1. Bölüm: Güneş ile Randevu
• Appointment with the Sun •
"...Hmm... Kesinlikle pembe olmalı!
Gözlerine çok yakışıyor..."
--------------------------------------------------------
Ash neşeyle laboratuvar da oturmuş telefonuyla ilgileniyorken Chole'nin keskin bakışlarına yakalanmıştı, oğlan kahve gözlerine ekrana dikmiş gülümserken hızlıca bir şeyler yazıp duruyordu.
Ash'i son zamanlar da sıkça bu halde buluyordu, iyice şüphelenmeye ve meraklanmaya başlamıştı. Ash sonunda telefonu kapatıp cebine koydu ve koltukta sırt üstü geriye uzandı.
Gülümseyerek derin bir nefes aldı. Gözlerini açtığında aniden karşısında bulduğu bir çift göz ile çığlık atarak fırladı.
"AAAAAAAH!!!"
Güm!
Sırtı sızlarken yavaşça düştüğü yerden doğruldu.
"Chole ne yapıyorsun?" Acı bir şekilde sormuştu, bir eli istemsizce sırtını tuttu. Chole gözlerini kısmış ona bakıyordu.
"Hiç, neden bu kadar neşelisin merak etmiştim." Ash gerçekten anlamamıştı, şaşırmış bir ifadeyle boynunu tuttu.
"Ben her zaman böyleyim..." Chole gözlerini kısmaya devam etti.
"Öyle mi?"
"Evet..."
İkili arasında kısa bir sessizlik oldu, ardından Chole arkasına dönerek ilerlemeye başladı.
"Öyle olsun pekala." Ash anlamadığı her halinden belli bakışları ile Chole'nin ardından bakakaldı.
•••
"Eminim her şey yolunda gidecektir, sana güveniyorum!" Chole laboratuvarda ki pokemonlara yemeklerini vermekle ilgilenirken arka bahçeden gelen sesle ayaklandı.
Binanın duvarlarını takip ederek dar yolu geçti ve sonunda arka tarafa vardığında duvara sinerek etrafı gözledi ve heyecanlı bir şekilde telefonda konuşan Ash ile karşılaştı.
Son zamanlar da bir şeyler saklıyor gibiydi...
Ash gülerek konuşmaya devam ederken gözlerini kıstı.
"Ha, tabi ki de sorabilirsin!" Telefonda ki kişinin bir şey danışmak istiyor olabileceğini varsayıyordu, telefondan gelen ve Chole'nin duyamadığı bir kaç fısıltıdan sonra Ash düşünceli bir tavırla parmağını çenesine götürdü.
"Hmm..." Bir süre kafasındakileri tarttı. "Kesinlikle pembe! Gözlerine çok yakışıyorlar." Chole'nin şaşkınlıkla gözleri sonuna kadar açıldı. Bir kaç adım gerileyerek sırtını duvara verdi.
Bunu gerçekten Ash mi söylemişti?
Chole kaşlarını çatmış düşünürken aklına çok daha önemli bir soru gelmişti;
"Bunu kime söylemişti?!"
•••
"Ben çıkıyorum!" Ash kütüphanenin yanından geçerken Goh ve Chole'ye seslendi. Bugün her zamankinden daha farklı olarak koyu mavi, dik yakalı bir ceket, uzun gri pantolon ve siyah renkli kırmızı bantlı eldivenler giyinmişti. Pikachu her zaman ki gibi eğitmeninin omzunda duruyordu.
"Görüşürüz dostum." Goh pokemonlarla ilgili araştırmasına daldığı için umursamamıştı. Chole ise kitap aradığı kitaplıktan kısık gözleriyle başını uzatmıştı.
"Nereye gidiyorsun?" Ash bir an da yerinde durmuştu, gözlerini kaçırırken yanaklarının renk değiştirdiğini fark etmemişti.
"Eee... Bir kaç işim var! Akşama görüşürüz!"
