YENİ OYUN

All Rights Reserved ©

Summary

"Onların Fısıltısı” kitabının karanlık devamı niteliğinde olan Yeni Oyun, Ayşe’nin peşini bırakmayan doğaüstü varlıklarla sürükleyici mücadelesini anlatır. Bu kez sahneler daha tekinsiz, daha karmaşık ve daha kanlıdır. Oyun başlamış, kurallar çoktan yazılmıştır: Kaçış yoktur, sadakat zorunludur, sona kalan gerçeği görecektir.

Genre
Horror
Author
Tc
Status
Complete
Chapters
15
Rating
n/a
Age Rating
18+

BAŞLANGIÇ YOKLAMASI

Ayşe gözlerini açtığında bir hastane odasındaydı. Bembeyaz duvarlar, floresan ışıklarının uğultusu ve damarına bağlı serum… Başını çevirdiğinde kendini steril bir yatakta buldu. Kalbi deli gibi çarpıyordu.

“Rüya mıydı?..” diye mırıldandı.

Ama değildi. Avucundaki yara hâlâ oradaydı. Cam parçasının açtığı kesik kapanmamıştı, taze kan izleri vardı. O an boğazına düğümlenen o uğursuz kahkaha kulaklarının içinde yeniden yankılandı:

“Oyun bitti… ya da belki, yeni başlıyor.”

Ayşe aniden doğruldu. Etrafa bakındı. Yanında kimse yoktu. Odaya karanlık çökmüş gibiydi. Oysa dışarıda gündüz olmalıydı. Pencereyi açtı, gökyüzüne baktı. Güneş yoktu. Saatine uzandı: ibreler dönüyordu ama saat sürekli 00:00 gösteriyordu.

Birden kapı açıldı. İçeri genç bir hemşire girdi. Elindeki dosyayı kontrol ediyordu. “Ayşe Çelik, 26 yaş. Travma sonrası şok… Evet, evet, toparlıyorsun.”

Ayşe yutkundu. “Ben… buraya nasıl geldim?”

Hemşire kafasını kaldırmadan konuştu: “Seni boş bir arazide baygın bulmuşlar. Ambulans getirmiş.”

Ayşe’nin gözleri kocaman açıldı. Boş arazi… Hatırladığı en son şey, o devasa kapının ardındaki ışığa yürümekti. Oyun bitmişti. Ama buraya nasıl gelmişti?

Tam soracaktı ki hemşire gözlerini kaldırdı. Ayşe’nin içi buz kesti. Çünkü hemşirenin yüzü yoktu. Dudak, burun, göz… hiçbir şey yoktu. Sadece düz bir yüzey.

Ayşe çığlık atarak geriye fırladı. Serum şişesi devrildi, cam kırıldı. Hemşire başını yana eğdi. Boş yüzünden bir ses yankılandı:

“Yoklama vakti…”

O an odanın ışıkları patladı. Karanlık tüm odayı sardı.

Ayşe’nin yatağının ucunda dört kişi belirdi. Hepsi yüzsüz. Bedenleri normaldi ama kafalarının olduğu yerde düz, beyaz bir boşluk vardı. Ellerinde eski defterler tutuyorlardı. Defterlerden biri açıldı, Ayşe kendi ismini gördü.

AYŞE ÇELİK – OYUNDA

Ayşe’nin boğazı düğümlendi. “Hayır… hayır, bu bitti!”

Yüzsüzlerden biri başını salladı. Sesleri aynı anda çıktı, binlerce yankıyla:

“Hiçbir oyun bitmez. Sadece yeni bir tur başlar.”

Defterlerin sayfaları çevrildi. Yeni isimler yazılıydı. Tanımadığı kişiler… ama gerçekti. “Yasemin Kaya… Ömer Aslan… Burak Demir…”

Ayşe’nin gözleri yaşlarla doldu. “Onları da mı…?”

Sesler koro halinde cevap verdi:

“Oyuna dahil.”

Birden kapı aralandı. İçeri iki güvenlik görevlisi girdi. Ama onlar da yüzsüzdü. Kollarından tuttu, sürükleyerek odadan çıkardılar. Ayşe çığlık atıyordu, koridor bomboştu. Duvarlardaki tüm kapılar açılmış, içeridekilerin çığlıkları yükseliyordu.

Ama en kötüsü şuydu: Çığlık atan yüzler ona yabancı değildi. Selin, Bora ve Deniz… Hepsi odalarda zincirlere vurulmuştu.

Ayşe’nin dizleri çözüldü. “Hayır… siz ölmüştünüz…”

Selin’in sesi yankılandı: “Oyun asla ölümü kabul etmez…”

Koridorun sonunda büyük bir gong çaldı. Tüm ışıklar aynı anda yanıp söndü. Ardından o çocuğun kahkahası yeniden yükseldi. Bu sefer daha netti, daha güçlüydü.

“Herkes yerini alsın… yeni oyun başlıyor!”

Ve Ayşe, karanlığın içine sürüklendi.