TANITIM
Zamanın ötesinde bir yerlerde hayat acılardan ibaretti. Bazen bu çığlıklar o kadar derinlerde duyulurdu ki, gözyaşı döken melekler acılarını toprakla buluşturur, derin nefes aldıklarında da rüzgar temizlerdi her bir acı tanesini. AMA YİNE DE TOPRAK FİLİZLENİR, HER YER BÜYÜK BİR UMUTLA DOLARDI. Böylelikle acı, bir nimet oldu çıktı bu karanlık topraklarda. Yıllar önceydi! Artık acı çığlıklar, feryatlar ve gözyaşları insanların dudaklarından kalplerine dökülürken melekler sustu. Karanlık bir varlık gökyüzüne çoktan inmiş, onların arasına karışmıştı bile. Biz onlara ŞEYTAN, gökyüzü halkıysa onlara düşenler diyordu.
Âdem’in intikamını nesillerden, çocuklardan ve daha doğmamış olanlardan aldılar. Kim haklıydı, kim haksızdı, kimse bilmeden, kimse hak etmeden acılar eşliğinde çığlıklar yükselirken melekler sustu. İşte o zaman Azrail indi yeryüzüne, herkesin acısına birer birer son verip kurtarmak için.
Nefret ettik düşmüş olanlardan sonrası Azrailden, çünkü sevdiklerimizi aldı bizden ya basitçe ya da hunharca. Fakat en komiği, bu koca nefrettin arasında hiçbirimiz tüm bu hikayeyi onların ağzından dinlemedik. Tüm hikayeyi bize Tanrı anlattı, ne düşünmemize ne de yorum yapmamıza izin verdi. Düşmüşler yüzyıllar boyunca acı çekti ya da özlem, ama nefretleri bir an olsun yıllar içinde eskiyip kalplerinin ateşinde kül olmadı. Biz de onlardan öğrendik, nefret etmeyi, kin tutmayı.
Melekler artık acı çekmez, ağlamaz oldu halimize ve en kötüsü, umut sonsuza kadar yok oldu.