Bölüm 1
Emrivakileri hiç sevmem ama ablam yine tek telefonda yeni sevgilisinden bahsedip “Akşama yemeğe gelecek ne sevdiğini bilmiyorum ama instagram da geçen mantı paylaşmıştı seviyordur herhalde ondan yap sen Bahar hadi ablacım kapatıyorum ben akşam 20.00’da geliriz “ Mantı mı? Akşam 20.00 mı ? Kendisini doğru düzgün göremezken bide sevgilisine mantımı yapacakmışım. Hem ben mantı yapmaktan ne anlarım ki en son mantıyı 4 yıl önce yedim ben.
Biz ablamla tanışalı 2 yıl oldu. Ailem ben bebekken yurda bırakmış . Açıkçası onları hiç merak etmedim,beni neden terk etiklerin de, onlara hiç kızmadım vardır bir sebebi dedim hiç sevilmemişim işte neyi zorluyum . Ablamı da aslında ben bulmadım o beni buldu . Ben yurttan 13 yaşımda kaçtım çünkü bıkmıştım oradaki işkencelerden,yalnızlıkla verdiğim savaştan,sevginin ne olduğunu bilmeden büyüdüm ben ne sevildim ne de sevdim. Sevemedim ki ben hiç kimseyi çünkü bana öğretmedi hiç kimse sevgiyi. 13 yaşımda kaçtığımda merak ettim dış dünya nasıl diye etmez olaydım lanet olası yerde kötülükten başka hiçbir şey yoktu .15 yaşımda bir kefe de işe başladım . Ücret askeri ücretin altıydı ama başka çarem yoktu . Terk edilmiş eski bir mahallede bir ev buldum Mahalle pek tekin değildi. Orda kaldım ertesi sabah karşında birini gördüm benden ortalama 5 yaş büyüktü sert bir mizacı vardı. Oldum yerde sıçrayarak uyandım .”Kusura bakmayın amacım sizi korkutmak değildi”
“Siz kim-si-niz” diye kekeledim
“Burada kalıyorum adım Ayaz”
“Şey ben burayı terk edilmiş sanmıştım ”Diyerek hızlıca yerdeki battaniyemi alıp toparlanmaya başladım
“Dur! öyle zaten ben kalacak bir yerim olmadığı için buradayım .Görünüşe bakılırsa senide yalılara açılan kapılar beklemiyor. İkimize de yeter gibi görünüyor bu harabe yer nedersin bana ev arkadaşı olur musun bu kapısı olmayan yerde “korktuğumu görmüş olmalı ki
“Korkma sana zarar verecek biri değilim”
Haklıydı beni yalılar beklemiyordu o yüzden teklifini kabul ettim Ayazla’da bu şekil de tanışmış olduk . Sonra ne mi oldu? Haklıydı bana hiç zarar vermedi aksine beni tüm kötülüklerden korudu para kazandığında parasının yarısından çoğunu bana verdi, Kendi yemeğinin hakkını bana verdi .Açlıktan ölmek üzereyken bile benim karnım doysun istedi Herkese karşı savundu beni ,korudu her kötülükten sırf bana bir şey olacak diye uyumadı bazı günler.Evet haklıydı bana zarar vermedi yıktı beni .Kimdi bu adam birden bire hayatıma girip beni sahiplenmesinin amacı neydi ? Ona karşı tamda içimde anlamlandıramadığım bir duygu oluşmaya başlamıştı.Neydi bu garip duygunun adı? Hiç yaşamamıştım bu duyguyu hiç kimsede galiba bu anlamsız duygunun adı sevgiydi. Tamda ona bu duyguyu hissetmeye başlamıştım ki bir sabah güneşiyle gitti hayatımdan Evet yanlış duymadınız bir sabah uyandım . Bugün onun en sevdiği kahvaltıyı hazırlatacaktım çikolatalı simit bu onun en sevdiği kahvaltı türüydü bu yoklukta fazlada seçeneği yoktu