Sensiz Yapamam

Summary

24. bölümden sonra Ömgam ❤️

Genre
Fantasy/Drama
Author
İlla
Status
Ongoing
Chapters
23
Rating
n/a
Age Rating
18+

Chapter 1

Ömer ve Gamze boşandıktan sonra, Ömer ne Gamze’yle yüzleşebilmiş ne de İstanbul’da kalabilmişti. O yüzden gitmeye karar vermişti. Reşat, Ömer’in gitmesini istemese de onun

toparlanabilmesinin tek yolunun İstanbul’dan uzaklaşması olduğunu biliyordu. Ömer kimseye veda bile etmeden ayrıldı. Sadece Gamze’ye bir mektup yazmış ve Reşat’a bunu ona vermesini rica etmişti. Gamze, Ömer’in yüzüne karşı düzgün bir şekilde veda edememiş olması na çok üzülmüştü. Ömer’in, Gamze'nin Haluk ile gitmesinden sonra hissettiği acıyı ona da hissettirmek istediğini düşünmüştü. Bir ay boyunca Gamze o kadar kötüydü ki yatakta çıkamamıştı. Herkes, hatta Gamze bile, bunun boşanmanın ve Ömer’in vedasız gidişinin yarattığı stres olduğunu düşünüyordu.


Bir ay sonra


Nuran banyoda kapıya vurur.


Nuran: (kapıya vuruyor) Hadi Gamze, bir saattir içeridesin. Beni korkutmaya başladın.


Gamze: (ağlıyor) Nuran lütfen git.


Nuran: Hiçbir yere gitmiyorum. Hadi güzelim, aç şu kapıyı.


Gamze: (kapıyı açar) Nuran!


Gamze, hemen Nuran’a sarıldı ve hıçkırarak ağlamaya başladı. Nuran, Gamze’nin ağlamasına alışkındı ama bu sefer bir şey farklıydı.


Nuran: Ne oluyor Gamze? Titriyorsun kız.


Gamze: (arkasını döner) Altı test yaptım ve hepsi pozitif. Nuran, ne yapacağım ben? Hamileyim!

Ne yapacağım?


Nuran: (şok içinde ama kardeşine sarılıp her şeyin iyi olacağını söyle) Ona, ne olursa olsun hep

yanında olacağını temin eder.


Gamze, Nuran’la birlikte doktora gitmiştir. Doktor, Gamze’nin 8 haftalık hamile olduğunu ve gerekli tüm testleri yaptığını belirtmiştir. Doktordan sonra Gamze ve Nuran bir kafeye giderek Gamze’nin ne yapacağı hakkında konuşurlar. Gamze, bebeği doğurmaya ve doğru zaman geldiğinde herkese söylemeye karar verir. Ömer’le iletişim kurmayacak ve ailesine de Ömer dönene kadar hiçbir şey söylememelerini isteyecektir. Ancak o güne kadar Ömer’e hiçbir şey denmemelidir. Tahir bu karara itiraz etse de Reşat, Ömer için en doğru şeyin bu olduğunu söyleyerek onu ikna eder.


(Ömer, İstanbul'dan ayrılalı tam bir yıl iki ay olmuştu)


Gamze artık sadece çocuklarına ve işine odaklanır. Dışarı pek çıkmaz; sadece Şükran’ın lokantasına gider. Gamze, Nuran, Nisa ve Şükran adeta kardeş gibidirler. Gündüzleri Gamze

işteyken, Güneş, Fatma ve Nuran’la vakit geçirir. Tuna okuldan sonra basketbol antrenmanına gider, ardından eve dönüp ödevlerini yapar ve annesi gelmeden önce hazır olur.


Gamze: (eve girer) Tuna, ben geldim.


Tuna: (annesine koşar) Hoş geldin anneciğim.


Gamze: (Tuna’nın başını öper) Hoş bulduk canım.


Tuna: Güneş nerede anne?


Gamze: Üstümü değiştirip onu alacağım.


