Create New List
Share with your friends
Customize readability

Günah Manifestosu

All Rights Reserved ©

Summary

Yıl 1982 Manisa , Manisa'nın küçük bir köyünde Sultan Altınışık ve Muzaffer Altınışık çiftinin ikinci çocukları dünyaya geldi. Sultan doğum yaptığında yanında ne bir doktor ne de bir kadın vardı. Muzaffer dine sıkı bir şekilde bağlı olduğundan oğlunun imamlar ve Kuran eşliğinde doğmasını istemişti. Sultan her ne kadar istemese de Muzafferin inatçı ve sert kişiliğinden dolayı bu duruma karşı çıkamadı. Serhat geliri iyi olan bir ailede dünyaya gelmişti. Her ne kadar ailesinin durumu iyi olsa da Serhat çocukluğunu hiçbir şekilde rahat yaşayamadı. 5 yaşına geldiğinde baba zoruyla Kuran okumayı öğrenmeye başladı. Yaşıtları ve mahalle arkadaşları köyün okuluna gidiyorken , dini baskılar altında kalan Serhat gidemiyordu. Öyle böyle çocukluğunu atlatıp ,üniversiteye başladı. Orada Sevgi adında biriyle tanıştı. Sevgi onun kader arkadaşı olmuştu , küçüklükten beri uzakta bırakılan birini hayatta tutmayı başarmıştı. 2000 yılında evlenme kararı aldılar ve 2003 yılında kızları Ayça dünyaya geldi. Bundan sonra Serhat ve ailesinin içerisine gireceğiz ve aileden biri gibi olacağız. Bu hikayede geçen hiçbir karakterin ve olayın gerçek hayatla bir alakası yoktur.

Genre
Thriller
Author
TAK
Status
1yr ago
Chapters
8
Rating
n/a
Age Rating
16+

Kayboluş

( Bu yazıların hepsi , Serhat’ın her gün düzenli bir şekilde yazdığı günlüğünden alıntıdır.)

İkindi vakti yine bir otopsi geldi. Maktül kadındı ve saatlerce sert bir cisimle dövülmüş , sırtına ve bacaklarına kırbaç gibi bir cisimle saldırılmıştı.

Raporumu yazdım ve tam kapımdan çıkıyorken danışmanın oradan bağırma sesleri gelmeye başladı. Ses gittikçe artıyordu , pek ciddiye almadım tabii burası adli

tıp. Her gün aileler büyük bir acıyla kapımıza dayanır ” Nasıl öldürülmüş” diye önümüzde ağlarlar . Bazen ağlayanlardan biri katil çıkardı , bazen maktülün en yakını.

Yaptığımız iş normal değil ki , her gün farklı bir cinayetle karşı karşıyayız .

Neyse asıl olaya döneyim şimdi. Koridordaki ses gittikçe artmaya başlayınca bir göz atayım dedim. Kızını kaybetmiş bir annenin acı dolu çığlıklarıydı , hepsi babasının suçu diye feryat ediyordu. Koştum hemen tutamadım kendimi , güvenliklerde kadına sert davranıyordu hepsi vicdansız insanlar zaten...

Kadını alıp binanın arkasındaki bahçeye çıkardım biraz konuştuk. Kocasının dine çok sıkı olduğunu söyledi. Kızının sanırım erkek arkadaşı varmış ve babasının arkadaşları onları sarılırken görmüş. Bunu duyan baba nasıl kız arkadaşın olur diyerek kızını saatlerce dövmüş , kız hayatını bir dini görüş sebebiyle kaybetmişti.

Eve geçtim , bu olay o kadar kafama takılmıştı ki gece uyuyamadım bile. Yanıma aldığım dosyaları incelemek için çalışma odama geçtim. Elimde henüz savcılığa gönderilmemiş 6 rapor vardı ve işin garip tarafı bunların beşi kadın cinayetiydi. Hepsinin raporunda sert bir cisimle darp ve kırbaç tarzı ince ve keskin bir aletle oluşmuş mikro kesikler mevcuttu. Maktüllerin doğum belgelerini inceledim , hepsi aynı köyde doğmuşlardı. Kısacası bu artık bir cinayetten fazlasıydı , işin içinde bir örgüt vardı. Ne yapıp ne edip o köye gidip araştıracaktım. Ertesi günü haftalık iznimi aldım ve arkadaşım Harun ile Manisa’ya yola çıktık. Bu arada Harun , Ankara’da bir komiser. Kendisi asayiş şubede olsa da bu tarz bir dosyada fazlasıyla yardımı dokunacaktı.

Her neyse 3-5 saatlik bir yolculuğun ardından varmıştık Manisa’ya. Bir gün şehir merkezinde kaldık. Sağ olsun Harunun arkadaşları çokça yardım ettiler , karşıladılar bizi. Bu köyü araştırmak için 6 günüm kalmıştı o yüzden kahvaltımızı yapıp hızlıca yola koyulduk. Bende o sırada Harun’a bu dosyaların özetini geçtim. Köy şehir merkezinden oldukça uzakta kalan bir yerdeydi. Oraya gidip 6 gün nerede kalacağız ne yiyeceğiz diye düşünüp durduk tüm yol boyunca.