"Pika!" Kaçarcasına hızla dışarı çıktı. Ash çıktığı anda Chole Goh'nun oturduğu masanın bitişiğinde ki duvara yürüdü, duvardan sarkan küçük ipi çekti ve kocaman beyaz bir kağıda yapıştırılmış binlerce not kağıdı ve tuhaf resimleri ortaya çıkardı.
Goh'nun olduğu masanın diğer ucuna renkli kağıtları sertçe bıraktı, kalemle hızlıca bir şeyler karaladı ve kırmızı raptiye ile kağıda tutturdu.
"Bugün çıkarken kızardı, farklı kıyafetler giymişti, konuyu geçiştirirerek kaçarcasına gizli bir yere gitti..." Yeni yerleştirdiği kağıtlardan başlayarak orta da ki kocaman soru işaretinde biten kırmızı bir çizgi çekti.
"Ne?" Goh dalgınlıktan ne dediğini duymamıştı. Chole elini çenesine yasladı ve panoya baktı, Ash'in telefondan konuşurken ki sözleri, benzeri şeylerin notları ve tuhaf çizimleri vardı.
"Ash'in bir kız arkadaşı var." Pat diye söyledi Chole. Goh şaşkınlıkla kaşlarını çatarak başını kaldırdı.
"Ne dedi!-" Başını kaldırdığında Chole'nin notlar ve çizgilerle dolu panosu ile karşılaşması gözlerini daha da irileştirdi.
"Chole..." Sessizce fısıldadı. "Bunlar da ne?" Zavallı Goh'nun iyice kafası karıştı. Chole tek elini panoya yasladı ve Goh'ya döndü.
"İki haftadır birileriyle konuşup sırıtıyor, geçen gün telefonda konuşurken iltifatlar ediyordu ve bugün kaçarcasına gizli bir yere gitti, üstelik kıyafeti de daha farklı ve özenliydi," Gözlerini kıstı.
"Kesinlikle bir kız var..." Goh bir süre ifadesizce Chole'ye baktı.
"Pft- tüm bu şey sırf bunun için mi? Hahaha!" Sesli bir kahkaha attı. Ardından gülerek kitabına dönerken ekledi.
"Biri olsaydı kesinlikle bilirdim, yanlış anlamış olmayasın?" Chole sinirle nereden eline aldığını bilmediğimiz kitabı Goh'nun kafasına geçirdi.
"Pembe seçmelisin, gözlerine çok yakışıyor, dedi! Hemde bizim Ash!" Goh'nun şaşkın ifadesi geri dönmüştü.
Belki diğer insanlar için fazla bir şey değildi ama burada Ash'ten bahsediyorlardı...
Goh sinirle ellerini masaya vurarak ayaklandı.
"Benim neden haberim yok! Ben ona bahsetmiştim!!" Sinirle söylenirken Chole'nin dikkatini son cümle çekmişti, saklı bir kırgınlıkla Goh'ya döndü.
"Neyden bahsetmiştin?" Goh Chole'ye döndü, bir saniye sonra başını sağa sola çevirip kurtuluş yolu aramaya koyulmuştu.
"Şeyden..." Az önce ki öfkesinin aksine süt dökmüş kediye dönmüştü. Aklına gelen fikirle Chole'ye yaklaşıp elini bir sır verir gibi yanağına yasladı. "Ufak, utanç verici bir anı..." Chole'nin de bildiği bir küçüklü anısını genç kızın kulağına fısıldamıştı. Chole duyduktan sonra anladığını belli ederek başını salladı.
"Hadi gidiyoruz!" Diye Chole'nin koluna girdi, Chole zaten dünden hazırdı Goh söylemese bile o oğlanı peşine takip bu gizemi çözmeye niyetliydi. Diğer elini yumruk yapıp havaya kaldırdı.