aslında. Bana da alıştırmıştı bu 2 yılda tek onun değil benimde en sevdim kahvaltı haline gelmişti çikolatalı simit . O gün yoktu ama baktım tüm sokaklara bir günde hiçbir şey demeden gitmişti o gün yeniden anladım sevginin zayıflık olduğuna,Hiç kimseye güvenmemem gerektiğine . O gün o evi terk etim bir daha da hiç aramadım onu beni terk edenleri aramamayı ailem beni yurda bıraktığında öğrenmiştim . Ablamla o adamdan 1 yıl sonra tanışmıştık bir gün benim çalıştığım kafeye gelmişti .”Bahar Bilgin kim?” diye kafeyi inletti “Buyurun benim” Gözleri dolarak koşarak sarıldı bana ”Şükürler olsun kardeşim buldum seni sonunda” Onunla bu şekilde tanıştık. Ablam başı beladan çıkmayan biridir.İleride zengin koca bulup bu sefilikten kurtulma hayaleri var. Ben ise çoktan kabullendim kaderime.Tek amacın en kısa sürede ecelimle ölmek. Ablamla aramızda 5 yaş var . Beni yurda bıraktıktan bir süre sonra ikisi de trafik kazasında ölmüş.Ablam 18 yaşına kadar teyzemde kalmış.Teyzemin evinden ayrılıp eski ailesiyle yaşadıkları eve gitmiş.Benim varlığımdansa haberi yokmuş.Teyzemin evinden ayrılıp kendi evine geçtiğinde teyzem söylemiş.Sonrada ailesinden geriye tek kalan kişi ben olduğum için beni bulmaya koyulmuş.Beni bulması 5 yılını almış ama en sonunda bulmuş.Annemin Adı Zümra babamın adı Yusuf muş .Beni neden terk etiklerini ablamda bilmiyor. Teyzem olacak kadın söylememiş Şimdi de ablamla ailesinin evinde kalıyoruz. 2+1 apartman dairesi Ben farklı bir kafede askeri ücretle çalışıyorum.Ablam ise işsiz .Zengin koca bulma peşinde
Akşam için dolaba baktım.Makarna yapma kararı aldım sofrayı hazırladıktan sonra omuzu açık siyah kazak, beyaz pantolonumu giydim .Hafif makyaj yaptıktan sonra, kapı çaldı. Ablamla sevgilisi kapıdaydı ablamın elinde bir ton alışveriş poşeti vardı yine tüm parayı alış verişe harcamış anlaşılan.Üzerinde yeni aldığı beyaz crop ceketi ve ceketiyle takım olan kumaş pantolonu vardı. Sarı platin saçlarını açık bırakmış siyah gözlükleriyle kapıdaydı. “Bahar al şu poşetleri ay çok yoruldum” Ellinde poşetleri bana verip koltuğa oturdu. Sevgilisi de onun yanına “aaa sizi tanıştırmayı unuttum Bahar bu yakışıklı Tolga buda benim kardeşim Bahar” adam bana sırıtarak bakıyorken ”selam “ cevap vermedim ablam kulağıma Tolgaya bakarak dişlerinin arasından konuştu ”mantı yaptın değil mi” Bu mantı konusunda cittiymiydi çok kolaysa kendisi yapsın .”Şey onun yerine makarna yaptım. İkisi de M ile başlıyor sonuçta” “Ne Bahar citdi Olamazsın.Adam milyoner .Aradığımız fırsat ayamıza gelmişken.Ona makarna mı vereceğiz”
