Koruyucular'a hoşgeldin Kadir
-Koruyucular'a hoşgeldin Kadir-
(Sabah güneşi yavaşça odaya dolmaya başlamıştı günün sessiz başlangıcı çalan alarmla bozuldu)
Kadir:( yataktan kalkmadan elini uzatıp alarmı kapattı) hah... Yine okul... Ahhh... Çokkkkk sıkıcı...
Burcu:( mutfakta kahvaltıyı hazırlıkken Kadir'e seslendi) Kadirrr... Hadi kalk Sabah oldu... Okul zamanı...
Kadir:( yatağından kalkıp banyoya girerken mızmızlandı) okul zamanıymış... Hatırlattığın için sağol anneciğim...
Burcu:( mutfaktan Kadir'i duyunca sesini yükseltti) mızmızlanmayı kes... Çabuk gel geç kalacaksın...
Kadir:( üstünü giyerek mutfağa girdi) tamam... Tamam kızma geldim... Saat daha erken acele etmeye gerek yok...
Burcu:( saatte bakıp Kadir'e döndü) neresi erken beyefendi?... Dersin başlamasına 45 dakika var çabuk yemeğini ye...
Kadir:( yemeğini yerken konuştu) bişey... Olmaz ki... Koşarak okula... 5 dakikada varırım...
Burcu:( Kadir'in sorumsuz tavrın karşısında sinirlendi) öncelikle ağzındakini bitirip konuş... Okul konusunda... Sakın koşarak acele etmeye çalışma bu çok tehlikeli ne olacağını bilemeyiz...
Kadir:( yemeğinden son lokmasını da alıp hızla ayağa kalktı) korkma anne... Ben artık çocuk değilim bişey olmaz...
Burcu:( Kadir'in tavrına karşılık derin bir iç çekti) haa... Biliyorum ama yinede dikkatli ol...
Kadir:( çantasını kapıp annesinin yanına geldi ve onu yanağından öptü) tamamdır... Bana bırak... Bay dikkatli yollarda...
Burcu:( Kadir'in şakası ile gülümsedi ama sonrasında bir kaşını kaldırdı) Kadir... Bişey unutmadın mı?...
Kadir:( tam kapıdan çıkacakken derin bir iç çekip içeri girdi) bu seferlik takmadan gitsem... Söz veriyorum bir yere dokunmayacağım...
Burcu:( Kadir'in yalvaran gözlerine bakıp endişe ile gülümsedi) üzgünüm Kadir ama mecbursun... sadece çevresindekiler için değil senin için de endişeleniyorum...
Kadir:( annesinin endişe etmesinden dolayı isteksizce eldiveni alıp taktı) tamamdır... Sanırım bir süre daha takabilirim... Sonuçta ömrümün tamamını bununla geçirdim... Bişey olmaz...
Burcu:( Kadir'in üzgün yüz ifadesini görünce ona doğru adım attı) Kadir... Gerçekten çok üzgünüm...
Kadir:( kapıyı açıp gülümseyerek annesine baktı) önemli değil... Sen üzülme yeter... Hadi görüşürüz...
Burcu:( Kadir'in el sallayarak çıkışını izlerken endişeyle gülümsedi) artık onu kontrol etmek çok zor... Büyüyor...
Kadir:( evden çıkıp uzaklaştı artık ev görüş alınından kaybolduğunda hemen eldiveni çıkarıp çantasına koydu) bugünlük takmasam bişey olmaz bence... Annem hep çok tehlikeli diyor ama bence sıkıntı yok... Sanki ben canavarım birine dokunsam ne olabilir ki?... Sadece abartıyor...
(Koşarak okula doğru yol aldı. Okula yaklaşırken bir caddeden geçmesi gerekiyordu. Herr ne kadar yayalar için kırmızı yansa da işareti umursamadan yola atladı. Aniden üzerine gelen arabayı görünce korkuyla olduğu yerde donup kaldı. Refleks olarak elini uzattı)
Kadir:( korku ile Arabanın ona çarpmasını beklerken elindeki acıyla kendini yere attı) elimmm... Elim... Elim... Çok acıdı... Çok acıdı...
(Kafasını kaldırıp çevresine baktığında şok oldu. Çevresindeki herkes Durmuş Kadir'e bakıyordu. Kadir ne olduğunu anlamaya çalışırken az önce üzerine gelen arabanın karşısında durduğunu şoförün ise gözleri fal taşı gibi açılmış bir şekilde ona baktığını gördü.)
