to begin again : zm

Summary

Belamour, Zayn ile olan ilişkisinin artık bitmesi gerektiğini düşünür ancak Zayn onunla aynı fikirde değildir. Belamour’un yaptığı bir hamle Zayn’i ilişkiyi bitirmeye zorlar. Belamour’un bu hamlesi ikisini de derinden etkiler. (Türkçe)

Genre
Young Adult
Author
İrem
Status
Ongoing
Chapters
1
Rating
n/a
Age Rating
16+

Chapter 1

Zayn - to begin again ile okuyunuz

İlişkimiz, raydan çıkmış bir hız treni gibi kontolsüz ve yıkıcıydı artık.

İkimiz de zehirli bir sarmaşığa dolanmıştık ve kurtulmaya çalıştıkça dikenleri birbirimize daha çok batırıyorduk.

Ben o trenden atlamak, o sarmaşığı kökünden koparmak istiyordum ancak Zayn sona geldiğimizi kabullenmiyordu.

İlişkimiz bizi tüketiyordu özetle.

Birbirimize verdiğimiz zarar asla psikolojik zarardan öteye geçmemişti, fiziksel şiddetin pençesine ikimiz de düşmemiştik fakat psikolojik şiddet de en kötüsü değil miydi zaten?

Uzun zamandır, en zayıf yönlerimi bilecek kadar yakınım olan adamın beni en zayıf yönlerimden vuracak bir yabancıya dönüşmesine şahit oluyordum.

O da, uzun zamandır, en zayıf yönlerini bilecek kadar yakını olan kadının onu en zayıf yönlerinden vuracak bir yabancıya dönüşmesine şahit oluyordu.

Birbirimizi tüketmekten başka bir şey yapmıyorduk artık.

Ama onu hala çok seviyordum. O da hala beni çok seviyordu. Fakat bazen sevgi yetmiyordu. Birbirimize olan saygımızı kaybettikten sonra sevgi hiçbir şeyi kurtarmaya yetmiyordu ne yazık ki.

Ona bunu defalarca anlatmaya çalışmıştım ama ilişkimizi sonlandırma fikri onu delirtiyordu. Ayrılığı dile getirmeme bile izin vermiyordu.

Ancak bugün her şey, her zamankinden çok daha farklıydı. Bugün ipler tamamen kopmuştu artık. Benden vazgeçmesi için onun gözünün önünde başka bir adamı öpmüştüm.

Şimdi ise ikimiz de bir yıkımın içinde oturuyorduk. Kapının oradan bakıldığında kıyamet kopmuş gibi görünen odanın bir köşesinde ben oturuyordum bir köşesinde o...

Odanın içinde kırılmayayan sadece birkaç şey kalmıştı; yatak, gardırop, komodinler ve makyaj masası...Parfüm şişeleri, abajurlar, komodinde duran dün geceden kalma sürahi, sandalye ve hatta camın önünde duran berjer bile kırılıp etrafa saçılmıştı.

Öfkesi sadece eşyaları değil artık ilişkimizi de tamamen paramparça etmişti. Bu saatten sonra toparlanacak hiçbir şey kalmamıştı.

Yatağa yaslanmış, bacaklarımı kendime çekip kollarımı etrafına sarmış belki de iki saattir öylece oturuyordum yerde. Sert zemin kalçamı acıtmıştı artık ama kalbimin acısı daha ağır basıyordu, fiziksel acıyı hissedemiyordum bile.

Saatlerdir sessizce oturduğu köşeye baktım. Bir kısmı kornişten kopup sarkan perde açık pencereden esen rüzgarla estikçe onu kapatıyordu. O da öylece camdan dışarı bakıyordu. Perde hareket edince onu göremiyordum.

Derin bir iç çektikten sonra yutkundu ve dizlerinde duran kollarını dizlerinden çekip ellerini saçlarına daldırdı. Darmadağın saçlarını çekeleyerek düzelttikten sonra eliyle yerden destek alarak kalktı ve bana doğru yaklaştı. Başımı kaldırıp ona baktım. Tepeden bana bakıyordu.

"Tamam." dedi buz gibi gelen sesiyle. Onu tanıyordum, pes etmişti. Gözlerim dolarken yutkundum. "Ayrılalım. İkimiz de birbirimizi terk edeli çok olmuştu zaten."

Ayrılmak uzun zamandır benim de istediğim şeydi ancak bunu sesli olarak dile getirmek, daha doğrusu dile getiren kişinin o olması çok ağır gelmişti. Üstelik söylediği cümle de çok ağırdı. Ama doğruydu. Birbirimizi çoktan terk etmiştik. Şimdi ise bunu fiziksel olarak yapıyorduk.

Yataktan destek alarak ayağa kalktım. Aramızdaki mesafe biraz uzaktı.

"Şimdi ise bunu fiziksel olarak yapıyoruz."

Söylediği şeyle, aldığım nefes boğazıma takılmıştı. Zihnimi okumuş gibi, az önce düşündüğüm şeyi kelimesi kelimesine yüzüme söylemesi beni kahretmişti. Çünkü aynı şeyleri düşünecek kadar birbirimize uyduğumuzu bir kez daha fark etmiştim.

Fakat ne kadar uyumluysak o kadar da birbirimize göre değildik artık.

Yanağımdan bir damla yaş süzülürken acele ile başımı çevirdim yana ağladığımı görmemesi için ancak geç kalmıştım.

