No Hard Feelings

All Rights Reserved ©

Summary

lalalalla

Genre
Other
Author
zara
Status
Ongoing
Chapters
1
Rating
n/a
Age Rating
16+

Chapter 1


Bugün büyük gün. Bugün ben ve Nehir’in sonunda birlikte Avrupa sokaklarında gezeceği gün. Uyanır uyanmaz telefonumu elime aldım ve Nehir’e yazdım “KANKA GİDİYORUZ”. Nehir de hemen yanıt verdi ve beş dakika boyunca sadece heyecanımızı paylaştık.

Ben Polonya’ya geleli neredeyse iki ay olmuştu. Nehir’le o zamandan beri görüşmemiştik. Şimdiyse Almanya’da birlikte bir hafta gezecektik. Uçağım öğlen 1deydi. Kalkıp bir şeyler tıkınıp hazırlanmam lazımdı.

Kendime bir tost hazırlayıp yedikten sonra valizime koymam gereken son şeyleri koydum. Ardından hazırlandım ve valizimi de alıp çıktım. Havaalanına beklediğimden hızlı varmıştım. Check in ve vize kontrolü ardındam Gate’ime gittim ve oturdum. Daha bir saat vardı. Tiktok kaydırmak dışında aklıma yapacak bir şey gelmedi. İki gündür Almanya’ya gitmeden önce yapmam gerekenleri halletmekle o kadar meşguldüm ki hiç noş beleş kaydıramamıştım. Tiktok’u açtığımda 3 bildirimim olduğunı gördüm. Hemen tıkladım ve gördüğüm şey karşısında salak gibi kaldım. İki mesaj arkadaşımdan gelmişti fakat o üçüncü mesaj…

Üç aydır konuşmadığım Kai bana “Selam konuşabilir miyiz?” yazmıştı. Hem de bir güm önce ve ben bunu yeni görüyordum. Refleks olarak hemen yanıt verdim “Olur. Noldu?”. Stresle telefonumu direkt kapattım ve rahatsız etme moduma aldım. O mesaja uçaktan ineme kadar bakmayacaktım. Bugünümü hiçbir şey bozamazdı. Tiktoktan vazgeçip İnstagrama yöneldim ve yarım saatim ardından uçağa sonunda bindim.

Uçaktan iner inmez Nehir’e yazdım ve nerede olduğunu sordum. Bana valiz alımda olduğunu söyledi ve ben de hızlı adımlarla oraya ilerledim. Kendi valizimi boşverip Nehir’i bulmaya çalıştım. Onu gördüğüm an hızlıca yanına gidip “selamm” dedim ve telefonundan kafasını kaldırıp gülümsedi ve sarıldık. “Hala gelmedi valizler ya 10 dakikadır bekliyoruz” dedi ve güldüm. “Gelir birazdan merak etme. Ben de kendiminkini almaya gidiyorum. 13üncü bandda benimkisi. Valizini alınca gel.” dedim ve döndüğümde bir adamla çarpıştım. “Çok özür dilerim” dedim. Sıkıntı olmadığını söylediği an Nehir’e döndüm. “Sen de gördün dimi?” dediğimde “Kanka sus. Bir an ruhum çekildi” diye yanıt verdi. “Kanka adam bildiğin hasanın ikizi” diyip güldüm. “Düşünsene karşılaşıyormuşuz onla. Zaten onun memleketi” diyip daha da güldüğümde Nehir “hiç komik değilsin susar mısın” dediğinde “tamam tamam kızma” diyip valizimi almaya gittim.


Tuttuğumuz Airbnb’ye gittiğimizde ikimizde kendimizi koltuğa attık. “Bu uçak beni çok yordu” diyen Nehir’e “Saçmalama daha yeni başlıyoruz. Yorulmak falan yok” dedim. “İyi o zaman bugün napıyoruz” diyerek bi anda koltuktan fırladı. “Bugün merkeze gider biraz gezeriz diye düşündüm. Sonra da pub tarzı bir yere oturur azcık hasret gideririz. Yarın da istediğimiz kadar coşarız” dedim.

“Bana uyar. Hadi hazırlanalım zaten saat 2” dedi ve kalkıp hazırlandık. Ortalığın birazcık içine etmiştik çünkü daha yerleşmeden hazırlanıp dışarı çıkıyorduk.