"Gidelim!" Heyecanla labarotuvarın kapısından bahçeye çıktılar ve iki farklı yöne doğru istikrarlı bir şekilde yürümeye başladılar. Bir kaç saniye sonra aynı istikrarla geri döndüler ve tekrar laboratuvar bahçesinin önünde buluştular.
"Ash... Ne taraftan gitmişti?"
•••
Uzun arayışlar sonunda Ash'i şehir meydanına kadar takip etmişlerdi, genç eğitmen meydan çeşmeye yaslanmıştı, ara sıra gözlerini telefondan ayırıp etrafı da birini arıyordu.
"Chole,"
"Evet?"
"Buraya bir gazla geldik ama... Sence bu doğru mu?" Chole de bir an tereddüte düştü, ne kadar merak etse de acaba yaptıkları yanlış mıydı?
İki saniye sonra umursamaz ifadesini geri takındı.
"Ash'te bizim randevumuzu dikizler, ödeşiriz." Goh başta tepki vermedi.
Bir saniye sonra duyduğu şey ile ani bir şok geçirdi ve şaşkınlıkla bakışları genç kıza çevirdi.
"Randevumuz mu?!" Chole neden bağırdığını anlamadığını belli eden yeşil gözlerini oğlanın mavi gözlerine dikti.
"Evet, yani bir gün ikimiz de birileri ile randevuya çıkarız herhalde." Goh kafasında cümleyi tekrar edince ne demek istediğini anladı, mahcubiyet ve hayal kırıklığı ile önüne döndü. Chole ise buna inandığı için rahat bir nefes aldı.
Ash ise sürekli telefondan mesajları yenileyip yeni bir mesajın gelip gelmediğini kontrol ediyordu. Yaklaşık on dakikadır beklediği kişi ortalarda yoktu, heyecanı o fark etmese de giderek artıyordu. Diğer yandan Pikachu çeşmede ki suda yansıyan görüntülerini izleyerek eğleniyordu.
"Hey Ash!" Sonunda duyduğu tanıdık sesle etrafına bakındı, çeşmenin diğer ucunda onun yaşlarında bir eğitmen gülümseyerek Ash'e el sallıyordu.
Güneş gibi parlak bal rengi saçları, ve güneşin aydınlattığı gökyüzü kadar masmavi gözleri parlıyordu, gri kolsuz bir t-shirt ve kareli kırmızı bir etek giymişti, daha açık ton da gri şapkası saçlarının rengini ortaya çıkarıyordu, kulağında ki pembe küpe ve bilekliği farklı bir renk katmıştı.
Ash genç kızı fark ettiği anda parlayan gözleri ile telefonu cebine attı ve heyecanla kızın yanına adımladı.
"Serena sonunda geldin!" Mavi gözleri ışıldarken gülümsemesini mahçubiyet eklendi.
"Özür dilerim, çok beklettim mi?" Ash birden saatler sürmüş gibi gelen on dakikayı unutuvermişti bile.
"Hayır tabi ki de! Gidelim mi?" Serena gülümseyerek başını salladı ve oğlanı onayladı. Ash genç kızın yanına geçerek onun hizasında yürümeye başladı, bir yerden de konuşuyordu.
Chole ve Goh ise çeşmenin diğer tarafına geçtiği için onu görememişti, fark edilmemek için yavaşça ilerlerken Ash'in yanında bir kızla uzaklaştığını gördüler.
"Gördün mü bak! Haklıymışım!" Diye haykırdı Chole.
"Evet," Dedi Goh hayal kırıklığıyla. "Bana bile söylememiş vatan haini." Chole etrafına bakındı.
"Bu şekilde onları takip edemeyiz..." Bir kaç saniye sonra gözüne ilişen mağaza ile kafasında bir ampul yanmıştı.
•••
"Bunlara gerçekten ihtiyacımızı var mıydı?" Üstünde ki krem rengi paltoyu gösterdi Goh. Paltoyla aynı renkte büyük fötr bir şapka ve siyah güneş gözlükleri iki gencinde yüzünün büyük bir kısmını kapatıyordu.
