Bölüm 1= İstenmeyen Sabah
Klasik, sıkıcı bir sabaha uyanmıştım.
Rutin işlerimi hallettim. Abimi uyandırmak için odasına gittiğimde orada yoktu. Bir an canım sıkılsa da üzerinde durmadım. Ayakkabılarımı giyip evden çıktım.
Okula geç kalmıştım. Saate baktım: 08.17.
Koşmanın bir anlamı yoktu; zaten ilk derse giremeyecektim. Ben de normal tempomda yürüdüm.
Otobüs durağında beklerken garip sesler duydum. İlk başta önemsemedim. Sanki biri dövülüyordu ama beni ilgilendirmezdi. Yine de sesler yükseldikçe içimde bir huzursuzluk oluştu.
Yanımdaki yaşlı teyze homurdandı.
“Gençlik bitmiş… Sokak ortasında adam dövüyorlar.”
Başımı çevirip baktım.
Uzun boylu, bordo formalı, gözlüklü bir öğrenci; Eunjang Lisesi’nden iki çocuğu yere sermişti. Hareketleri sakindi ama vurduğu her darbe netti. Çevresinde kimse yoktu, kimse yaklaşmıyordu.
Teyze ayağa kalktı.
“Ne yapmaya çalışıyor bu çocuk, öldürecek onları. Gidip kızacağım.”
Kolundan tuttum.
“Yapmayın. Serseriye benziyor, size de zarar verebilir. Görmezden gelmek daha iyi.”
İsteksizce yerine oturdu.
Ben ise gözlerimi ondan ayıramadım.
Neden bizim liseden birini döverdi ki?
Otobüs geldi. Başımı öne çevirip bindim. O sahne zihnimin bir köşesinde kaldı.
Eunjang Lisesi.
Kötü bir okul olduğunu biliyordum. Kavga, gürültü, sorun… Ama ben sadece derslerim için buradaydım. Çevren seni şekillendirir derler; ben buna hiç izin vermemiştim.
İlk derse geç kaldığım için ceza aldım.
Öğle yemeğinde abimin yanına oturdum. “Abi” dediğime bakmayın; aslında ikiziz. Benden birkaç dakika önce doğduğu için abi oluyor. Yeon Sieun.
Soğuk, sessiz, mesafeli. Ben de öyleyim. Tek farkımız, benim biraz daha duygusal olmam.
Abim tabağındaki eti bana doğru itti.
“Sen seversin.”
İtiraz etmedim.
Bir süre sessizlik oldu. Sonra bana baktı.
“Neden ilk derse geç kaldın?”
“Beni uyandırmadın. Otobüsü kaçırdım.”
“Sorumluluklarını bilmelisin. Her zaman seni uyandıramam.”
İç çektim.
“Hadi ama, neden hep böylesin?”
Cevap vermedi.
Bir süre sonra konuşma ihtiyacı hissettim.
“Otobüs durağında bir şey gördüm.”
Sessiz kalınca devam ettim.
“Uzun boylu, bordo formalı, gözlüklü biri… Bizim liseden iki kişiyi dövüyordu.”
Abim duraksadı. Bana baktı.
“Sana bir şey yaptı mı?”
Güldüm.
“Hayır. Zaten gıcık bir tipe benziyordu. Muhatap olmam.”
“Kavga etme. Belaya bulaşma. Dersine odaklan.”
“Bla bla bla,” dedim gülerek. “Zaten derslerime odaklanıyorum. Tek rakibim sensin.”
Burnunu hafifçe sıktım. Yemeye devam ettim.
Sadece onun yanında böyleydim. Diğer insanların yanında buzdan farksızdım.
Ertesi gün öğle yemeğinde, alışkanlıkla yine abimin yanına yöneldim.
Tam oturacaktım ki durdum.
Yanında üç kişi vardı.
Okulda adlarını duymayan yoktu. Fazla konuşan, fazla rahat, fazla kalabalık tiplerdi. Yanlarına oturmamakla oturmak arasında kaldım.
Abim bana baktı.
Bakışı kısaydı ama nettı: Gel.
İçimden bir şeylere söylenerek yanlarına oturdum.
Gerçekten garip insanlardı. Sürekli konuşuyor, gülüyor, birbirlerinin sözünü kesiyorlardı. Ben sadece dinledim. Alışık değildim.
Okul çıkışı eve dönerken bile bizimle geldiler.
İçlerinden biri gülerek konuştu:
“İkiz olduğunuz ne kadar belli. Aynısınız resmen.”
Cevap vermedim. Sadece yürüdüm.
Eve vardığımızda sessizlik karşıladı bizi.
Ailemiz vardı ama yoktu.
Akşam odamda ders çalışırken kapı çalındı. Abim içeri girdi.
“Yarın vaktin var mı?” dedi.
Şaşırdım.
“Neden? Bir yere mi gidiyoruz?”
“Arkadaşlarımla… yemek yemeye çıkacağız. Sen de gelir misin?”
Bir an durdum. Abim ilk defa kendi isteğiyle arkadaş edinmişti. Onu kıramazdım.
“Gelirim.”
Uzun zaman sonra yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
“Teşekkür ederim.”
O an fark etmemiştim ama…
ertesi gün, sandığımdan çok daha farklı geçecekti.
(İlk deneyimim kırıcı olmadan eleştirin💞🤏🏻)