Kadir:( korku ile çevresine baktıktan sonra eline baktı) ben... Ben ne yaptım?... Hah... Hah... Ne... Ne oldu?... Neden bana bakıyorlar?... Korkuyorum...
(Korku ile titrerken aniden kendine geldi ve eve doğru koşmaya başladı)
Kadir:( yolda koşarken Kendi kendine mırıldandı) eve... Evet eve gitmeliyim... Annem... Annem ne yapacağını bilir...
(Korku ile eve geldi ve defalarca Zile basmaya başladı)
Burcu:( mutfakta bulaşıkları yıkarken yıkacakmışcasına kapıya vurulmasına sinirlendi ve kapıya yürüdü) geldim... Geldim... Sakin ol kapıyı kuracaksın sende kimsin?...
Kadir:( kapı açılır açılmaz gözyaşları ile annesine sarıldı) özür dilerim... Özür dilerim... Gerçekten öyle olacağını düşünmemiştim... Ben sadece... Özür dilerim...
Burcu:( Kadir'in elinde eldiven olmadığını ve kızardığını görünce ona sıkıca sarıldı) korkma... Tamam geçti... Sen yanlış bişey yapmadın...
Kadir:( yaşlı gözlerle annesine baktı) ben eldiveni çıkarmıştım... Karşıya geçmek istedim... Sonra... Sonra bir araba belirdi... Bişey yapmadım elim acıdı... Sonra baktım araba Durmuş herkes bana bakıyordu... Çok korktum...
Burcu:( Kadir'in olayı anlatması ile ona daha sıkı sarıldı ve onu sakinleştirmeye çalıştı) tamam... Tamam sakin ol geçti... Sanırım artık zamanı geldi...
Kadir:( şaşkın gözlerindeki yaşı sildi) neyi... Neyin zamanı geldi?...
Burcu:( Kadir'e bakıp gülümsedi) öğreneceksin... Ama önce biraz dinlen hadi gel bakalım...
Kadir:( annesinin yardımı ile nazikçe ayağa kalktı) ben... Özür dilerim... Dediğini yapmalıydım...
Burcu:( Kadir'i odasına götürüp yatağına yatırdı) önemli değil... Sadece bir süre... Karışık olacak...
(Kadir'i alnından nazikçe öpüp onu dinlenmesi için bıraktı ardından mutfağa gidip telefonu eline aldı)
Burcu:( bir süre telefonun açılmasını bekledikten sonra telefon açıldı) evet efendim... Sanırım zamanı geldi...
(Ve ardından telefonu kapattı)
Burcu:( ellerini Masaya koyup düşüncelere daldı) ayrılmak kolay olmayacak...
(Akşama doğru Kadir yattığı yerden kalktı)
Kadir:( yatağından doğrulurken vücudunda belli belirsiz bir enerji vardı) ahh... Başım hala ağrıyor... Anne... Anne nerdesin?...
(İçeriden gelen sesleri duyunca merak edip bakmak için yataktan kalktı)
Kadir:( içeri geldiğinde annesinin yanında oturan takım elbiseli adam ona döndü) merhaba... Tanışıyor muyuz?...
Sentinel:( Kadir'i görünce yüzünde bir gülümseme oluştu) demek uyandın Kadir... Benim adım Sentinel Tanıştığımıza memnun oldum...
Kadir:( Kadir şaşkınlıkla başını annesine çevirdi) şey... Bende memnun oldum ama... Anne...
Burcu:( içten bir gülümseme ile Kadir'e döndü) endişelenme Kadir... Bay Sentinel küçüklüğünden beri gücünü bilen biri... Bize yardımcı olacak...
Kadir:( tamamen annesine döndü) güç?... Ne gücünden bahsediyoruz?... Anlamıyorum...
Sentinel:( Burcu konuşacakken eli ile araya girdi) istersen ben anlatayım... Bak Kadir... Sen doğuştan eşsiz bir güce sahipsin fakat bu güç dengesiz ve tehlikeli bu yüzden yıllarca saklamaya çalıştık fakat... Artık bunu yapamayız bu yüzden seni daha rahat edebileceğin bir yere götürmeye geldim...
Kadir:( yüzündeki şaşkınlık öfkeye dönüştü) neden bahsediyorsun sen?... Saklamaya çalıştık mı?... Senin güvenlik önlemin yüzünden ben neler çektim haberin var mı?... Şimdi beni götürmekten mi bahsediyorsun?... Anne bu adam kim? Ve ne saçmalıyor?...