Chole şapkasını daha da aşağı indirdi ve paltosunun yakasını yüzüne çekti.
"Bu şekilde bizi tanıyamaz." Goh bir kaç saniye sonra hak vererek başıyla onayladı ve şehir merkezinde yürüyen arkadaşlarını takip etmeye koyuldu. Ash yanında ki koyu sarıya çalan bal saçlı kızla kıyafet mağazalarına bakınıyordu.
Alışveriş için bir mağazaya girmek... Ash Ketchum için büyük bir şey.
"Bu nasıl duruyor Serena?!" Tezgahta bulduğu sarı renklerde farklı bir şapkayı başına takmış komik bir poz vermişti. Serena kıkırdayarak oğlanın yanına ilerledi ve şapkasını düzeltti.
"Sana yakıştı." Ash teşekkür ederek şapkayı tezgaha yerleştirdi ve kendi kırmızı şapkasını geri takarak ilermeye devam ettiler.
Bir diğer mağazanın açık kapısından içeri girerlerken Goh ve Chole de kapıya yanaştı, onlar içeriye ilerlerken kıyafetlere bakıyormuş gibi yaparak ikiliyi takibe devam etti.
Serena ise kıyafetler arasında elini gezdiriyordu, birden aralarında bulduğu kahve tonlarında ceketi çıkardı.
"Ash, sence bu nasıl?" Ash bir kaç saniye gözlerini cekette gezdirdi, ince ketenden açık tonlar da, keskin yakalı ve sade bir ceketti.
"Hey, kıyafetim parçalandığında bana bulduğun kıyafete benziyor." Serena hatırlamasına sevinerek gülümsedi. Ceketi Ash'e doğru uzattı.
"Denemek ister misin?" Ash başta kendisi için kıyafet aramasına şaşırmıştı. Serena'yı bekletmemek için heyecanla kıyafeti aldı ve kabinlere doğru ilerledi. Pikachu girdiği kabinin yanında oturmuş eğitmeni bekliyordu.
Serena bir yandan cekete yakışacak başka parçalar arıyordu. Goh ve Chole usulca onlara yaklaşmaya devam ediyordu.
"Ash kıyafet bakmaya mı gelmiş?" İnanılmaz bir şeymiş gibi sordu Goh, ki kısmen öyleydi de.
"Orasını bende anlamadım." Ash'in kendisi için veya bir başkası için herhangi bir sebepten burada bulunması oldukça saçmaydı.
"Yardım edebilir miyim efenim?" Çalışan kadınlardan biri neşeli bir sesle ikilinin arkasında bitti, bir süredir aynı yere bakıyor gibi görünüyorlardı.
"T-teşekkür ederim efenim. Biz sadece-"
"Beden arıyorsanız yardımcı olabilirim." Chole'yi geçerek raflar arasından etiketleri kontrol etmeye koyuldu. Sonunda bulduğu kıyafetin askısını tuttu.
"Bu size uyar diye tahmin ediyorum." Heyecanla askıyı çekerken fazla yakınında olan Chole'yi fark etmemişti, kıyafet askısı genç kızın şapkasını takılıp saçından almıştı, Chole şapkaya uzandığı sırada gözlüğü de aşağı savrulmuştu.
Goh hızlı bir hamleyle şapkayı takıldığı yerden kurtardı.
"Aah, çok özür dilerim efendim!" Kadın telaşla özür dilerken Ash biraz ötelerinde sonunda giydiği kıyafetlerle kabinden dışarı çıkmıştı. Ne kadar da iyi bir zamanlama.
"Harika görünüyorsun!" Açık renkler de ki kahve ceket üstüne tam oturmuştu, beyaz gömlek ve toprak tonlarında pantalon yüzü ve saçı ile bir uyum oluşturmuştu. Serena gülümseyerek onu süzerken Ash saçlarını karıştırdı.
