ricardo del passato

Summary

"Hyung, hyung iyi misin? Jinnie hyung?" Yoongi'nin beni sarsmasıyla uyandım. Hareket edemiyorum. Bedenim kitlendi, sadece gözlerimi tavana dikip bakıyordum. Hayatımı mahveden yangın ve kabuslarım. Terlemiştim. Kalktım ve Yoon'a baktım. "İyiyim, sadece kabus." "Hyung, ilaçlarını almıyor musun yoksa?" "Alıyorum Yoon." Yataktan kalkarken konuşmuştum. Yalancıydım, ilaçlarımı almıyordum. Almak istemiyordum. Kabuslarım ne kadar beni ölüme götürse de ailemden kalan son yüz simalarını kaybetmek istemiyordum. Ölen birisinin sesini unuttum. Ölen birisinin kokusunu unuttum. Ölen birisinin simasını unutamam.

Status
Ongoing
Chapters
1
Rating
n/a
Age Rating
13+

¹


"Anne korkuyorum, anne!

Anne, çok sıcak.

Anne, sesimi duyuyor musun?

Babam nerede?

Baba, baba...baba!

Ölmek istemiyorum...çok sıcak."


"Hyung, hyung iyi misin? Jinnie hyung?"


Yoongi'nin beni sarsmasıyla uyandım. Hareket edemiyorum. Bedenim kitlendi, sadece gözlerimi tavana dikip bakıyordum. Hayatımı mahveden yangın ve kabuslarım.


Terlemiştim. Kalktım ve Yoon'a baktım.


"İyiyim, sadece kabus."


"Hyung, ilaçlarını almıyor musun yoksa?"


"Alıyorum Yoon."


Yataktan kalkarken konuşmuştum. Yalancıydım, ilaçlarımı almıyordum. Almak istemiyordum. Kabuslarım ne kadar beni ölüme götürse de ailemden kalan son yüz simalarını kaybetmek istemiyordum. Ölen birisinin sesini unuttum. Ölen birisinin kokusunu unuttum. Ölen birisinin simasını unutamam.


~~~


"Jin oppa!"


Bu Jisoo'nun sesiydi. Kardeşim, tek dayanağım.


"Hoş geldin matmazel."


"Hoş buldum abi. Biliyor musun, yine birinci ben oldum."


"Ooo, tebrik ederim. O zaman kurabiye ve süt?"


"Olur."


"Yoon, mutfaktan biraz süt ve kurabiye getirir misin?"


"Hemen geliyor."


Kim Jisoo, 26 yaşında ama hâlâ çocuk. Çıkan yangında 2 yaşındaydı. Ben ise 6. Anneme çok benziyor...


"Buyrun matmazel."


"Teşekkür ederim Yoonik oppa!"


"Yoonik."


Sırıtıp Yoongi'ye baktım. Ne kadar bu ithamdan hoşlanmasa bile Jisoo için susuyordu. Herkes Jisoo için susuyordu. Ben, Yoon, Hoseok ve Jungkook dahil herkes susuyordu. Hayatının etkilenmemesi için elimden gelen her şeyi yaptım. İstediği üniversitede son sınıf şimdi. Başarılı, örnek öğrenci. Ben mi? Üniversiteyi bıraktım. Jisoo için. Aileden kalma bu pastanedeyim şimdi. Yangından kalma bu pastane...


"Anne, bu pastane çok büyük kaybolurum burada.

Baba, buraya kimler gelecek?

Anne, bak!

Baba, bende senin gibi şef olacağım."


Jin...kendine gel. Geçmişin hatırası. Geçmişin yarası. Tuz bas yarana, acıyı hatırla. Anıyı hatırlama.


"Hyung, konuşalım mı?"


"T-tabii, otursana Yoon."


"Hyung, pastaneyi büyütmemiz lazım."


"Yoon, bak-"


"Jisoo için. Kardeşini uzak tutmak istiyorsun ama olay yerinden ayrılmasına izin vermiyorsun. Bak, yan taraftaki arsa satışa çıkmış. Satın alalım, hep beraber. Bahçe bölümü yaparız, pastaneyi genişletiriz. Hyung, lütfen."


Gözlüğümü çıkarıp kafamı eğdim. Ensemde ellerimi birleştirdim. Düşün Jin, düşün. Düşün, düşün, düşün. Jisoo için, onun eğitimi için.


"Tamam, alalım."


"Biliyordum zaten kabul etmeyeceğini- bekle, ne? Cidden mi?"


"Evet, pastanenin biraz daha geniş alana sahip olması lazım."


"O zaman...şey..."


"Hm?"


"Arsa başka bi' şirket tarafından daha tutuluyor. Onlar ile yarışmak bizim boyumuzu aşar."


"Hangi şirket?"


"RM."


"Anne, babam neden bu kadar mutlu?

RM şirketinden teklif geldi, Jin.

RM mi? O kim?

Bay Kim'in oğlu Kim Namjoon."


RM...Kim Namjoon...Bay Kim... İsimler neden tanıdık geliyor bana?