Burcu:( yüzünde endişeli bir ifade ile ona yaklaştı) bak Kadir... Anlıyorum yaşadığın şey kolay değil ve şuan olanlar karışık geliyor ama bana güven... Gitmek senin için en iyisi olacak... Artık büyüdün özgür olabileceğin bir yeri hak ediyorsun...
Kadir:( gözlerinde yaşlar birikmeye başladı) anne anlamıyorum... Ne özgürlüğü?... Ben zaten senin yanında özgürüm... Başka bir yere ihtiyacım yok...
Sentinel:( anlayışlı bir yüz ifadesi ile araya girdi) anlıyorum genç adam ama olması gereken bu burada kalarak sadece kendini değil anneni de zor durumda bırakabilirsin... Bunu istemezsin dimi?...
Kadir:( yarattığı sorunun farkına vararak sakinleşti) ben... Ben öyle olsun istemem... Bu güçler eğer anneme Zarar verecekse... Gelirim...
Burcu:( oturduğu yerden kalkıp Kadir'e sarıldı) bu ikimiz için de iyi olacak korkma ben hep burdayım... İstediğin zaman tekrar gelebilirsin unutma...
Sentinel:( Kadir'in omzuna elini koydu) annen haklı genç adam... Burası hala senin evin... Biz sadece senin okulunu değiştireceğiz...
Kadir:( aniden merakla Sentinel'e döndü) okul mu?... Nasıl bir okul bu?...
Sentinel:( önce Burcu'ya baktı sonra Kadir'e bakıp gülümsedi) kahramanlık okulu...
Kadir:( yüzünde çocuksu bir heyecanla ona döndü) şaka yapıyorsun dimi?... Ciddi misin sen?... Kahramanlık okulu mu?... Anne duydun mu?... Hep hayalini kurduğum şey... Öyle bişey gerçekten var mı?...
Sentinel:( burcu'nun gülümseyen yüzüne bakıp sonra tekrar Kadir'e döndü) elbette var sadece... Biraz gizli... Hadi git hazırlan geç kalmayalım... Bizi bekliyorlar...
Kadir:( arkasını dönmeden odaya doğru yürürken konuştu) hemen geliyorum... Sakın bir yere ayrılma... Bu harika be...
Burcu:( Kadir'in neşeli hâline bakıp gülümsedi) çocukluğundan beri bu anın hayalini kuruyordu... Heyecanına şaşırmamak gerekli... Haa... Sanırım bitti...
Sentinel:( Kadir'in odasının kapısına bakarken elleri belinde konuştu) evet bitti bundan sonrasını biz devralacağız... Herşey için teşekkürler bayan Aktaş... Sizin sayenizde Kadir'i yıllarca kontrol altında tutabildik...
Burcu:( yüzündeki gülümseme hafifçe hüzünlendi) benim için bir onurdu... Onunla harika 11 yıl geçirdim... Bir gününden bile şikayetçi değilim...
Sentinel:( hafif bir tebessümle ona döndü) bunu duyduğuma Sevindim bayan Aktaş...
Kadir:( içeriden heyecanla çıktı) evet hazırım... Çok bişey almadım lazım olmaz dimi?... Anne sen iyi misin?...
Burcu:( Yaşaran gözlerini sildi) bişey yok tatlım... Sadece... Çok hızlı büyüdün...
Kadir:( annesine sarıldı) anne deme öyle sanki ne oldu?... Geri geleceğim unuttun mu?... Hem ben sensiz yapamam ki...
Burcu:( Kadir'in sarılmasıyla hüzünle gülümsedi) geri geleceksin dimi?... Bekliyor olacağım... Tatlım...
Sentinel:( kapının önünde durup onlara baktı) hadi geç kalacağız... Uçağı kaçırmak istemeyiz...
Kadir:( daha da heyecanlanıp kapıya koştu) uçak mı?... Hayatımda hiç uçağa binmedim bu harika... Nereye gidiyoruz?...
Sentinel:( eliyle ona yolu açtı) sürpriz...
Kadir:( kapıdan çıkarken annesine el salladı) görüşürüz anne... Söz veriyorum ilk fırsatta uğrayacağım... Hadi ama biraz ipucu versen lütfen...
Sentinel:( Kadir'in yoğun ısrarına rağmen soğukkanlı kaldı) üzgünüm Kadir... Sürpriz sürprizdir...