“Bana ne ya senin sevgilinden kendin yapsaydın “Diyerek sofraya gittim.”Yemek hazır gelin” Ablam bana ateş fışkırtan gözlerle bakarken ikisi de oturdu. Ablamla ikisi yan yana oturdu ben de karşılarına. Hiç kimseden çıt çıkmadı ama Tolga sabahtan beri yüzüme bakıyordu. EN sonunda dayanamadım ”Yüzümde bir şey mi var sabahtan beri bakıyorsunuz” Gülümsedi biraz sustu ve ”Güzelliğin den gözlerimi alamıyorum” Ne saçmalıyor bu ya gerçek niyeti ne bu psikopatın. Zaten akılısı da beni bulmaz ki şeytan diyor çak şu adamın suratına yaka paça kov .Ablamda görsün para için sevgili neymiş.Sakin ol Bahar bu adam için değmez .”Sizin yerinizde olsam bakmayı keserim yoksa birazdan olacaklar benim sorumluluğumda değil” Ayaz ile kaldığım sürede bana biraz dövüşmeyi öğretmişti kendimi koruyabilcek kadar biliyordum ve bu adam biraz daha bunu sürdürürse bildiklerimi uygulamadan hiç çekinmem. Ablam önündeki tabaktan başını ışık hızıyla kaldırdı.”Bahar!” Sitemli bir sesi vardı, ne yani ona gerektiği cevabı verdiğim için bana mı kızıyordu? Sevgilisine döndü.”Aşkım sen onun kusuruna bakma,ters tarafından kalkmış herhalde bugün ”Şoklardayım şuan para gözünü bu kadar kör etmiş olamaz demi? Yok canım. ”Önemli değil birtanem” Yutkundum “Yalnız ab-“
“Bahar yeter” sözümü kesmişti daha fazla konuşmak istemedim içimden gelmedi konuşsam neye yarardı ki sustum sadece sustum. Yemek bitene kadar ablam Tolga’ya hayatı hakkında birkaç soru sordu. Yemekten sonra Tolga gitti. Tam odama giderken ablam arkamdan bana seslendi “Bahar buraya gel, konuşu caz” arkama yavaşça dönüp iç çektim.”Konuşmamı istemeyen sen değimiydin,ne konuşu caz”
“Saçma sapan hareketlerini ve bu şımarıklığını,sana sadece güzel olduğunu söyledi senin verdiğin cevaba bak.”
“Ne ben mi şımarığım? O adam hangi cevabı hak etiyse ben onu söyledim, o sapık adam beni gözleriyle taciz ederken sen onu savundun, Ne için? para için”
“Senden sadece anlayış istedim o adam bizim hayatımızı değiştirecek, o an ben onu savunmasaydım her şey mahvolurdu Evet şımarıksın önündeki fırsatları ,elinin tersiyle itecek kadar şımarıksın as kalsın her şeyi mahvediyordun ne yaptığının farkında mısın sen? “
“O adam bize bir bok yapmayacak anla artık şunu seninle iki gün gönül eğlendirip kapıya koyacak”
“Bahar karşında ablan var konuşmalarına dikkat et”
Daha fazla konuşmak istemedim sonuçta ne dersem anlamicak odama geçip kapıyı kapatım Bir süre hiç bişi yapmadan ayakta camdan dışarıyı izledim, Sonra yatağıma uzanıp biraz telefonda oyalandım canımın hiçbir şey yapmak istemediğini fark edip uykuya daldım.
Gözlerimi açtığımda üzerimdeki kıyafetleri görüp dün geceyi hatırladım. üzerimi değiştirip odamdan çıktım. Kahvaltı hazırdı, normalde kahvaltıyı ben hazırlarım bugün cumartesiydi izinli olduğumu hatırladım. Mutfaktan sabahlığıyla ablam çıktı “Günaydın hayatım kahvaltı hazır otur sen, ben simitleri alıp geliyorum” İki dakika sonra elinde çikolatalı simitlerle geldi. “Daha oturmamışsın senin için sabah uyanıp simit aldım” Ayaz dan sonra hiç çikolatalı simit yememiştim ablamla yaşadığımızdan beri ilk defa çikolatalı simit vardı evde Ablama Ayaz dan hiç bahsetmedim bahsetmemede gerek yoktu .”Tokum ben “ diyip arkamdan ne söyleyeceğini dinlemeden askılıktan hırkamı alıp çıktım.