Uzun süren yolculuğun ardından köye giriş yaptık . Yolda dikkatimi çeken bir şey vardı , sanki köyün tabelası yeni gibiydi. Yollar yenilenmiş bir değişime girmişti. Sıradan bir köy havası yoktu kısacası , özellikle şehir merkezine olan uzaklığını düşünürsek oldukça gelişmişti.

Köye ilk adım attığımızda garip bir sessizlik vardı. Normalde köy dediğin yerde sabah horoz ötüşü, çocuk sesi, köpek havlaması eksik olmaz. Ama burada, sadece rüzgârın hışırtısı ve uzaklardan gelen garip bir ilahi gibi mırıldanma vardı. Sanki herkes aynı anda nefesini tutmuş bizi izliyordu.

Harun hemen fark etti:“Serhat, farkında mısın? Sokakta kimse yok, ama perdelerin arkasında gölgeler var. Bizi süzüyorlar.”

Köy meydanına geldiğimizde tam ortada kocaman, beyaza boyanmış tahta bir direk vardı. Direğin etrafında kırmızı ipler ve siyah bez parçaları asılmıştı. Yalnız bezlerin üzerinde garip işaretler vardı: haç gibi ama ters dönmüş, Arap harflerini andıran ama yamultulmuş figürler.

Köyün muhtarıyla buluştuk. Adam 60 yaşlarında, gözleri kupkuru, yüzü duygusuzdu. Bizi görünce hafifçe gülümsedi, ama o gülümseme insana huzur değil, mide bulantısı veriyordu.“Hoş geldiniz. Misafirimizsiniz. Burada kalacaksınız. Yatacak yeriniz hazırlandı.”

Köydeki kadınların yüzleri gözüme çarptı. Hepsi uzun siyah tülbentle kapalıydı, sadece gözleri belliydi. Ama gözler… Allah kahretsin o gözler! Çoğu kocaman morluklarla doluydu, bazıları sürekli yere bakıyordu. Erkekler ise kısa sakallı, aynı kıyafeti giyiyordu: beyaz gömlek, siyah pantolon. Sanki tarikat üniforması gibiydi.

O gece köyde ilk kaldığımız evde yemek verdiler. Yemekler çok garipti. Çorbada ekşi bir tat, pilavın içinde bilmediğim siyah taneler vardı. Harun kulağıma eğildi:“Bu yemek… bana kurban eti gibi kokuyor.”

Gece yarısı uykumdan bir inilti sesiyle uyandım. Harun’u dürttüm, pencereye çıktık. Meydanın ortasında direğin etrafında 30-40 kişi toplanmıştı. Ellerinde çıralar vardı, hece hece garip mırıltılar söylüyorlardı. Ne dediklerini tam anlamıyordum, kelimeler bozuk Arapçaya benziyordu ama sanki bilinçli olarak yamultulmuştu. Ve tüm köy aynı anda söylüyordu, tek bir ağızdan.

O an ürperdim. Harun’un gözleri kocaman açıldı, ama hiçbir şey söylemedi. Çünkü söyleyecek hiçbir şey yoktu. Bildiğin dini bir ayinin ortasındaydık çünkü , ne yapacağımızı bilemedik.

Ardından kapımızı biri çaldı ve içeri girdi , bize ibadetten sonra yemek dağıtılacağını söyledi ve onların ibadetlerini izlememizi istedi. Harunu kendine getirdim , ceketimizi aldık ve dışarı çıktık.

Let TAK know what you thought about this chapter!
Love this

1

Love this

Funny

0

Funny

Spicy

0

Spicy

Suspenseful

0

Suspenseful

Emotional

0

Emotional

Profound

0

Profound

Heartwarming

0

Heartwarming

Shocking

0

Shocking

Good Writing

0

Good Writing

Compelling Plot

0

Compelling Plot

Great Character

0

Great Character

Strong Dialog

0

Strong Dialog

Further Recommendations

PARIS IN THE DARK

Hester: Very good, was short too the point , not lingering on the abuse, pity you didn’t let him step in earlier knowing the abuse was happening, but this is almost real for some women who have gone through it, just wish they could all have a princess at te end of thete tunnel

Read Now
Married by Fate

Bargara4670: This is a real feel-good love story. I enjoyed it very much. I'll certainly read more by this author.

Read Now
Silver's Second Chance

Ashley: I enjoyed the story. It was a short one so the fast pace fit. I think something should be put in to show a time jump between paragraphs like a "****" just to make it easier to follow when we skip to the next day week or month. Over all a good read.

Read Now
THE WOMAN HE BOUGHT

jonahlee: at first i though it was a historical romance but realized it was a modern novel.I loved it ,great storyline

Read Now
Nothing Between Us

Claudia: Chat gbt recomandationEasy to read, catching, funny, relatable.

Read Now
Off limits to fate, My Alpha, my sin

Sherry: An excellent story and well written.

Read Now
Light at the End of the Track

Sarah Widdecomb: I loved it. It’s very well written and kept me captivated while wondering what was going to happen next.

Read Now
The Grumpy Next Door

Jkind12: Amazing story. Loved Suzy and Logan. A fairy tale ending is really great .

Read Now
The Mafia's Chef

Little Shri: This was such an entertaining read! Estelle and Carlos have a fascinating dynamic, and I loved the mix of romance, danger, and suspense throughout the story. Estelle’s situation pulled me in, and Carlos’s dark, obsessive personality definitely adds intensity to their interactions. The mafia setting,...

Read Now