"Neden ağlıyorsun Belamour? Ayrılmamızı sen de istemiyor muydun?"

İstiyordum. Son zamanlarda en çok istediğim şeydi bu. Ancak ne olursa olsun hala deli gibi aşık olduğum adamdan ayrılmak, kelebeğin kozasından çıkıp onu sonsuza dek terk etmesi gibi hissettiriyordu.

"İstiyorum." dedim usulca ve yumruk yaptığım ellerimi rahat bıraktım. Tırnaklarım avcumu acıtmaya başlamıştı artık.

"Tek bir şey bilmek istiyorum."

Bana doğru yaklaşırken gözlerimin içine tutkuyla bakıyordu. Bilmek istediği şeyi biliyordum ve ona bu konuda yalan söyleyemezdim.

"Beni artık sevmiyor musun Belamour?"

"Seni seviyorum Zayn. Çok seviyorum hem de..."

Ona doğru birkaç adım atarken tereddüt etmedim. Uzanıp elini tutarken de diğer elimi göğsüne koyarken de gözlerimin içine bakıyordu.

"Ama ilişkimiz artık zehirli bir sarmaşık gibi, görmüyor musun? Bizi yavaş yavaş öldürüyor."

"Sorumlusu kim?"

Sorusuyla afallayıp bir adım geri çekildim. İlişkimizin bitmesinden beni mi sorumlu tutuyordu?

"İkimiz de hatalar yapmadık mı?" diye sorarken tedirgindim. Birbirimize karşı ölüm vuruşu yapmaktan korkuyordum.

"Yaptık. Ben hatalarımı kabul ediyorum."

Yutkundu ve iki parmağının tersiyle yanağımı okşadı. "Peki sen hatalarını kabul ediyor musun?"

Sessiz kaldım. Sonra ise dört gün önce ettiğimiz o büyük kavgada ilişkimizin bu hale gelmesinden onu sorumlu tuttuğumu hatırladım. İşine her şeyden çok önem verdiği için bu halde olduğumuzu söylediğimi hatırladım.

Oysa ki ikimiz de aynı müzik grubunda çalıyor, söylüyor, aynı kafede çalışıyorduk. Kavgalarımızın benim kıskançlıklarım yüzünden çıktığını o an fark ettim ancak bunu fark etmekte epey geç kalmıştım. Yolun sonunda ikimiz de birbirimize veda ediyorduk.

Başını salladı usulca ve "Ben de öyle düşünmüştüm." dedi yanımdan geçerken. Kapıya yöneldiğinde ona döndüm.

"Tek sorumlu ben miyim Zayn?"

Durdu ve yarım bir şekilde bana döndü. Önce birkaç saniye sessize bana baktı sonra ise bedenini tamamen döndürdü olduğum tarafa.

"Artık ne uğruna kavga edecek ilişkimiz var ne de kavga edecek kadar yakınım sana."

Sözlerini çok ağır seçiyordu, bilerek. Göz yaşlarım sicim gibi boşalıyordu yanaklarıma.

"İki yanlış bir doğru etmiyormuş Belamour. Ben de pes ettim, bu ilişki artık pozitif sonuç vermiyor, haklısın."

"Bilerek yapıyorsun." dedim ona doğru bir adım atıp işaret parmağımı onun olduğu tarafa doğru sallarken.

"Neyi bilerek yapıyorum?"

Tekrar bana doğru birkaç sarsak adım atmıştı.

"Bu ilişkinin bitiminden kendimi suçlamam için söylüyorsun bunları."

Yanıma geldi tekrar ve yüzümü ellerinin arasına alıp alnıma bir öpücük bıraktı. Bileklerine tutunmuştum.

"Gerçekler ortaya çıktığında herkes sonuçlar için kendini suçlar."

"Sen de kendini suçluyor musun?"

Sesim titremişti. Boğazım yanıyor, göz yaşlarımdan yanaklarım geriliyordu.

"Ben kendimi hep suçladım. Emin ol hiçbir zaman da kendimi affetmeyeceğim."

Alnımı çenesine yasarken gözlerimi kapattım. Onu çok seviyordum. Ama biz birbirimizi aşağı çekiyorduk. Birbirimizi özgür bırakmak zorundaydık.

Elini enseme koyup saçlarımı okşadığında başımı kaldırıp ona baktım. Elini tekrar yanağıma koydu ve eğilip dudaklarıma uzunca bir öpücük bıraktı. Hissettiği tüm kırgınlığı ben de hissettmiştim. Kırgın ama tutkulu öpücüğü hislerini ruhuma kadar iletmişti.

"Hoşçakal Amour."

Kapıya yaklaştığında onu bir kez daha durdurdum. "Zayn."

Bana döndüğünde gözlerine biriken yaşları gördüm.

"Birbirimizden ayrı bambaşka günlerimiz olacak. Nasıl, neden bilmiyorum ama...yeniden başlamak için deneyeceğimi biliyorum."

Ona açık bir kapı bırakıyordum ve onun da kapısını bana açık bırakacağını umuyordum. Bakışlarını yere düşürdükten sonra yutkundu ve sonra tekrar bana baktı.

"Ben birinden gittikten sonra kapıyı bir daha açmam Belamour."

Birkaç saniye gözlerimin içine baktıktan sonra hem kalbinin hem de odanın kapısını kapattı ardından.

*

Zayn;

Belamour;