Burcu:( yüzünde gülümseme ile Kadir'in giderkenki mızmızlanmasını izledi) bu çocuk hiç büyümeyecek...
(Sonrasında içeri geçti evin sessizliğine karşı derin bir iç çekti)
Burcu:( uzun zaman sonra ilk kez sessiz kalan eve baktı) ha... Bu kadar sessiz olmayalı çok uzun zaman oldu... Ne kadar zor bir gündü sanırım bir çayı hak ettim...
(Kendine bir çay demleyip masaya oturdu önce kendi bardağını doldurdu)
Burcu:( yanlışlıkla ikinci bardağı doldurduğunu fark edip durdu) dur ben ne yapıyorum?... Artık tek başımayım unuttum sanırım...
(Masaya iki damla gözyaşının düştüğünü fark edip gözünü sildi)
Burcu:( hızla kendini toparladı) ben... Ben... Onun yokluğuna... Nasıl alışacağım?...
(İstemsizce olduğu yerde ağlamaya başladı)
Burcu:( kendi kendine teselli edip gözyaşlarını sildi) huh... Alışmak zorundayım... Hem arada uğrayacak dimi?... Uğrayacaktır öyle dedi... O dediğini yapar... Ona güveniyorum...
( O sırada dünyanın öteki ucunda Amerika'nın San Diego eyaletindeki koruyucular üssünde)
Kadir:( ilk defa gördüğü bu yer karşısında şaşkındı) vay canına... Ne kadar büyük... Bahsettiğin yer burası mı?... Yani bundan sonra burada mı kalacağım?...
Sentinel:( Kadir'e içten bir gülümseme ile baktı) evet Kadir... Bundan sonra seni burada ağırlayacağız... Korkmana gerek yok büyük olabilir ama sade bir tasarımı vardır...
Kadir:( şaşkınlıkla etrafı inceleyen gözlerini Sentinel'e çevirdi) harika ötesi... Böyle bir yer sanki filmlerdeki gibi... Ahhh...
(Aniden üzerine gelen bir cismi tuttu)
Kadir:( iki eli ile tuttuğu şeye baktı ve bir dambıl olduğunu gördü) ha... Dambıl mı?... Bu nereden çıktı?
Noah:( tek kaşını kaldırarak ona baktı) hmm... Ölürsün sanmıştım ama iyi tuttun fena değil...
Sentinel:( karşıdan gelen 3 kişiyi işaret etti) tanıştırayım Kadir bunlar senin yeni ekip arkadaşların... Noah, Raphael ve Evan...
Raphael:( arkadan ağır adımlarla gelip elini Noah'ın omzuna koydu) hoşgeldin genç adam... Noah'ın kusuruna bakma o hep böyledir...
Evan:( ellerini göğsünde birleştirerek iç çekti) ne zamandan beri okul gezileri planlıyoruz acaba Sentinel?...
Sentinel:( kendinden emin bir şekilde bir adım ileri attı) hiçbir zaman çünkü bu çocuk buraya görmeye değil savaşmaya geldi... Tanıştırayım Kadir Levent Türkiye'den yeni üyemiz...
Raphael:( Türkiye lafına biraz ilgi göstermiş gibi bir adım çıktı) Türkiye mi?... Demek oradan eğlenceli duruyor...
Evan:( sinirle öne çıktı) ne saçmalıyorsun sen Sentinel?... O daha bir çocuk ve sen onu ekibe mi katıyorsun?
Sentinel:( yüzünde kendinden emin bir gülümseme oluştu) evet... Hatta onu ekibin bel kemiği yapmak istiyorum... Güvenin bana bunu kaldırabilecektir...
Noah:( Kadir'i baştan aşağıya süzdü) emin misin?... Gerçekten o kadar iyi mi?... Nelerin var?...
Kadir:( eliyle kafasını ovuşturdu) şey... Ben... Çok güçlü değilim aslında... Ben... Şey... Sadece...
Evan:( yüzünde aşağılayıcı bir ifade ile baktı) ha... Güçlü değilsen neden buradasın ki?... Buralar oyun alanı değil çocuk?…
Sentinel:( soğukkanlı bir ifade ile öne çıktı) sakin ol Evan... Kadir buraya oynamaya gelmedi ona biraz zaman ver yeter...
Raphael:( düşünceli bir yüz ifadesi ile ona baktı) senin birine güvendiğini ilk defa görüyorum... Sanırım bir süre idare edebiliriz...
Evan:( kabullenmeyen bir ifade ile Raphael'e döndü) ama Raphael o daha bir çocuk...