"Teşekkür ederim Serena." Ash'in gözüne uzakta Goh ve Chole'nin yaşadığı ufak kargaşa ilişti. Goh panikle Chole'nin önüne geçip şapkayı başına geçirdi. Chole ise aynı hızla gözlüğü yerden alıp tekrar yüzünü kapattı.
"B planı, şimdi buradan kaçıyoruz!" Sessizce bağırdı ve çalışan kadına teşekkür ederek hızla oradan ayrıldılar. Ash bir kaç saniye sonra o yöne baktı, umursamayarak omzlarını silkti ve Serena'ya geri döndü.
•••
"Hadi gel Serena!" Genç kız oğlanın heyecanına gülerek karşılık verdi, alışverişleri bittiği gibi Ash poşetleri bir eline almış, diğeriyle Serena'nın elini nazikçe kavramış peşinden sürüklüyordu. Sonunda bir pastacının önünde durdular.
"Sana makaron sözüm vardı!" Diyerek neşeyle Serena'ya döndü. "Buranın tatlıları harikadır, denemeye ne dersin?"
"Harika fikir!" Aynı neşeyle cevapladı genç kız.
"Pika-Pikachu!" Pikachu da küçük sarı elini yumruk yapıp havaya kaldırırken birlikte içeri doğru ilerlediler.
"Orada az daha yakalanıyorduk." Dedi Chole. Goh güven verircesine gülümsedi.
"Ama yakalanmadık!" Hâlâ Ash ve tanımadıkları kızı takip ediyorlardı. Goh gözlerini kıstı.
"Bu kızı daha önce gördüm mü?" Ash'in önceki yolculuklarından hatıra fotoğraflarını görmüştü, kız Ash'in yolculuk partneri olabilirdi onu tanıyor gibiydi.
"Bende anımsıyor gibiyim." Chole bir süre hatırlamaya çalıştı. "Hm yok bulamadım." Goh genç kıza elini uzattı, elini tutarak kalkmasına yardım etti.
"Hadi biz de peşlerinden gidelim!" Chole karalı ifadesini geri kazandı ve peşlerinden dükkana girdiler.
Ash Serena ile arka tarafta ki masalara oturmuştu, yemyeşil çimenler ve çiçeklerin ortasına kurulmuş beyaz küçük masalar yeni açılmış papatyalar gibi sevimli bir görüntü yaratıyordu. Bahçenin bitiminde ki küçük taştan yol meydana açılıyordu, herhangi bir duvar olmadığı için oldukça ferah ve geniş görünüyordu.
Ash Serena ile sohbete dalmıştı, Pikachu ise yeşil çimenler arasında uzanmıştı, diğer ikilimiz yakınlarında ki bir masaya kurulmuş menü ile yüzlerini kapatarak onları izliyordu.
"Duyamıyorum!" Sessizce isyan etti Goh.
"Kontest yarışmaları nasıl gidiyor, çok başarılı olduğunu duydum!" Ash makaronları henüz fark etmemiş olacak ki gözünü Serena'dan ayırmıyordu. Genç kız gülümseyerek yanağını tuttu.
"İlk başta buna alışmak zor olmuştu fakat sanırım sonunda izleyicinin hoşuna gidecek bir şeyler başardım. Teşekkür ederim."
"Başaracağından emindim zaten, Pokemon şovların mükemmeldi!" Serena kızaran yanaklarıyla başını salladı, pembe bir makaronu tabaktan alıp Ash'e uzattı.
Ash kollarını masaya yasladı ve başını uzatarak Serena'nın uzattığı makarondan bir ısırık aldı. Genç kızın yanakları taze kirazlar gibi kırmızıya boyanmıştı.
"Tadı harika! Sende denemelisin Serena!" Hızla eline mor renkli makaronu aldı ve Serena'ya doğru uzattı, genç kız iyice şaşkına dönerken Ash gülümsedi ve ağzını açmasını bekledi.
