Bölüm -1- O Kızın Gözleri, Benim Belam
Kız bi geldi, sanki dünya sustu. Ben ağayım, ama onun gözlerinde diz çöktüm. Adı Elif. Babası holding sahibi, kendisi kahkaha atsa borsa dalgalanır. Ben mi? Miran. Babamdan kalan toprakla, anamdan kalan gururla yürürüm. İstanbul’a sırf onun için dayandım. O bana bakarken arkasında koskoca holding var. Ben bakarken arkamda 3 bin kişi, 6 traktör, 2 kalaş var.
İlk karşılaştığımızda öylece baktı. Ne selam verdi, ne tebessüm. Sanki ben görünmezmişim gibi. Ama işte o an dedim kendi kendime: “Bu kız alınacak. Ya gönlüyle ya da kaderiyle.”
Elif’in yanında sürekli tip tip çocuklar. Üstleri başları marka. Saçları kuaförden yeni çıkmış gibi. Ama o çocukların hiçbirinin kalbi çamur görmemiş. Benim kalbim her sabah toprakla uyanır, her gece yıldızlara bakar. Aramızda dağlar var, ama ben o dağları aşmak için doğmuşum.
Bir gün dedim ki kendi kendime: “Ağa olmak kolay. Bir kızı alabilecek misin, onu göster.” Çünkü adamlık, silahla değil; yürekle kazanılır.
Elif, bana ilk kez bir bakış attığında içinde küçücük bir merak gördüm. Hani bir kız sana bakar ama gözleriyle dalga geçer ya... İşte o bakışa karşılık, ben diz çökmedim. Sadece hafifçe başımı eğdim ve dedim: “Senin soyadın bittiğinde, bizimki başlar.”