Biraz kafa dinlemeye ihtiyacım vardı. Bu yüzden sahile gittim . Bir banka oturdum.Az ileride poğaça ve simit satan birini gördüm. Evden kahvaltı yapmadan çıktığım için acıkmıştım. Karşıdan karşıya geçmek için yoldan geçerken, yanımdan bir araban firen sesini duydum aynı anda korna sesini.
Bir araba yanımda durdu o anki korkuyla çığlık atım arabayla aramda 10-15 santim vardı frene basmasa şuan hastanedeydim yaşayıp yaşamadığım beli bile değil. Kaderimin Zümra hanım ve Yusuf bey gibi olacağı düşüncesi bile beni deli ediyordu. Kaderimin onlar gibi olması isteyeceğim son şey bile değil.
Ani fren yapan arabanın kapısı açıldı. Araba siyah bir makam arabasıydı. Arabadan takım elbiseli birisi çıktı.”Hanım efendi iyi misiniz” cevap veremedim hala o kaderi yaşamadığım için şükrediyordum.”Hanım efendi” Olanları kavradığımda “iyim” diyebildim” Bir yerinizde bir şey var mı? Kusura bakmayın birden önüme çıktınız göremedim” Tam cevap verecekken, arabanın arka camı açıldı. Kumral biri “Yağız sorun ne” Dedi soğuk bir ses “Alpay bey hanım efendiye yanlışlıkla çarpıyordum da”
“Önüne baksaymış bizim sorunumuz değil hadi atla gidelim”
“Bana çarpan sizsiniz önüme gayete bakıyordum asıl siz körsünüz önünüzdeki birini göremeyecek kadar körsünüz. Şoförünüz ehliyetini nerden aldığı tartışılır.Şoförünüz hakkında değişiklik düşünür müsünüz? Bu seferlik yırtınız ana bir daha ki sefere bu kadar şanslı olamayabilirsiniz .Allah muhafaza bir bakmışsınız birini öldürüvermişsiniz”
“Efendim ben halediyorum.” Kapı açıldı .Eminim bir kız görse ağzının içine düşecek türde biri indi arabadan. Sim siyah giyinmişti. Siyah gömleğinin birkaç düğmesi açıktı ama fazla değildi, siyah ceket kemer ve siyah pantolon. Sert bir mizacı vardı.
“Bir kör değilim gözlerim gayet iyi görüyor. Arabamın önüne atlayan sizsiniz isterseniz sokaktaki kameralardan bakabiliriz. İki şoförüm aynı zamanda benim sağ kolumdur emin olun sizden daha iyi araba kullanıyor. Üç karşıma senin gibi hayatı umursamaz biri çıkmadıkça kolay kolay biri ölmez” Bu adam ne yaşıyor her şeyi hızlı hızlı söyledim ben bile ne söylediğimi unuttum bu nasıl hepsini aklında tuttu? Bide aklınca beni korkutuyor kamera kayıtlarıyla. Oradan bakılınca aptal gibi mi duruyorum o kayıtları sadece polislerin görebileceğini biliyorum. Bu adamda polis olmadığına göre o kayıtları göremez.”Tamam kayıtları göster” Güldü, ardından birisini aradı. Kollarımı birbirine bağlayıp beklemeye başladım. “Alo şimdi sana atacağım konumdaki sokağın kamera kayıtları lazım “ diyip telefonu kapattı. O numaraya konumuzu gönderdi. 5 dakika sonra bir mesaj geldi bana gösterdi olduğumuz yerin görüntüleriydi bunlar ben karşıdan karşıya geçiyordum. Sağıma soluma bakmadan direk karşıdaki simitçiye giderken bir araba yanımda durdu. Her şey ap açık ortadaydı ben suçluydum açlıktan karşıdaki simitçiye odaklanmıştım tek. Yerin dibine girmek istedim rezil olmuştum birde adamı suçlamıştım. BU adam bu görüntüleri tek telefonda nerden buldu. Ay yoksa polis mi polise çatık koskoca şehirde. Harikasın Bahar başın beladan çıkmıyor adam şimdi beni tutuklasa haklı o kadar adamı suçladım. İnşallah iyi niyetli bir polistir. “Pardon benim hatam”