Serena konuşmak için dudaklarını araladığında nazikçe makaronu ağzına tıktı. Genç kız ilk şaşkınlığını atlattığında derin nefes alarak ufak bir ısırık aldı, makaronun hafif tadı ve orman meyvesi aroması hoşuna gitmişti.
"Gerçekten harika!" Sohbetlerine devam ederken daha fazla aksiyon yaşamadan sakince makaronlarını yediler.
Diğer yanda Goh ve Chole ne yapacaklarını düşünmekle meşguldü.
"Pekala şimdi ne yapsa-"
"Bir Fletchling!!!" Goh elinde ki menüyü sertçe masaya çarptı ve tüm gücüyle bağırdı! Chole Goh'nun tepkisi karşısında afallamıştı.
Sonrasında Goh'nun şapka ve gözlüğü atıp masaya çıkması ve eline aldığı poketopuyla kuş pokemona doğru uçması şaşkınlığını daha arttırmıştı.
"Yakaladım seni!" Goh Fletchling'in yanına zıplayarak hava da poketopunu fırlattı, toptan çıkan kırmızı ışık pokemonu yakaladı ve içine çekip kapandı. Bir an da zamanın akışı yavaşladı, top bir kaç kere hızlıca sallandı Goh ise sonunda yer çekiminin etkisiyle yere çakıldı.
Beyaz masaların birinin dibine düşmüştü, poketopunu kontrol edecekti ki boş top yukardan tam kafasına çakıldı. Şimdi tepesinde öfkeli bir Fletchling vardı.
Goh mavi gözlerinde ki gergin bakışları Fletchling'e çevirdi.
"Ehehe, merhaba..." Gülümsemeye çalışarak dedi. Fletchling sinirle bağırdı ve oğlanın üstüne keskin bir çizgi ile uçtu.
"FLETCHLİNG!!!"
"AAAAAH!!!!" Fletchling tüm hızıyla Goh'nun kafasını gagalıyordu, oğlan elleriyle başını korumayı denerken gagası eline denk gelince can acısıyla elini geri çekerek tüm hızıyla kaçmaya devam etti.
Tatatatata
Fletchling sanki oğlanın kafasını delmeye niyetliydi, çevredekiler şaşkınlıkla donakalmışken sonunda Chole Eevee'yi topundan çıkardı.
"Eevee, water pulse kullan!" Eevee su türü hamle ile kuş pokemonu vurmuştu, Fletchling'in onu bırakmasıyla kendini en başında düştüğü yere bıraktı Goh. Fletchling huysuz bir ifadeyle bağırarak uzaklaştı.
"Aaağh, başım çatlayacak gibi..."
"Eevee?" Eevee yerde yatan Goh'nun yanına gitti ve kendi yanağını oğlanınkine sürttü, Goh gülümseyerek küçük pokemona döndü ve teşekkür etti.
"Goh iyi misin?" Ses beklediği gibi Chole'den değil, hemen yanına düştüğü masa da oturan arkadaşı Ash'ten gelmişti.
Oğlan neden burada oldukları sorusunu es geçip arkadaşına elini uzattı, Goh Ash'in yardımıyla ayağa kalktı, utanarak boynunu tuttu.
"Eeevet, iyiyim." Chole de bir kaç adım da yanına gidip yarası var mı diye kontrol ediyordu, Fletchling'in gagası ile kestiği elini tuttu.
"Elin yaralanmış." Korkuyla söyledi Chole, Goh gülümseyerek kızın avuçlarında ki eline baktı.
"Sorun yok, önemli bir şey değil." Chole cebinden bir mendil çıkarıp Goh'nun eline sararken Serena atlattığı şaşkınlığı ile Ash'in yanına yürüdü.
"Onlar bahsettiğin arkadaşların mı Ash?" Ash gülümseyerek başıyla onayladığında aynı gülücük Serena'nın dudaklarında da belirdi.
