Ay Işığında Poképufflar...
Pokesever Yazım ve Yayın Kuruluşu
İyi Okumalar Diler!...
"İşte böyle devam et benim çalışkan böceğim!..."
--------------------------------------------------------------
Kalos'ta her zaman ki gibi yıldızların ışıl ışıl parladığı bir geceydi.
Kahramanlarımız Ash ve arkadaşları Pokemon merkezinde, hareketli geçen bir günün ardından dinleniyordu.
Biri hariç.
Bal saçlı, yetenekli ve güzel arkadaşları Serena hâlâ uykusuzluk çekiyordu. Yatağında yavaşça bir sağa bir sola döndü. Yok olmuyordu. İçinde ki huzursuzluk tüm uykusunu kaçırıyordu. Sonunda pes ederek derin bir nefes aldı ve sırtüstü uzandı.
Ay ışığı pencereden usulca sızarken genç kızın güzel yüzünü aydınlatarak berraklık veriyordu.
Serena da bunu fark etmiş olacak ki, safir gibi parlayan gözlerini dolunay'ın göründüğü pencereye çevirdi. Yavaşça yataktan kalktı, sırtını duvara yaslayarak oturdu. Mavi gözlerini parlayan ay'dan ayırmıyordu.
Pokemonları ayaklarının ucunda uyuyordu. Braixsen kuyruğuna sarılmıştı, Pancham da onun yanına uzanmış huzurla uyuyorlardı. Slyveon solunda tek başına kıvrılmıştı, bir kurdelesi her zaman ki gibi Serena'nın ince bileğine bağlıydı.
Eğitmeninin huzursuzluğunu fark edince başını Serena'nın olduğu tarafa, sırt üstü döndü, uykulu gözlerini aralamaya çalıştı.
"Sly-Slyveon?" Serena Pokemonun sesini duyunca irkildi. Uyanamamış pembe mavili yaratığın kendine tersten bakan halini görünce istemsizce gülümsedi.
Sonunda Slyveon kendini toparlayınca genç kızın yanına geldi. Ön ayağıyla kızın omzuna dokundu.
"Veon?" Serena, ismini aldığı Güneş gibi iç ısıtan bir gülümseme ile karşılık verdi.
"İyiyim, sadece uykum kaçtı." Slyveon'un başını okşadı. Pokemon buna inanmamış olacak ki, kaşlarını çattı.
"Ah, yalnızca bazen çok fazla düşünüyorum..." Derin bir iç çekerek geri duvara yaşlandı. Slyveon usulca kucağına oturdu. Sevimli yaratığın başını okşarken gözü bileğinde ki sargıya takıldı.
Gösteri sırasında yaralamıştı bileğini. Aria ile karşılaşmasına az kalmıştı. Artık hata yapma şansı yoktu.
Gözlerini bir süre kapattı. Açtığında kararlı bakışlarını Slyveon'a döndü.
"Hadi gel Slyveon." Slyveon şaşkınlıkla kızın üstünden kalktı. Serena atik bir hareketle yataktan fırlayıp kapıya doğru ilerledi ve odadan çıktı. Slyveon ise şaşkınlığını atlatınca ardından onu takip etti.
Pokemon merkezinin mutfağına gelmişlerdi. Gecenin geç saatleri olduğu için herkes çoktan uyumuştu. Sessiz olmalıydılar. Işığı yavaşça açıp mutfağa kısaca göz gezdirdi. Buzdolabı ve tezgahtan ihtiyacı olan eşyaları alıp ortada ki ada tezgaha taşıdı.
Gözü tekrar dolunay'a takıldı. Mutfağın tüm duvarı kaplayan pencerelerinden yine ona bakıyordu. İstemsizce tebessüm etti. Cam kapıyı aralayarak eşyaları balkonda ki masaya taşıdı. Slyveon Serena'ya ayak uydurmuş olsa da ne olduğunu anlamamıştı.
Serena heyecanla önlüğünü bağladı. Uyurken taktiği kırmızı bandajı düzeltti. Eline büyük bir kap ve çırpıcı alarak Slyveon'un meraklı bakışlarına döndü.
"Yarışmaya kadar çalışmalıyız! Bana ordan kremayı uzatır mısın?" Slyveon neşeyle onayladı. Kurdelesini krema kutusuna sarıp Serena'ya uzattı. Genç kız gülümseyerek pokemona teşekkür etti.
Krema ve sütü demir kaba boşaltıp iyice karıştırmaya başladı.