Gamze üstünü değiştirip aşağıya iner. Kapıyı çalar ve Sadık açar.


Sadık: Merhaba Gamze! Nasılsın?


Gamze: Fena değil enişte! Sen nasılsın?


Sadık: İyiyim kardeşim.


Gamze içeri girer ama Fatma ile Nuran tartışmaktadır. Fatma, Güneş’in hâlâ uyumadığından

dolayı Nuran’ı suçlamaktadır. Güneş, annesi gelmeden uyumaz. Gamze nedenini bilse de kimseye açıklayamaz.


Gamze: İyi akşamlar!


Gamze hemen Güneş’i kucağına alır, koklar ve pamuk gibi yanaklarından öper. Bir süre oturduktan sonra yukarı çıkar ve Güneş’i uyutmaya hazırlar. Kitap okumak yerine Güneş’e hep Ömer’i anlatır. Güneş daha 5 aylıkken Gamze, Ömer’in gömleğini Güneş’in beşiğine koymayı alışkanlık haline getirmiştir. Gömleği koyar koymaz Güneş hemen uykuya dalar. Gamze her zaman Güneş'e bakar ve böyle güzel bir şeyin bu kadar kırık bir şeyin sonucu nasıl olabileceğini düşünürdü. Güneş, annesi ve babasının mükemmel bir karışımıydı.


Ertesi gün Ademoglu'nun kapısının önünde siyah bir araba duruyordu. Şükran arabayı gördü ve

Tahir ile Reşat’a haber verdi. Tahir koşarak gitmek istedi, ama Reşat kolundan tutup onu durdurdu. Reşat dışarı yürürken Tahir de peşinden gitti. Bahçeden bir ses duydular.


Ömer: Merak etmeyin, arabada şoförden başka kimse yok.


Reşat ve Tahir hemen sesin Ömer’e ait olduğunu anlayıp bahçeye döndüler. Ömer’i görünce ona sarıldılar ve hep birlikte ağladılar.


Reşat: Ömer? Oğlum, ne zaman geldin?


Ömer: Az önce baba!


Tahir: Oğlum, bir bakayım sana.


Ömer eski Ömer gibi görünmüyordu. Takım elbise giymişti, birkaç düğmesi açıktı. Yunan heykelini andıran bir havası vardı. Herkes Ömer’le selamlaşıp konuşmaya dalınca, yakında karşılaşacakları büyük sorun unutmuşlardı. Ömer, sadece iki haftalığına geldiğini ve iş için

geldiklerinden otelde kaldığını söyledi. Her şeyi açıklayacağına söz verdi ama geç olduğu için ayrılması gerçekti. Ömer gittikten sonra Şükran mutfağa gidip Nuran’ı aradı çünkü Gamze telefonuna cevap vermiyordu. Şükran, Nuran’a Ömer’in döndüğünü söyledi. Nuran şok oldu ve Gamze’yi bulmaya çalıştı. Gamze, her iş çıkışı Kız Kulesi’ne gidip bir saat otururdu. Orası onun huzur bulduğu yerdi. O gün ise kıpırdayamıyordu, sanki bir şey ona gitmemesini söylüyordu. Aynı anda Ömer, Kız Kulesi’ne gitmek istedi. İstanbul’dan ayrıldığından beri içinde yanan ateşi dindireceğini düşündü. Şoföre durmasını söyledi ve dikkatlice yoldan karşıya geçti. Kız Kulesi’ne bakan kadını fark etmedi. Rüzgar estiğinde kadının kokusu Ömer’e ulaştı. Bu koku tanıdıktı; sevgilisinin, özlemini çektiği kokuydu. Ömer durdu, kadına arkadan bakakaldı. Kadın hareketlendi, eşyalarını toparlayıp gitmek üzereydi. Ayağa kalkıp döndüğünde elindekileri düşürdü. Kadının yüzü bembeyaz kesildi.


Ömer’in de nefesi kesildi. Zor da olsa adını söyledi:


Ömer: G-Gamze?!