"Sizinle tanışabildiğime sevindim!" Heyecanla haykırdı genç kız, sonunda Ash'in sorması gerektiği bir soru olduğu aklına geldi.
"Sahi siz burada ne yapıyorsunuz?"
"Pika-chu?" Goh ve Chole bir an tepkisiz kaldı, bir kaç saniyeliğine göz ucuyla birbirlerine baktılar.
"Eeehm, şey-"
"Bizim randevumuz vardı!" Goh heyecanla haykırınca tüm dikkati yeniden üzerlerine çekmişlerdi. Chole irileşen gözleri ve kızaran yanakları ile Goh'ya döndü. Serena ise neşeyle öne atıldı.
"Randevu mu?!"
"Sizin mi?"
"Bizim mi?" Goh Chole'nin şaşkın ve öfkeli olduğunu belli eden bakışlarından kaçarak Ash ve Serena'ya döndü.
"Ee-evet. Bizim..." Chole derin bir nefes alarak başıyla onayladı. Kısa süre sonra kendilerini Ash ve Serena'nın karşısına oturmuş nasıl tanıştıklarını ve maceralarını dinlerken bulmuşlardı.
"Vay canına, Pokemon sanatçısı olmak çok eğlenceli olmalı!" Diye fikir yürüttü Chole. Pikachu Ash'in omzundan inmiş masa da kurabiyeleri yemekle meşguldü.
"Ahaha, severek yaptığınız zaman tüm işler birden sizin için eğlenceli hale geliyor," Dirseğini masaya, çenesini de eline yasladı. "Zor ya da başarısız olduğunuz zamanlar da oluyor ama başarınca ki o mutluluk her şeye değiyor." Ash hayranlıkla parlayan gülümsemesi ile genç kızı dinliyordu. Serena'nın ruhu insanlara ilham veriyordu...
"Harika..."
"Pokemonlarını görebilir miyim?!" Heyecanla sordu Goh, Serena bir an şaşkınca Goh'ya baktı ardından gülümseyerek onayladı.
"Ah tabi ki-" Elini pokemonlarını çıkarmak için cebine attığı sırada telefonundan gelen sesle irkildi, telefonu alıp arayan ismi görünce telaşla aramayı açtı.
"Buyrun," Diğerleri paniklemiş halinden endişelenmiş genç kıza bakıyordu. "Bu akşam mı?! Ah olamaz oraya nasıl yetişeceğim?" Telefonda ki kişi bir kaç şey daha fısıldayınca Serena başıyla onayladı.
"Tamam tamam, hemen geliyorum..." Düşen yüzüyle aramayı kapatırken boşta ki eli çoktan Ash'in sıcak avuçlarıyla sarmalanmıştı.
"Her şey yolunda mı Serena?" Genç kızın hüzünlü bakışlarını oğlana çevirdi.
"Özür dilerim Ash, gösteri de bir değişiklik olmuş ve şimdi bu akşam gelmemi istiyorlar." Ash'in endişeli ifadesi kaybolup yerini gülümsemesi aldı.
"Ah, hadi ama! Kötü bir şey oldu sandım. Önemli değil." Serena Ash'in anlayışına karşı en içten gülümsemesi ile teşekkür etti. Ash ayağa kalktı Serena'nın tuttuğu elini hafifçe yukarı doğru çekerek onunda kalkmasını sağladı.
"O zaman şimdi gösterisine yetişmesi gereken bir
yıldızımız
var." Serena kızaran yanakları ile bakışlarını yere çevirdi. "Seni her zaman izliyor ve destekliyor olacağım."
"Ah, neredeyse unutuyordum!" Serena cebinden çıkardığı küçük kutuyu Ash'in ellerine bıraktı. "Bu senin için." Ash meraklı bakışlarını bir kaç saniye kutu da gezdirdi.
"Şimdi gitmeliyim!" Serena yalnızca bir adım kadar ilerleyebildiğinde Ash bileğini kavradı.
