Chapter 1
BÖLÜM 1
Sabah mıydı yoksa gece mi kestiremiyorum. Ormanın içindeyim , sis var ve hava yağmur sonrası taze yaprak , toprak kokusuyla dolu. Koşmaya başlıyorum nereye gittiğimi bilmiyorum ama ayaklarım çıplak ve ayak tabanlarımda çamurun o kıvamlı yapısını hissediyorum. Dengemi kaybetmemek için büyük çaba sarfediyorum . Arada arkama bakıyorum. Birinden mi kaçıyorum ya da vahşi bir hayvandan? Tekrar arkama baktığımda ayağım kayıp yüz üstü çamura düşüyorum.Başımı hafif kaldırdığımda Birinin ayaklarının önüne mi düştüğümü farkediyorum. Biri önümde duruyor ve o anda içimi büyük bir korku kaplıyor . Başımı yavaşça kaldırmaya başlıyorum ve ciğerlerim birden oksijen yerine sanki asit solumuşum gibi yanmaya başlıyor. Acı acı öksürürken önümde duran kişinin de bana doğru eğildiğini hissediyorum. Tam gözleriyle buluştuğumda gırtlaktan gelen soğuk bir ses çıkıyor ağzından " Sobe!".
Gözlerimde bir anda bir ışık patlaması oluyor ve uyanıyorum. Sanki yıllardır bir mağaranın içindeymişim de ilk defa gözlerim güneş ışığına maruz kalmış gibi yanıyor. Ellerimle gözlerimin üzerine siper oluşturuyorum ama hala herşey çok parlak .
- Uyandın demek ?
Sesin geldiği yöne doğru gözlerimi zorlukla aralıyorum ve yavaş yavaş görmeye başlıyorum. Camın önünde uzun boylu açık tenli, saçları hafif dağınık ve kahverengi tonunda bir adam var ve sanırım perdeyi açarak güneşle aramda tatsız bir münasebet geçmesine sebep oldu. Bu kişiyi daha önce tanıdığımı hiç sanmıyorum. Bir an içimi bir ürperti kaplıyor ve yattığım yerden doğrulup üzerimdeki battaniyeyi kollarımın arasına doğru toplayıp kendime siper ediyorum.
- Daha iyi misin ? diye soruyor bu defa ama ben iyi olup olmadığımı bilmiyorum. Hızlıca gözlerimle odayı tarıyorum. Sol tarafta odaya giriş kapısı bulunuyor ve onun hemen yanında orta boylarda iki kapılı bir giysi dolabı bulunuyor. Yatağın tam karşısında bir kapı daha bulunuyor ve orasının banyo olabileceğini tahmin ediyorum. Kapının yanındaki makyaj masası önünde bir puf bulunuyor ve sağ tarafımda boydan boya bir cam , önünde ise genişçe bir tek kişilik berjer bulunuyor. Camdan dışarı baktığımda doğa olabildiğince bana göz kırpıyor ve ormana bakış açıma bakılırsa sanırım ikinci veya üçüncü kattayım. Bu biraz korkutucu ama aynı zamanda güzel bir manzara . Umarım çok yüksekte değilimdir olurda kaçmam gerekirse ve kapıyı kullanamazsam camdan atlama olasılığım çok yüksek görünüyor. Tekrar aynaya dönüyorum ve birden nefes alıp vermem sıklaşıyor, kendimi boğulacakmış gibi hissediyorum. Zihnimin içi kapkaranlık bir uçurum gibi ve ben şuan uçurumun tam kenarındayım. Yüzümü , nerede olduğumu, nerede yaşadığımı, kim olduğumu ve en önemlisi adımı dahi hatırlamıyorum. Neye benzediğimi bile bilmiyorum. Nefes alıp vermem daha da sıklaşıyor ve ben ne yapacağımı bilmiyorum.
- Hey , iyi misin diyor yanımdaki tanımadığım adam, bir anda varlığını hatırlıyorum ve irkiliyorum. Bu kişi benim abim, kardeşim, kuzenim veya sevgilim bile olabilir ama ben hatırlamıyorum. Korkulu ve ağlamaklı bir ifadeyle sadece " Ben " diyebiliyorum ve devamını getiremiyorum. Ayakta duran adam gelip yatağın kenarına oturuyor ve bana dokunacakken kendimi geri çekiyorum. O da bu hareketimle irkilmiş olacak ki ellerini havaya kaldırıyor ve
- Sana zarar vermeyeceğim tamam mı? Bana ne olduğunu söyle .
- Ben ... hiçbir şey hatırlamıyorum .
- Hey tamam bak yüzüme bak . Ne hatırlamıyorsun?
Sorusuna karşılık birden bağırmaya başlıyorum
- Hiçbir şey hatırlamıyorum dediğimden neyi anlayamıyorsun?
Ellerimi saçlarımın arasında gezdiriyorum , derin nefesler almaya çalışarak ve beynimi bir şeyler hatırlamaya zorluyorum. Hadi ama hadi bir şey hatırlıyor olmalıyım. Yanımdaki adam elini göğsüne koyup
- Bak , benim adım Darian . Ve senin de adın Lenora.
Dönüp yüzüne bakıyorum söylediği isimler bana hiçbir şey çağrıştırmıyor. Sonra birden ağlamaya başlayıp yataktan kalkıyorum ve odanın içinde turlamaya başlıyorum. Ellerimi saçlarımda gezdiriyorum, kendi kendime konuşuyorum ve boynumu tutuyorum sanki nefes alması kolaylaşacakmış gibi. Hiçbir şey hatırlamıyor olmam beni felakete sürüklüyor sanki. Odanın duvarları üzerime gelmeye başlıyor, sanki odada sıkışıp kalacağım ve beni kimse çıkaramayacak gibi hissediyorum.
-"Bak sakin ol tamam mı ? Gel otur ve sana her şeyi anlatayım, eminim hatırlayacaksındır.” diyor tanımadığım ama adının Darian olduğunu söyleyen adam. Ona bakıyorum bu adamı hatırlamıyorum ve burada olmak beni korkutuyor. Kafamı çevirip kapıya bakıyorum durum analizi yapıyorum ve buradan kaçmak isityorum. Bir anda Kapıya doğru yönelip hızlıca kapıyı açıyorum, odadan çıkıyorum tam karşıda merdivenler var ve var gücümle koşmaya başlayıp bir yandan da kendi kendime söyleniyorum. " Hayır hayır bu gerçek olamaz rüyadayım ben herşeyimi unutmuş olamam hayır". Darian arkamdan sesleniyor ve bana yetişmeye çalışıyor
- Bekle ,Lenora bekle.
Hızlıca merdivenlerden inmeye devam ediyorum. Bu evden hemen çıkmam gerekiyor. Darian birilerine sesleniyor ve doktoru aramaları gerektiğini söylüyor. Merdivenlerden 2 kat indiğimde genişçe yuvarlak bir koridora çıkıyorum ve karşımda kocaman çift kanatlı bir kapı beliriyor. hiç düşünmeden kapıyı açıyorum, kendimi dışarı atıyorum ve önümdeki birkaç mermer basamaklı merdiveni iki adımda zıplayarak bahçeye iniyorum. Arkamdan bana sesleniyorlar ama dönüp bakmaya hiç niyetim yok . Olanca gücümle ormana doğru koşuyorum ve çevre de birkaç insanın durup bana bakışını seziyorum ama umrumda bile değil .Buradan ne kadar uzağa gidersem benim için o kadar iyi olabileceğini düşünüyorum. Ormana bir kaç adım kala birden gözüm kararıyor ve herşey karanlığa bürünüyor.