“Onca işimin arasında bide senle uğraşıyorum yağız gidiyoruz”
“Dur bir dakika. Polis misiniz? “
“Seni ne ilgilendiriyor, Yağız hadi dedim” Ukala polis, ne olur cevap versen, ölür müsün? Cevabımı beklemeden arabasına binip gitti. Alpay beymiş ne beyi be bey kelimesi adamlara denir bunda adamlık yok ki. Her erkek olan adam olmuyor. Günüm çok güzel gidiyor önce çikolatalı simit sonra ukala polis, Oysaki kafa dinlemek için normal insanlar gibi poğaçamı alıp sahilde oturacaktın. Bide arada martılara da poğaçamdan atardı. Tek isteyim biraz huzurdu ya. Neyse Bahar bunun gibiler için morallini bozmaya değmez. Yanımdan yürüyüş yapan insanlardan biri kablosuz kulaklığını çıkarıp.”Bana mı dediniz “
“Yok, hayır”
“Kime dediniz o zaman”
“Hiç kendime”
“Anlıyorum” Diyip garp gözlerle gitti, Şu anlık düşüneceğim son şey o adamın beni deli sanması. En sevdiğim patatesli poğaçalardan alıp, kaldığım yerden devam etmek için kalktığım banka yönelmiştim ki iki çiftin çoktan yerimi kaptıklarını gördüm. Başka boş yer olmadığı için, otobüs durağına yöneldim. Benimde huzurla oturma hayallerim buraya kadarmış. Otobüste nefes alacak yer yoktu. Ayakta durmaktan yorulmuştum, Birinin kalktığını görüp hemen oturdum. Ellimdeki poğaçanın yarısını yedim. Bir teyze bastonuyla beni dürttü “ Evladım kalk hadi ben yaşlıyım bak ayaklarım tutmuyor hem çok oturdun sen” çok mu daha 5 dakika oldu. Teyze gayet sağlıklı görünüyordu ama şimdi yer vermesem büyük olay çıkıp teyzenin neslimizi yargılayıp susmayacağını bildiğimden, kalktım “Tabi teyze otur ben çok bile oturdum” Poğaçamı yemeyi bıraktım. Evimizin oldu durağa geldiğimizde inmek istemedim. Eve gidip ablamla gergin ortamda bulunmak istemedim. Nereye gideceğimi bilmeden otobüste kaldım. Son duraklardı bunlar son 3. durağa geldiğimizde Nefesim kesildi, farkında olmadan nefes almayı bırakmıştım. Burası orasıydı yılardır gelmediğim o sokak. 15 yaşındaki Baharın büyüdüğü sokak, Ayaz’ın beni bırakıp gittiği sokak, yemek için çöpleri karıştırdığım sokak.
Ve evet indim bu durakta neden olduğunu bilmiyorum ama içimde buraya gitmem gerektiğimi söyleyen hisler vardı. Yılar sonra buraya gelmek. beni garp duyguların esiri yaptı. Normalde ağlak biri değilimdir hatta toplasınız hayata 3-4 kez ağlamışımdır ama şimdi nedense gözlerim doldu, deli gibi ağlamak istiyordum. Canım yanıyordu hem de çok, buralar hiç değişmemişti. Anılarım gözlerimin önüne gelince daha kötü oldum. Olduğum yerde hiçbir şey yapmadan duruyordum. Etrafta nerdeyse hiç kimse yoktu, buralarda zaten sabahları fazla insan olmaz asıl gece başlar burada hayat.
Yanıma bir köpek yaklaştı aç olduğu çok anlaşılıyordu, 2 tane poğaça almıştım, bir buçuk poğaçayı ona verdim tahmin etiğim gibi acıkmıştı. İştahla yedi, başını okşadım. Açlığın nasıl zor bir şey olduğumu bildiğimden ben biraz daha aç kalabilirdim ama o daha fazla dayanamayacak gibiydi.