"Henüz pes edemem... Elimden gelenin en iyisini yapacağım ve Kalos Kraliçesi ünvanını kazanacağım!" Gözleri gökyüzünde ki minik yıldızların yansımasını taşıyordu.
"Slyveon!" Slyveon eğitmeninin moralini yüksek tutmasına sevinmişti. Neşeyle olduğu yerde zıplayarak ona yardım edeceğini gösterdi. İkilimiz bir süre yalnız çalışmalarını sürdürdü.
Normalde pokepuffları enfes olur ve sorunsuzca pişerdi. Ancak bugün şans onlara inat eder gibiydi. Tam üç denemeleri olmasına rağmen Serena pokepuffları beğenmemişti.
"Yazık oldu yine..." Keyifsizce söylendi. Elinde ki tepsiyi de diğer ikisinin yanına koydu. Dirseklerini masaya yaslayıp, başını elleri arasına aldı.
"Neler oluyor? Neden şimdi yapamıyorum?" Üzgün bir şekilde tepsilere baktı. Slyveon masaya atlayıp kurdelesiyle Serena'nın çenesini tuttu ve kendisine bakmasını sağladı.
"Hıh?" Eğitmen deniz mavisi soluk bakışlarını pokemona döndü. Gözlerinde ki yıldızlar birer birer sönmüştü. Slyveon demir kabı ve çırpıcıyı alıp genç kızın önüne itti. İçine tekrar taze krema ve süt boşalttı.
"Slyveon! Veon Slyveon." Kurdelesi ile kabı almasını işaret etti. Genç kız derin nefes aldı. Sallana sallana kendini dik konuma getirdi. Tekrar krema kabını kucakladı ve içindekileri iyice çırpmaya başladı.
Bu kez hevesi iyice kaçmıştı. Dalgınca kremayı çırpıyordu. Fark etmeden fazla bile yapmıştı. Düşüncelerinde iyice batmaya başlamıştı. Ya yine yanlış yaparsa? Ya bir şeyler ters giderse? Ya bir hatası olursa?!
"Serena?" Duyduğu tanıdık sesle bir anlığına kendine geldi. Yavaşça bal sarısı kısa saçlarını savurarak ardına döndü. Mavi gözleri kahverengi ışıltılarla karşılaştı.
Ash'ti gelen. Cam balkon penceresinde durmuş Serena'ya bakıyordu. Ay ışığı gözlerine dolmuştu.
"Bu geç saatte ne yapıyorsun?" Gözlerini ovuşturarak genç kızın yanına ilerledi.
"Sadece pokepufflar için kremşanti yapmaya çalışıyordum." Diye yanıtladı genç kız. Bakışları tekrar yavaşça karıştırdığı kaba döndü.
"Taze kremayı karıştırarak yapılır değil mi?" Dedi Ash uykulu gözlerle.
"Evet, hızlı ve düzgün yapmazsan işler yolunda gitmez. Bu yüzden böyle çalıştım..." Dalgınlıkla cevap verdi genç kız.
"Bir daha ki sefere sadece pokepuff değil, kekte yapmak istiyorum." Diye ekledi. Ash gözlerini açabildiğinde bakışlarını Serena'nın yüzüne döndü. Dolunay tam karşılarında, genç kızın yüzünü aydınlatmakla meşguldü. Bir süre öylece bu güzel yüzü izledi.
"Her şey yolunda mı? Gecenin bu saatinde neden buradasın?" Durgun deniz mavisi gözlerine bakarak söyledi Ash. Normalde o denizde coşkulu ve canlı dalgalar görürdü, şimdinin aksine.
"Gözlerin çok durgun." Diye ekledi oğlan. Serena iç çekip kabı masaya bıraktı.
"Ya başaramazsam? Yine her şeyi mahvetmek istemiyorum..." İstemsizce sargılı bileğini tuttu. Ash dikkat kesilmişti.
"Acıyor mu?*" Genç kızın narin bedenine yaklaşıp elini bileğine uzattı. Usulca kızın bileğini tutan elini kendisi tutarak, sargının üzerinden aldı.
"Ah, hayır. Dalmışım sadece..." Serena'nın yanaklarında pembe çizgiler ortaya çıkmıştı. Ash yavaşça avuçları arasında ki elini bıraktı.
"Dikkatli ol lütfen." Güven veren gülümsemesiyle Serena'ya baktı.
"Bundan endişelenme! Elbette başaracaksın." Çırpıcıyı eline aldı. Serena'nın ardına geçti ve sargı da ki bileğini incitmeden tuttu. Bu kez kremayı kendi karıştırmaya başladı.
