Chapter 1
İnsan bu hayatta bazı insanları ailesi gibi görür, o insan onun her şeyi olur, o olmadan nefes bile alamayacağını hisseder öyle ki ondan bir haber alamadığında içinize sonsuz bir kuşku düşerdi. Ve Tanrı kimsenin ondan çok sevilmesine izin vermezdi onu sizden alırdı ve sizi yalnızlığa mahkum ederdi.
Felix güzel karısından ayrı kalmak zorunda kalalı 3 yıl olmuştu bugün. Hayat bulduğu sesi duymalı tamı tamına 3 yıl geçmişti. 3 yıldır yaşayan bir ölüydü o. Hoş 3 yıldır karısının yanına gitmek için her yolu denemişti ama aptal arkadaşları onu her seferinde engellemişti. Onlara göre aşağıda bağrışan oğlunun yanında olmalıydı ama her şey o kadar kolay değildi ona göre. Felix'e göre aşağıdaki çocuk onun güzeller güzeli karısının ölümüne neden olmuştu eğer birazcık, sadece birazcık uslu dursaydı karısı onu hastaneye yetiştirmek için telaşla evden çıkmayacaktı ve yağan yağmurda araba sürmeyecekti. Eğer o gün evden çıkmasaydı belki de şu an yine mutlu bir aile olurlardı.
Felix sinirle merdivenlerden inmeye başladı o yukarıda karısı için yas tutarken aşağıda çocuğunun kahkahalarını duymaya dayanamıyordu. Merdivenlerden indiğinde gördüğü çocukla sinirle ona doğru yaklaştı "YETER! SENİN SESİNDEN BIKTIM! SENDEN BIKTIM! SENİN YÜZÜNDEN BENİM KARIM" Felixin sözünü bölen mutfaktan gelen arkadaşının sesi oldu "ASIL SANA YETER FELİX! KÜÇÜCÜK BİR ÇOCUĞU SUÇLAMAYI KES ARTIK!" Ses tonunu düşürüp konuşmaya devam etti "Tatlım seninle markete gidelim mi ha? Hiç sütümüz kalmamış evde" Küçük çocuk önce babasına baktı titreyen gözleriyle ardından kendisine uzatılan eli tutup kendisine gülerek bakan adama kafasını sallayıp arkasına geçti.
Felix kendisine nefretle bakan adamı umursamadan koltuklardan birine geçti "ANAHTARINI UNUTMA SAKIN! KAPIYI AÇMAM" Arkadaşının ona göz devirmesini umursamadan televizyondan bir kanal açıp izlemeye başladı. Arkadaşlarının onun tarafında olması gerekirken onu yalnız bırakmaları saçmalıktan başka bir şey değildi. Küçük bir çocuğu onların arkadaşlığına tercih etmesi saçmalıktan başka bir şey değildi. Onun yüzünden yaşama amacı ölmüştü ama hâlâ Felixi suçluyorlardı arkadaşlarının onlar için hiç mi önemi yoktu yani?
Felix sinirle ayağa kalkıp mutfağa doğru ilerledi ve buzdolabını açtı. Buzdolabında sütü görememesiyle sinirle dolabı kapattı küçük velet hepsini içmişti kesin aptal velet. Felix söylenerek geri salona döndü açılan kapıya göz ucuyla baktı gördüğü kişiyle gözlerini devirdi evinde tek başına kalamaz mıydı? Sadece beş dakika yalnız kalmak istiyordu "Hoşbulduk duygusuz herif" Felix kendine seslenen arkadaşıyla gözlerini devirdi "Changbin siktir git evimden o zaman" Changbin sanki duymamış gibi koltuklardan birine oturup ayağını sehpaya uzattı "Bende senin meymenetsiz suratına meraklı değilim yeğenimi görmeye karar verdim. Nerede Chanju?" Felix kafasını geriye attı. Tabii ya varsa yoksa Chanju kimse Felix'in ne hissettiğiyle gram ilgilenmiyordu? "Bilmiyorum" Changbin Felix'in yanına oturdu ve Felix'in dizine vurdu hafifçe "Felix daha ne kadar böyle devam edeceksin?" Felix Changbin'e bakmaya başladı bir tek Changbin'in yanında duvarlarını yıkıyordu "Chang ben çok kötüyüm. Ben... Ben" Felix'in sözünü kesen kapının ikinci kez açılması oldu.
Felix içeri giren kişilere baktı oğlu Seungmin'in elini tutmuş bir yandan çikolatasını yerken bir yandan da gülerek ona bir şeyler anlatıyordu. Felix en son oğlunun ne zaman bu kadar içten güldüğünü hatırlamıyordu bile. Dolmaya başlayan gözlerini gizlemek için geri televizyona döndü "BİZ GELDİK!" İkisinin kulak tırmalayan bağırmasıyla yüzünü buruşturdu. Onun sevgisi de acıması da birkaç saniyelikti. "Baba bak senin sevdiğin çikolatadan aldım Seungmin amcayla birlikte" Felix kaşlarını çatıp eline bırakılan çikolataya baktı ardından yarım bir gülüşle elindeli çikolatayla mutfağa gidip çikolatayı çöpe attı ardından bir şey demeden odasına çıktı.
Seungmin ve Changbin bıkmış bir şekilde birbirlerine baktılar ne yaparlarsa yapsınlar Felix eskisi gibi olmuyordu. Changbin derin bir nefes alıp ayağa kalktı ardından bahçeye çıktı. Seungmin dizleri üstünde eğilip küçük çocuğun boyuna kadar geldi ve yüzünü elleri arasına aldı "Bebeğim sen burada bizi bekle ben hemen geleceğim tamam mı? Sonrada birlikte kek yaparız" küçük çocuk hemen kafasını salladı Seungmin amcasıyla vakit geçirmeyi seviyordu. Seungmin bahçeye çıkan Changbin'in yanına ilerledi "Ne yapacağız?" Changbin kendisine sorulan soruyla omuzları o düşürdü "Bilmiyorum belki de onu ararsak her şey çözülür, Felix'in yalnız kalması daha iyi olur hem bu ikisi içinde daha iyi. Seungmin kendi oğlunu öldürecek diye korkuyorum bazen gözleri o kadar dönüyor ki." Seungmin düşünmeye başladı bunun iyi bir çözüm olduğunu düşünmüuordu "Changbin onu oğlundan ayıramayız buna hakkımız yok" Changbin histerik bir kahkaha atyı "Oğlu mu? Oğlu mu?" Kafasını iki yana sallayıp konuşmaya devam etti "Chanju annesiyle birlikte mezara girdi Felix için görmüyor musun? Bir çocuk bunları haketmez Seungmin kimse anne ve babasının nefretini haketmez. Felix ilerde düzelirse oğlunu kendi yanına alır zaten" Seungmin tekrar kafasını iki yana salladı "Changbin bana kızacaksın ama benim farklı bir fikrim var" Changbin karşısında dudaklarını dişleyen arkadaşıyla kafasını arkaya doğru attı iğrenç bir fikir olduğuna emindi.