"Bir saniye!" Serena ile göz göze gelince yanaklarını saklamak için başını yana çevirdi. Başını hafif önüne doğru eğerek genç kıza döndü.
"Ben, aslında bunu yalnız bir yerde yapmayı planlıyordum ama," Serena'nın kaşları merakla çatıldı.
"Neyi pla-" Ash gözlerini kapatarak genç kıza yaklaştı, boşta ki eli şapkasını tutarak saçlarını ortaya çıkardı ve dudaklarında ki küçük öpücükle buluştu.
Serena yanaklarına kanın hücum ettiğini hissedebiliyordu, bir saniyeliğine Ash'in saçlarında nefes aldığını hissetti, sonra yavaşça şapkasını düzeltişini.
Ash geri çekilerek kızaran yanakları ve şaşkın ifadesiyle Serena'ya baktı. Tekrardan derin bir nefes çekti.
"Kendine dikkat et, bol şans..." Genç kızın yüzünde istemsiz tebessümü yer edindi.
"Teşekkür ederim." Kısa süre orada durduktan sonra ayaklarının nasıl onu taşıdığını bilmeden yürümeye başladı. Ash gözlerini ve gülümsemesini ayırmadan gün batımına doğru kendi ışığının gidişini izledi.
"Pika-pi!" Pikachu omzundan Serena'nın bıraktığı kutuyu işaret etti. Ash daha fazla beklemeyecek heyecanla kutuyu açtı. Küçük kutudan Serena'nın kendi yaptığı, mavi kurdeleden bir tılsım buldu.
Şans tılsımlarından olmalıydı, hatırladığında yüzü
ışıldamıştı
, Ash hiç gitmemesi için tılsımı sıkıca kavradı.
Goh ve Chole başını sallayarak oğlanın iki yanına geçti. Goh kollarını birleştirdi, Chole ile ellerini beline yasladı.
"Kız arkadaşıdır, demiştim."
"Haklıymışsın." Yapmacık bir sinirle Ash'in omzuna vurdu.
"Bana neden söylemedin?!" Ash omzunu tutarak Goh'ya döndü.
"Ya sen? Randevunuz varmış!" Goh kaşlarını yukarı kaldırarak beden dili ile susmasını söylerken Ash mesajı almamış gibi görünüyordu.
"Ne? Sorun ne? Yukarda bir şey mi var?"
"Geri dönelim mi artık?" Diye bezgince sordu Chole. Ash onu onayladı.
"Evet daha bana anlatacaklarınız var, ayrıca Serena'nın gösterisine yetişmeliyim!" Chole kıstığı bakışlarını Goh'ya çevirdi.
"Konuşacak çokça zamanımız var..." Goh Chole'nin ölümcül bakışlarına karşı sertçe yutkundu. Ash önlerinden gitmeden önce kıyafetlerini işaret etti.
"Unutmadan, bu kıyafetler nerden çıktı?" Ash üstünde ki mavi ceketi kısa bir göz attı, oturdukları masaya ilerleyerek kırmızı şapkasını aldı ve saçlarına geçirdi.
"Kalos maceralarımda giydiğim kıyafetim." Daha fazla bir şey demeden Pikachu'yu da omzuna alarak, peşinde arkadaşları ile labarotuvara doğru yeni bir yola koyuldu...
--------------------------------------------------------
~ 1. Bölüm Sonu ~
Tam satışlar düzeldi yapıyorum galiba bu işi dedim, instadan sayfaya ceza geldi,
Kitap yazabiliyorum fena da okunmuyor dedim watty engel yedi,
Editleri sayfayı toparladım dedim capcut bildiğiniz öldü
Ya evren bana bir şey mi demeye çalışıyor anlamadım jsjsjsjhs
Neyse efenim, nasılsınız neler yapıyorsunuz?
Buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim, değerli oy ve yorumlarınızı bildirirseniz çok mutlu olurum.
Kendinize iyi bakın, görüşmek üzere <3