1 BÖLÜM TANIŞMA
Gerçekten kendini tanıdığını düşünerek en büyük hatayı yapıyor insanoğlu. Kadın ya da erkek fark etmiyor. Çünkü çoğu insan, bildiğini sandığı şeylerin aslında kendisine ait olup olmadığını hiç sorgulamıyor. Toplumda dayatılan bir baskılama yüzünden insan, gerçekten ne istediğini bilmiyor. İstek sandıklarımız, çoğu zaman öğretilmiş beklentilerden ibaret oluyor.
Bilinmezlikler denkleminde kaybolurken buluyor kendisini ve hemen sonrasında ötekileştiriyor kendi kendini. Kendine yabancılaşan insan, başkasına da yabancı oluyor. Oysa aslında insan, insanı ötekileştiremez. Buna izin veren yine sensin. Sınırları çizen, kapıları kapatan, etiketleri yapıştıran sensin.
En güçlü yanınla henüz tanışmadın. Belki de bu yüzden rakamlara, sembollere, anlam yüklediğin döngülere tutunuyorsun. 777’liler, 666’lılar, falanlar fistanlar… Evet, hayatta bir alma–verme dengesi vardır. Çünkü Tanrı döngüyü sever. Karmalar, döngüler… Bunlar yaşamın parçalarıdır; tıpkı atomun olmazsa olmaz parçaları gibi. Hiçbiri tek başına anlamlı değildir ama birlikte bütünü oluştururlar.
“Ne istiyorsun?” sorusundan önce, “Ne istiyorum?”
“Sen kimsin?” sorusundan önce, “Ben kimim?”
Bu soruların sırası bile insanın hayatını değiştirir. Çünkü kendini bilmeden yön tayin eden herkes, bir noktada yolunu kaybeder. Kimi ataerkil bir aile içerisinde doğup büyüyor, kimiyse daha doğmadan bilginin hazinesine kavuşuyor. Şanslar, koşullar, başlangıç çizgileri farklı… Peki senin unuttuğun ne? Sana ait olan ama başkalarının sesiyle bastırdığın ne?
Evet, sen bir ağaç değilsin. Kesinlikle değilsin. Olduğun yerde kök salıp kaderini beklemek zorunda değilsin. Yontulmak için beklemek yerine, gelişmek için her şeyi yapabileceğin güce sahipsin. Ne diyor Yaratıcı:
“Ben insanoğullarını tüm varlıklardan üstün yarattım.”
Ve ekliyor:
“İnsanoğullarına irade verdim.”
Evet, bizler irade sahibi canlılarız. Düşünüyor, konuşuyor, arzu ediyor ve günden güne gelişerek öğreniyoruz. Yanılabiliyoruz, düşebiliyoruz ama yeniden seçme hakkımız her zaman var. Kendini aramadan önce, içindeki o minik çocukla barışmalısın. Çünkü kırılan yer orası; iyileşmesi gereken yer de. Ve bunun için çok doğru bir kitabı okuyorsun şu anda.
Yıllardır deneyimlediğim, gözlemlediğim tüm duyguları önce beynimde geliştirdim; sonrasında pratiğe döktüm ve daha sonrasında onları en yakınlarımda bir rehber niteliğinde kullandım. Anlatılanlar bir teori değil, yaşanmışlığın süzgecinden geçen gerçekler. Ben bir aynayım. Sen bir aynasın. Ve senin aynan, en sonunda kendin olacaksın.
“Sen yaparsın.”
“Sen başarırsın.”
Bu klişe ama bana göre basit cümleleri duymak, hemen her insan ister. Çünkü insan bazen sadece görülmek ister. Önemli olan, bu cümlelerin kölesi olmadan başarmak. Dayatılanların, baskıların ve sonra “ben” diyebilmek… Bütün mesele bu.
Ben-merkezci olmanı söylemiyorum. Empati olgusu olağandır; doğanın temel taşları gibi, insanın da içinde yer alan temel örüntülerden biridir. Empati yapmak, empatili olmak… Ama kendine empati kuramayan birinin başkasını gerçekten anlayabilmesi mümkün mü?
Peki sen gerçekten empati yapamıyorsan?
Empati yaptığını düşünüyorsan?
O hâlde okumaya devam et. Her satırda biraz kendini bulacak ve sonrasında gelişeceksin. Bunu başarabilirsin. Çünkü yaratılışında sana üflenen nefeste, mutlak kudretin canıyla hayat buldun. Ve unutma; aradığın şey dışarıda değil. Ne bir insanda, ne bir rakamda, ne de sana sunulan kalıplarda saklı. Aradığın, senden hiç ayrılmadı. Sadece üzeri örtüldü, sesi bastırıldı, unutturuldu.
Bu sayfalarda bir şey öğretilmeyecek sana. Hatırlatılacak. Zaten bildiğin ama uzun zamandır duymadığın gerçekler fısıldanacak. Kimi zaman rahatsız olacaksın, kimi zaman kendinle yüzleşeceksin. Çünkü dönüşüm, konforlu bir yerden geçmez. Ve sen artık konforlu yada güvenli diye isimlendirdiğin o alandan dışarı çıkmalısın. Burada amaç seni değiştirmek değil; sana ait olanı geri vermek. Kendi sesini, kendi iradeni, kendi yolunu. Okudukça yüklerinden arınmayacaksın belki ama hangilerinin sana ait olmadığını fark edeceksin. Farkındalık nefes aldırır. Ve farkında olan insan gerçekten nefes alıyordur. Nefes almayı hakediyorsun şimdi kabuğundan çıkma zamanı







![[Moving to Galatea] What We Never Healed](https://cdn-gcs.inkitt.com/vertical_storycovers/ipad_b00b828931c645f2eccdf3396cb15498.jpg)