Girebildiğimiz kadar mağazaya girip takı tuka bakık, tıpkı Kadıköy gezmelerimiz gibi. Ardından nehir dondurmacı gördü ve bir çocuk gibi dondurma yemek için tuttrdu. Dondurmalarımızı da alıp gezerken birkaç fotoğraf çekindik. Ben selfiemizi çekerken bir çocuk yanımıza yaklaştı. 1.96 boyu koyu kahve ve dalgalı saçları, yeşil gözleri ve inanılmaz bir kombini vardı. “Fotoğrafınızı çekmemi ister misiniz?” diye sorduğu an aksanından fransız olduğunu anladım. “Olur aslında” dedim ve telefonu uzattım. Bizim iki üç fotoğrafımızı çekti ve telefonu verirken full odak nehir’e baktı. Nehir çocukla göz teması kurarken “Teşekkür ederiz” dedi. “Yanlış anlamazsanız bir şey soranilir miyim” dediğinde benle asla konuşmadığını daha da iyi anladım. Odak Nehir. “Tabii” diyen Nehir bana ufak bir “noluyo be” dercesime side eye attı. “Numaranızı alabilir miyim acaba? Tanışsak?” diyen çocuğa nehir saniyesinde numarasını verdi. Çocuk gider gitmez “Senin bu hız şaka mı” dedim ve güldü. “Kızım Almanya’ya gelmişim hiçbir şey umurumda değil. Mis gibi çocuktu yemin ederim. İnşallah yazmayı unutmaz” dedi.


Açlıktan ölmek üzere olduğumuz için bir italyan restoranına oturduk ve pizza sipariş ettik. Telefonuma baktığımda gelen mesaj kalp atışlarımı on kat hızlandırdı. “Numaranı alsam?” yazan kai’ya yemek yedikten sonra yanıt veririm diye düşünüp telefonu kenara koydum. Gelen pizzayı bitirmemiz zaten 5 dakika falan sürmüştü. Ordan da direkt Puba geçmeyi planlıyorduk. Ama hangi Puba gitsek bilemediğimiz içim hala restoranda oturmuş bir şekilde tiktoktan mekan bakıyorduk. Hazır girmişken kai’ya numaramı verdim ve mekan baktım. En son verdiğimiz karar ile 10 dakika uzaklıktaki puba yürümeye başladık.


“AY çocuk yazdı” dedi Nehir ve heyecanlanıp “Has hemen Puba gidelim. Bana şuan güzelinden bir kokteyl lazım” dedi ve güldüm. Puba geçtiğimizde kendiöe bir espresso martini söyledim hemen. Kai’dan bir mesaj: selam. müsait olduğun bir zaman araşma şansımız var mı?

İlk önce mesajı atan numarayu kaydettim ardından da dışarıda olduğumu söyledim. Gece konuşmaya karar verdik ve telefonumu kenara koydum. Nehirse eşek gibi telefonuna gülümseyerek bakıyordu ve biriyle yazışıyordu. “ya bu çok tatlı ve kibar bir şey çıktı” diyen nehire güldüm. “dua edelim de böyle kalsın canım” dedim ve bir anda “kai yazdı” dedim ve gülümseyen nehirin yüzü bir anda düştü. “saçmalama” dedi sadece. “çok ciddiyim kanka” dedim. Ona ufak etkileşimimizden bahsettim. “bu haftamızı burnumuzdan getirirse new jersey’e uçar onu mahvederim” dediğimde güldüm ve “merak etme ben de sana katılırım” dedim ve güldük.


Gecenin geri kalanını hasret gidermekle geçirdik. Bir de nehirim yeni çocuğa attığımız mesajlarla. Çocuk yarın bize katılmak istiyordu bir iki şey içmek için. First date’te benim alaka… Nehir’e bir iki saatliğine gitmesinin sıkıntı olmadığını söyledim ve secincindem havalara uçtu. “Canlı konum at full ve aşırı fazla insanın olduğu yere gidin. çocuk başımıza mafya çıkmaın” dedim. İkimizde çakır leyif olmuştuk. Zaten bugün olay içmek değildi. Sarhoş olup kafa bulmak için fazla yorgunduk şuan.


Saat 11 gibi Nehir çok uykusu olduğunu söyledi ve uber çağırıp Airbnb’ye döndük. Nehir kendini odasına attı ve direkt bayıldı. Bense stresten ve uykusuzluktan ölüyordum. Kai’ya yazmamın vaktiydi. “Ben bu saatten sonra müsaitim. Müsait olunca ararsın” dedim ve mesajı atmamla telefonun çalması bir oldu. Nehirle odalarımız yan yana belki uyanır korkusuyla balkona çıktım ve derin bir nefrd alıp telefonu açtım. “Alo?”

“Selam” diyen o tanıdık sesi duyunca bir tuhaf hissettim. “İlk telefon konuşmamızın bu olacağına inanamıyorum” diyip güldüm. “Kimin suçu acaba” diyerek o da güldü. “Tamam şımarma. Noldu neden konuşmak istedin bir anda” diye direkt konuya girdim. “İyiyim ya zara sen nasılsın” dedi kinayeyle. “Kai.” dedim sadece. “Tamam tamam. Kendimi açıklamak istedim o kadar.” dedğinde güldüm. “6 ay sonra mı aklıma geldi kendini açıklamak” diye çıkıştım. “Gerçekten anlattığım zaman sen de beni anlayacaksın. Bir izin ver sadece” dediğinde tamam dedim ve anlattıklarını dinledim.


Yaklaşık üç saat boyunca konuştuk. Fakat benim dehşet uykum geldiği için kapattık ve ben direkt uyudum. Ertesi gün başımıza gelecekleri bilseydim belki de gözümü hiç kapatmazdım.