Raphael:(sakinliğini hiç bozmadı) sende öyleydin... Korkma ondaki potansiyeli görüyorum daha çok şey başaracak sadece biraz zaman lazım... Pekala genç adam rütben nedir?...
Kadir:( şaşkın gözlerle önce Raphael'e sonrada Sentinel'e döndü) ha... Şey... Ben asker değilim...
Noah:( tamamen şaşkın gözlerle döndü) dur bir dakika... Sen askerde mi değilsin?... Yuh... Direk yolda bulduğun çocuğu alıp geldin mi?...
Sentinel:( soğuk Bir ifade ile ona baktı) hayır onu yoldan bulmadım... Ve bulabileceğimi de sanmıyorum... Bundan sonra Kadir sizinle olacak... Onunla iyi anlaşın...
Evan:( şaşkınlıkla giden Sentinel'e seslendi) ciddi olamazsın dimi?... Hey... Bu... Ha... Gitti bile... Yine kendi bildiğini yapıyor... Bu adamı öldüreceğim en son...
Raphael:( yüzünde samimi bir gülümseme ile Kadir'e yanaştı) Evan... şimdilik isyan etmek anlamsız... Kadir henüz yeni geldi bir süre zaman verelim... Ekibe hoşgeldin Kadir... Tanıdığımıza memnun oldum...
Kadir:( Raphael'in içten gülüşü onu biraz olsun rahatladı) teşekkürler Raphael abi... Bende tanıştığımıza memnun oldum...
Raphael:( Kadir'in "abi" demesine karşı gülümsedi) bu kadar resmi olmaya gerek yok burada kimseye "abi" yada "abla" demek zorunda değilsin. Burada herkes eşittir...
Noah:( alaycı bir tonla konuştu) bana demesini istiyorum... Sonuçta ben ondan büyüğüm... Buna mecbur...
Kadir:( Noah'a doğru sinirle baktı) sana asla abi demem... Sen hak etmiyorsun
Noah:( sinirle Kadir'e döndü) haa... Sen kim olduğunu sanıyorsun?... Elbette ki abi diyeceksin velet...
Kadir:( yüzünde alaycı bir gülümseme ile ona doğru bir adım attı) ben Kadir... Tanıştığımıza memnun oldum prenses...
Noah:( Kadir'in "prenses" lafına kızıp ona doğru öfkeyle yürüdü) sen kime prenses diyorsun lan?...
Kadir:( Noah'ın üstüne yürümesi ile o da Noah'ın üstüne yürüdü) sana... Beğenmedin mi?...
Raphael:( didişen ikiliyi görünce öfkelendi) ikinizde ayrılın hemen... Madem bu kadar enerjiksiniz bu enerjinizi antrenmana saklayın hadi...
Kadir ve Noah:( ikisi de başını eğip özür diledi) özür dileriz...
(Başlarını eğip özür dilediler ama sonra yine başlarını kaldırıp birbirlerini süzdüler bunu gören Evan ve Raphael derin bir iç çekti)
Evan:( sinirle onlara baktı) cidden... Bir de bu ikisi ile mi uğraşacağız?... Haa... İçimden bir ses... Bundan sonra hayatımız çok yorucu olacak diyor...
Raphael:( ikiliye bakıp gülümsedi) sanırım öyle... Bundan sonra hayatımız baştan aşağıya değişecek...
(Dörtlü antrenman salonuna geçti ve birlikte kısa bir antrenman yaptı)
Kadir:( herkes dağıldıktan sonra kendi başına antrenman salonuna geldi) benden çok iyiler eğer onlara yetişmek istiyorsam daha sıkı çalışmalıyım...
( Aniden üzerine gelen bişey hissetti ve kendini son anda kurtardı)
Evan:( alevli tekmesinin boşa gitmesinin verdiği şaşkınlık ile ona baktı) ilginç kaçamazsın sanmıştım...
Kadir:( az önce ölecek olmanın verdiği korkuyla Evan'a baktı) Hah... Hah... Ne yapıyorsun?... Beni öldürmek mi istiyorsun?...
Evan:( yüzünde korkunç bir gülümseme ile ona baktı) yok maalesef öyle bişey yapamama izin vermezler ben sadece seni test ediyorum o kadar... Gördüğüm kadarıyla reflekslerin iyi seviyede...
Kadir:( gururlu bir şekilde ayağa kalktı) hehehe... Yani... Çok iddialı değil gibi durabilirim ama bende... Ahhh...
