Sahir ve Aşeka ilk tanışma
Sahir fark etmişti yavaş yavaş geleni...
Sonra Aşeka da onu sürükledi böylesine bir hikayeye... belkide Sahir öyle olmasını istedi.
Aşeka masumdu öyle sessiz kaçışları ve öyle güzel dünyası vardı ki Sahir sanki daldı rüyaya kaçmak ve kalmak arasında olan bir arafta. İlk gün hatta ilk bir kaç gün Sahir anlamadı ama bu belirsizlik onu da aldı götürdü, gündüzün uğramadığı gecelerin karanlığına...zaten böyle başlamıştı bu takıntılık onda...
Derviş sözü gelir akla:
Gerçeğin belli olduğu yerde gelecekten sessizce umut beklemek ne hoştur ama yine de sus gönlüm...