağıma geçip her zamanki gibi suyu kaynattım, kahveyi bastım. Hâlâ gözlerim tam açılmamıştı. Tabağa iki bisküvi koydum. Çoğu zaman sabahları bir şey yemezdim. Kahve bana yeterdi. Bir de o sessizlik… O anlık dinginlik.

Sonra bisikletime atlayıp şehre doğru pedallamaya başladım. Yine bir saatlik o uzun yol… O yol artık bana ait olmuştu. Kendi kendime düşündüğüm, hayal kurduğum, hatta bazen ağladığım bir yoldu. Her bir ağacını, taşını tanıyordum. Sanki benden izler taşıyordu.

Kafeye yaklaştığımda her şeyin tanıdık oluşu içimi rahatlattı. Bu benim yerimdi. Burada bir düzenim, bir ismim vardı. Küçük de olsa bir yerim.

Ama o gün…

İçeri adımımı atar atmaz havadaki gerilimi hissettim.

Chul tezgâhın arkasındaydı ama beni görünce hemen başını kaldırdı. Gözleri donuktu. Alıştığım sıcaklık yoktu bakışlarında. Elindeki fincanı bırakırken sesi çıkmadı ama parmaklarının titrediğini gördüm.

“Aera,” dedi. “Seninle biraz konuşabilir miyiz?”

Birden nefesim hızlandı. Kalbim ritmini şaşırdı. Ne oluyordu?

Onun arkasından mutfağa geçtim. Kafamda binlerce senaryo vardı ama hiçbiri gerçek olan değildi.

“Bugün… senin son günün burada.”

Birden her şey yavaşladı. Söyledikleri kelimeler ağzından ağır ağır dökülüyordu sanki. Kalbim gırtlağıma çıkmıştı. Midem burkuldu.

“Ne?” dedim. Sadece o tek kelime. Sesim çıkmadı gibi hissettim.

“Üzgünüm. Bu benim kararım değil,” dedi.

“Sebep?” Zorla yutkundum. “Bir şey mi yaptım?”

“Hayır. Asla. Sen harika bir çalışan oldun her zaman… Ama…”

Ama’lı cümleler hep en kötüsünü getirir. Bir cümlenin içinde “ama” varsa, sonrası can acıtır.

“Sana zarar gelmesini istemem.”

O an gözlerinin içine baktım. Cidden, içimdeki bir şey sarsıldı. O bu cümleyi ederken bile başını eğdi. Neyi biliyordu? Benden neyi saklıyordu?

Bir şey söylemedim. Belki de söyleyemedim. Gözlerim yandı ama ağlamadım. Sadece montumu alıp çıktım. Arkamdan seslenmedi bile.

O gün eve yürüyerek döndüm. Bisikletim elimdeydi ama binmedim. Sanki pedallarsam her şey gerçek olacak gibiydi. Beni kafeden attıkları gerçeğiyle yüzleşmek istemedim. Sokaklar yabancılaştı, tanıdık insanlar bile gözümde tuhaflaştı. Kafamın içinde sürekli aynı şey dönüyordu: “Sana zarar gelmesin diye…”

Ne oluyordu?

Let thalassophile know what you thought about this chapter!
Love this

0

Love this

Funny

0

Funny

Spicy

0

Spicy

Suspenseful

0

Suspenseful

Emotional

0

Emotional

Profound

0

Profound

Heartwarming

0

Heartwarming

Shocking

0

Shocking

Good Writing

0

Good Writing

Compelling Plot

0

Compelling Plot

Great Character

0

Great Character

Strong Dialog

0

Strong Dialog