"Bazen işler yolunda gitmez ve bu canını sıkar. O zaman yanında ki dostlarına güven." Bir süre karıştırdıktan sonra çırpıcıyı bıraktı ve eski yerine geçti.
"Ben sana inanıyorum, sonunda başarıcaksın. Ve çok güzel bir Kalos Kraliçesi olacaksın!" Serena'nın yanakları kızarmıştı. Ash'in sözlerinden sonra derin bir nefes aldı. Kendinden emin şekilde gülümsedi.
"Hadi o zaman tekrar deneyelim..." Önüne döndü ve sonunda hazır olan kremayı bir kenara bıraktı. Slyveon ile pokepufflar için geri kalan hazırlığı yapmaya koyuldular. Ash ise masanın diğer ucunda tüm dikkatiyle ikiliyi izliyordu.
Serena'nın gözlerine baktı. Yıldızların tekrar dalgalarla dolup taşan deniz üzerinde ışıldadığını fark etti. Genç kızın safir parıltıları oğlanın kahve gözlerine yansımıştı.
"Ash'in de dediği gibi..." Diye içinden geçirdi Serena.
"Bence. Bizce, böyle şeyler yaparsam, çeşitli şeyler denersem, ve vaktimi boşa harcamazsam..." Mavi gözleri istemsizce bileğine döndü.
"Ve... Sevdiklerime güvenirsem bu kez muhtemelen her şey yolunda gidecektir..." Serena ilk heyecanıyla ise geri koyuldu. Gözlerinde ki ışıltıdan Ash'te bunu anlamıştı.
"İşte benim çalışkan böceğim!* Kendine güven, böylece bir daha ki sefere daha iyi yapacaksın!" Diye heyecanla atıldı Ash.
"Senin için hep tezarühat yapacağım Serena!" Bir elini yumruk yapmış göğüs hizasında Serena'ya doğru tutuyordu. Genç kız şaşkınlıkla ona döndü.
Ash tam da o an da donup kaldı. Dolunay'ın ışığı tüm yüzünü açıkça aydınlatıyordu. Gözleri safir taşı gibi parlıyordu. Bir süre transta kaldılar. Serena tebessüm etti. Kalbini tuttu.
"Teşekkür ederim Ash..." Diyebildi Serena. Tekrar pokepuffları yapmaya koyuldu. Ash bir süre az önce ki an'ın etkisinde kaldı.
"Yüzün... Ay ışığında daha güzel görünüyor...*" Serena doğru duyup duymadığından bir an emin olamadı. Göz ucuyla Ash'e bakacakken ne kadar çok krema yaptığını fark etti ve dikkati dağıldı.
"Ah, bu arada özür dilerim. Sürprizi bozdum." Dedi Ash. Sanırım konuyu dağıtmaya çalışıyordu.
"Önemli değil... Çok krema yapmışım. Yemek ister misin Ash?" Her zaman ki gülümsemesi ile oğlana döndü. Ash konuşmadan yanına yaklaştı ve Serena'nın uzattığı kaşığı aldı. Kremanın bir kısmının tadına baktı.
"Hmm leziz!" Serena memnuniyetle gülümsedi. Gözleri kapalıydı, Ash'in dikkatini çekmişti. Boşta ki eliyle yavaşça başını tuttu ve genç kızı kendine yaklaştırdı. Kaşığı bırakıp diğer eliyle Serena'nın saçlarını düzeltti ve alnına küçük bir öpücük bıraktı.
İkisi de birer domatese dönüşmüştü. Ash'in gözlerini saçları örtmüştü. Serena heyecanla öylece kalmıştı. Göz ucuyla Ash'e döndü. O da kendisi gibi heyecandan ne yapacağını şaşırmıştı.
"Teşekkür ederim... Serena'm..."
--------------------------------------------------------
~ Son ~
*Çalışkan böceğim'den kastı karınca. Bu şekilde çevirmenin daha sevimli durduğunu düşündüm.
Aslında bu bölümü, Oneshots kitabına eklemeyi düşünüyordum. Ama wattpad'de ayrı bir kitap olduğu için burada da aynı şekilde dursun istedim.
Sanırım asır yıl sonra yazdığım ilk şey buydu ;')
Her neyse umarım beğenmişsinizdir değerli oy ve yorumlarınızı bekliyoruz efenim
Okuduğunuz için teşekkürler, bir başka kitapta görüşmek üzere <3