Yürümeye başladım nereye gideceğimi bilmeden yürüdüm anılar canlanıyordu gözümün önün de
“Bahar ileride çok paramız olacak seni buradan çıkarıcım, mutlu olman için elimden ne geliyorsa yapı cam. Evimiz olacak iki katlı müstakil bahçesi olacak, salonun camdan bahçeye açılan kapısı olacak, senin odan en büyük olan soft renklerde sen istediğin gibi dizayn edebileceksin ”
“ Havuzu da olsun mu “
“Olsun”
“Mutfak salonla birleşik olsun”
“Olsun”
“ Şöminemizde olsun mu”
“sen nasıl istersen öyle olacak Baharım”
“Ayaz bana hiç kimse kitap okumadı biliyor musun bana masal anlatı mısın”
“Hayır” Ertesi gün elinde 2 roman kitabı ve 1 tane masal kitabıyla geldi RAPUNZEL
“Sana anlatamam ben masal bilmem Baharım ama sana okuyabilirim. Rapunzel iki kişinin kavuşmaları zor olsa bile tüm engelleri aşıp kavuşma hikayesini anlatıyormuş seversin diye aldım” O güm benim karnım yine doymuştu ama o kendi yemek parasını bunlara harcamıştı.
İşten eve dönerken iki adamın beni takip ediyordu. Bende ara sokaklara sapmıştım bana zarar vereceklerken Ayaz gelmişti “Ona dokunanı yaşatmam” diyerek adamları hastanelik etmişti. Eve geç kaldığım için beni aramaya çıkmıştı ve bulmuştu.
Ordaydım, Ayaz ile beraber yaşadığımız yere gelmiştim. Ayaklarım ben den istemsizce buraya gelmiştim. Her yer ilk günkü gibi aklımdaydı. Yılar olmuştu buraya gelmeyeli Ayaz buradaki her anımdaydı. Ayaz’ unutmuştum ama burası derinlerde kapanmadık yaramı deşiyordu. Buraya gelmek hataydı.
Tüm cesaretimi toplayıp tam girecekken içeriden Gelen sesleri duydum. Tanıdık bir sesti
“Çok şey var buralarda Yağız, böyle göründüğüne bakma neler neler yaşandı burada”
Ses çok tanıdıktı ama bir türlü çıkaramadım. Bugün de herkesin adı Yağız Şoförcü Yağız, gizemli Yağız. İçeride tahmini iki kişi vardı Bura da ne işleri vardı? Başka sohbet edecek yer mi yoktu? Buralarda çok abı var da ne demek? Ben bildim bileli burası terk edilmişti. Sadece bir ara Ayaz ile ben vardık .Büyük ihtimal bizden sonra birileri daha kalmıştı burada.
Daha fazla merakta kalmamak için girecektim kim olduklarını bilmeden ve buraya bizden sonra mı gelip gelmediklerini anlamadan içim rahat etmeyecekti.Tam girecekken telefonum titreşti sessizdeydi telefonum o yüzden titreşti ama çalmadı. Cebimdeki telefonu çıkardım ekrana baktım, ablam arıyordu. Şu an hiç sırası değil kapatım telefonu. Ardından tekrar ardı açmadım. Yine arayınca açmak zorunda kaldım. Normalde em fazla 2 kere arardı önemli bir şey olduğunu düşündüm
“Bahar ablacım acil gel” sesi ağlamaklı geliyordu ,korkuyor gibiydi .
“Abla iyi misin ne oldu “
“Değilim Bahar” Ağlıyordu hem de hüngür hüngür”
“Nerdesin, ne oldu”
“Karakoldayım birazdan sorguya gireceğim, Bahar ben bir şey yapmadım, bu polisler beni suçluyor , ben yapmadım diyorum sorgu diyorlarl”
“Abla ne karakolu, geliyorum hangi karakol” karakolun adını söyledi olduğum yerden koşarak çıktım.