Evan:( Kadir'in böbürlenmesi üzerine karnına sert bir tekme attı) aaa... Afedersin... Çok iyisin ya kaçarsın sanmıştım... Tüh... Demek ki o kadar iyi değilsin...
Kadir:( karnını tutarak ayağa kalktı) hah... Hah... Yani... Sanırım hala acemiyim... Eğer yardımcı olursan belki... Öğrenirim...
Evan:( Kadir'in teklifi karşısında kaşını kaldırdı) sana öğretmenlik yapmamı istiyorsun?... Yok kalsın uğraşmam...
Kadir:( Evan'ın umursamaz tavrını görünce kendini toparladı) öğretmenlik değil... Sen bir komutansın dimi?...
Evan:( Kadir'in sorusuna şaşırdı) yüzbaşı... Ben bir yüzbaşıyım...
Kadir:( gülümsedi) Sen, Raphael ve Noah üçünüz de çok büyük komutanlarsınız... Yani bende sizin aranızdayım... Eee... Şimdi bende bu ekiptenim... Ama rütbem yok...
Evan:( Kadir'in lafları karıştıkça hafifçe sinirlendi) eee... Bunun konuyla alakası ne şimdi?...
Kadir:( Evan'ın sinirlenmesi üzerine hızlandı) yani... Ben acemi asker sayılırım... Bu yüzden beni eğitmeniz gerekir... Yoksa savaşlarda size ayak bağı olurum...
Evan:( düşünceli bir şekilde Kadir'e baktı) yani diyorsun ki... Ben senin komutanın olarak seni eğitmeliyim... Yoksa savaşlarda seninle uğraşmamız gerekecek... Öyle mi?
Kadir:( merakla Evan'ı cevabını bekledi) yani... En azından ben öyle düşünüyorum...
Evan:( aniden bir adım öne çıktı) pekala kabul ediyorum ama unutma... Ben kimseye acımam ağlayacaksan hiç başlama...
Kadir:( kararlı bir şekilde yumruklarını sıktı) söz veriyorum asla mızmızlanmayacağım... Kanımın son damlasına kadar savaşacağım...
Evan:( Kadir'in abartılı sevinci karşısında iç çekip güldü) savaşa gitmiyoruz antrenman yapıyoruz unutma... Neyse o zaman başla... 10 kilometre koşu... Marş marş...
Kadir:( Evan'ın söylediği yüksek rakamla şok oldu) NE?... kaç kilometre?...
Evan:( Kadir'i duymazdan gelip gözlerini kısıp ona baktı) ha... Bişey mi dedin?... Duymadım...
Kadir:( Evan'ın tepkisi ile hatasını anlayıp hemen kendini toparladı) yani... Emredersiniz komutanım...
( Kadir hızla koşmaya başlarken Evan ellerini göğsünde birleştirerek onu izliyordu. Öbür tarafta Raphael ve Noah yüksek bir yerden onlara bakıyordu)
Noah:( kaşlarını kaldırıp durumu inceledi) yani... Ne diyeceğimi bilemedim... Evan ve bir çocuğa antrenman yaptırmak... Böyle bir cümle kurmak imkansız gibi geliyor...
Raphael:( Evan'ın özlediği hâlini görmesi ile istemsizce gülümsedi) haklısın... Böyle bir anı görmeyeli yıllar oldu...
Noah:( Raphael'in sözleri üzerine ona döndü) geçen sefer yine reddetti dimi?...
Raphael:( buruk bir şekilde gülümsedi) evet... Yine...
Noah:( düşünceli bir şekilde sordu) bunla birlikte 9 oldu dimi?...
Raphael:( gülerek Noah'a döndü) hahaha... Aslında biliyor musun?... 10 oldu...
Noah:( tek kaşını kaldırdı) 10 oldu ve hala seni sevdiğini söylüyorsun... Sanki biraz fazla gizli bir sevgi ha...
Raphael:( tekrardan yüzünü dönüp aşağıdaki Evan'a baktı) evet... Eminim... Evan'ı anlamak hep çok zordu onun, sizin hatta benim bilmediğim sayısız sorunu var... Ona göre bana olan sevgisi yeni bir sorun ve ondan kaçıyor... Ama eminim... O da beni seviyor...
(Aniden bir öksürük sesi duyuldu ikili arkasını döndü)
Akio:( elindeki dosyayı sallayıp ikiliye baktı) yeni bir sorun var...
1. Bölüm sonu