GÖLGE

All Rights Reserved ©

Summary

Bir Kral ve aynı soyundan olmayan savaşçı bir kadın. Birleşmeleri imkansız ama acıları gerçek. Aşk ve imkansızlık. Naif bir adam ve cesur bir kadın. Bu aşk hikayesi Kral Rin ile Gölge arasında. -Efendi Rin, gölgeler ışıksız bir hiçtir efendim. Yine de ışık ne kadar saçılırsa gölge de o kadar yok olur. Efendim, siz var olduğunuz sürece ben de var olacağım. Lakin tüm bu hükümdarlık için tüm ışığınızı kullanın. Bu gölge aydınlığınızda bulunmasın. İlerleyin Efendim. Size minnettarlığımı sunuyorum. Bunca zaman benim gibi yetim birine sahip çıktığınız için şükranlarımı sunuyorum. Lütfen bu hürmetimi kabul edin. Ağlamak bazen yaş gerektirmezdi. Lakin ben ağlıyorum. İçimdeki acı o kadar fazlaydı ki biliyorum yüzümdeki bez parçasına bile yansımıştı. Efendi Rin’in karşısında saygımı göstermek için diz çöküp eğildim. -Beni bağışlayın efendim. Tüm bu acıya direnemedim. Ellerimi yüzüme götürüp isyan edercesine ağlamak isterdim. Lakin bir asker efendisi karşısında duygularını yansıtmamalıydı. Ben Efendi Rin’in gözlerine bakamadan arkamı dönüp gidecekken işittiğim o cümle dona kalmama sebep oldu: -Ona dokunmadım. Kalbim yalnızca gölgeye ait. Ve hep öyle kalacak! Tanrım kalbime böyle bir acı niye verdin? Benim dilimde bana kurduğu cümleler ömrümü verebileceğim kadar güzeldi hep. Şimdi ise o dik duruşunun ardında çaresiz birkaç cümle dökülüyor dudaklarından. Onunla kalmam için.

Genre
Romance/Drama
Author
RUKAV
Status
Ongoing
Chapters
6
Rating
n/a
Age Rating
18+

Rüyaların Ardında


Kral Kim uzun zamandır bir kahinle görüşüyordu. Gördüğü rüyanın etkisinden aklını kaçırmak üzereydi. Her gözünü kapattığında aynı rüyayı görüp duruyordu. Birini arıyordu. Bir şeyi. Gölge adında. Ya da belki de bir gölgeyi kovalıyordu. Kendisi de emin değildi ama bir gölge olduğu kesindi. 

“Yangınlar içindeki sarayın önünde siyah pelerinli ve yüzü görünmeyen bir çocuk beliriyordu. Elindeki kılıcı önüne koyup Kral Kim’in önünde eğiliyordu. Onu yakalamaya çalışan Kral Kim bir türlü yetişemiyordu. Koşmaya başlayınca çocuk bir gölgeye dönüşüyordu.” 

-Efendim bir kız çocuğu görüyorum. Onu kendinize yakın tutun. O kız sizin hükümdarlığınızın koruyucusu. 

Kral Kim kaşlarını çattı. 

-Nereden bulacağım bu kızı Kahin? Bu koca Krallık küçük bir çocuğun ellerinde mi! 

Sesi sert çıkmıştı. Kendi Krallığını küçümsediği için bu yalancı adamı öldürebilirdi. Belki de bu yaşlı adam aklını kaçırmıştı. Bu söyledikleri deliliğinin göstergesi sayılabilirdi. 

-Efendim bağışlayın. Bu koca hanedan bir çocuğun yokluğuyla yıkılmaz lakin bu dediğim rüyanızın anlamıdır efendim. Eğer bir kız çocuğu görürseniz ve rüyalarınızdaki gibi hissederseniz o zaman o küçüğü yakınınızda tutunuz. O size ihanet etmeyen tek kişi olacaktır. Bu zamana kadar yanlış yorumladığım tek bir rüya yoktur efendim. 

Kahin ölmekten korkarcasına sıraladı cümlelerini. Yaşının verdiği bir telaş vardı davranışlarında. Kral Kim sıkıntılı bir nefes aldı ve elliyle herkesin dışarı çıkmasını emretti. Kahin de dahil herkes gidince Kral sıkıntıyla vezirine dönüp.

-Vezir Lee atları hazırlayın halkı ziyaret etme vakti. 

.... 

Kral Kim atıyla bir pazara varmıştı. Onu gören herkes eğilip güzel sözler ediyordu. Fakat Kral Kim ilerisindeki bir köle satıcısını gördü. Kaşları çatıldı. Haftalardır bir sürü köy gezmişti. Tüm çocukların yüzlerini görmüştü ve beklemişti. Karşıda gördüğü o kız çocuğuna kadar tek bir damla duygu geçmemişti bedeninden. 

Kafeslerin içinde iki küçük çocuk vardı. Kral Kim dağılmışçasına atıyla biraz daha yaklaştı. Çocuklardan biri daha önce görmediği bir yapıya sahipti. Çekik olmayan gözler, esmer bir ten, hafif kalın kaşlar ve hafif kalın dudaklar. Buradaki insanlardan oldukça farklıydı. Kral kim onu gördüğünden beri rüyalarındaki hisleri yeniden yaşıyormuşcasına irkildi. 

-İyi misiniz Majesteleri? 

Kral Kim, Vezir Lee’ye bakmadan başını salladı ve vezirine o kızı işaret ederek. 

-O çocuğu saraya getir Vezir. 

Kral Kim’in dudaklarından sadece bu cümle döküldü. Daha sonra atını sarayına doğru sürmeye başladı. O kız çocuğunu yakınında tutacaktı. Onu eğitecekti. Bir savaşçı yetiştirecekti. Bunları ne zaman düşünmüştü bundan bile emin değildi. Yalnızca içindeki bir his onu kontrol ediyor gibiydi. Ve o da bu hislere göre kendi hükümdarlığını koruyacaktı. Kral Kim atını sarayına doğru sürerken dudaklarından sadece o küçük çocuğa koyacağı isim döküldü. 

“GÖLGE.”