AŞK ALERJİSİ

All Rights Reserved ©

Summary

Yekta Miran gittiği cafede bilmeden içerisinde alerjisi olan meyve-muz- olan bir içecek sipariş eder. İçeceği içtikten sona nefes alamaz hale gelir. Çantasındaki alerji iğnesi damara yapıldığı için kimse müdahele edemez. O sırada cafede oturan ve annesi doktor olduğu için az da olsa bilgisi olan Anıl iğneyi yapar ve Yektayı kurtarır. Daha ilk o anda aralarında başlayan aşk kıvılcımlarını ikiside fark edemez.

Status
Ongoing
Chapters
1
Rating
n/a
Age Rating
13+

Aşkın Yan Etkisi

"Hadi cafeye gidelim. Bugün cuma zaten."dedi Pınar.

"Evet,bencede gidelim."dedi Melike. Onları umursamadan çantamı toplamaya devam ettim.

"Yekta Mira,sende gel."dedi Melike. Bıkkın bakışlarımı ikisine çevirdim. Her cuma bunu söylemek zorunda mıydılar?

"Olmaz siz akşama kadar kalırsınız şimdi,müdür kızıyor sonra."dedim. Aslında böyle birşey yoktu. Yetimhane müdürümüz Aslı Hanım benim dışarı çıkacağımı duysa anında izin verirdi. Orda kalan en büyük çocuklardan biriydim ve beni 17 yıldır tanıyordu.

"Ben konuştum."

Bakışlarım Pınar'a döndü. Ne ara konuşmuştu? Şaşkın şaşkın baktığım için sırıttı.

"Dün konuşmuştuk aslında. Senin böyle dediğini bildiğim için." Dedi.

" O yüzden kaçışın yok." Diyerek Pınar'a katılan Melike'ye baktım.

Gözlerim ikisinin arasında mekik dokurken ofladım. Pes ettiğimi anlamış olacaklar ki ellerini çırptılar.

"Hadi gidelim." Diyerek çoktan boşalan sınıftan çıktık.

Okul kapısının önüne geldiğimizde Melis ile karşılaştık. Bu sefer yalnız olmamam beni az da olsa mutlu etmişti. Melis ağzını iki metre açarak sakızı çiğnerken yanıma geldi.

"Hayırdır? Korktun mu?." Dedi.

Arkasında ki kızlar güler iken boş boş bakınmakla yetindim.

O da benim gibi yetimdi. Hatta en yakın arkadaşımdı fakat zengin bir aile evlat edindikten sonra çok değişmişti.

"Nerden geldiğini unutma." Dediğimde, gülen suratı asıldı.

"Çekil önümüzden ayrıca sen kimsin? Yekta'yı nereden tanıyorsun?" Dedi Pınar, aramızdaki en korumacı oydu.

Melis ve ben birbirimize bakmaktan hiçbir şey yapmadık.

"Hadisenize!" Dedi Melike

Kavga çıksın istemiyordu. Onları umursamadan omuz atarak geçtiğimde Pınar ve Melike peşimden geldi. Anında soru yağmuruna tuttular.

"Bu kim?"

"Senin ile derdi ne?"

"Tanışıyor muydunuz önce?"

"Of bir durun" dedim.

İkisi de sustu. Şimdilik onları bahsetmek istemiyorum.

"Şimdilik size bahsetmek istemiyorum" dedim.

İkisi de zorlamadı.

"Pekala. Bugünü mahvetmeyelim" dedi. Pınar

Melike bir şey demedi. Dememesi daha iyiydi.

"Evet. Bugüne özel sadece cafeye gitmeyeceğiz." Dedi. Pınar.

Aramızda oluşan sessizlikten rahatsız olmuştu. Bunu anlayabiliyordum.

"Nasıl yani?" Dedim.

İkisi de sırıtarak birbirine baktı.

"Her ne planlıyorsanız beni katmayın" Dedim.

Melike yavru köpek bakışlarını gözlerime çevirdiğinde ofladım.

"Bakma şöyle."dediğimde dudağını daha da büzdü. Pınar dramatik bir sesle;

"Şu yavrucağızı kıracak mısın cidden?"dedi. Yanaklarımı şişirdim.

Bugün yine onlar yüzünden hava kaçırıyormuş gibi geziyordum!

"Saat 5'e kadar kalırım." dediğimde kızlar başlarını aşağı yukarı salladılar. Saate baktım. 15:26 idi. Daha ders çalışacaktım!

Cafeye doğru yürümeye başladığımızda Pınar solumda , Melike sağımdaydı. Üçümüzde sessizdik. Kızlar ne düşünüyordu bilmiyordum ama benim tek düşündüğüm Melis'ti. Onu bu denli değiştiren gerçekten para mıydı?

Bir insan nasıl bir anda en yakın arkadaşını zorbalayabilir ki?Cidden param olmadığı için mi beni zorbalıyordu? O da bir zamanlar benim gibiydi. Geldiği yeri mi unutmuştu?

Melikeyle Pınar bir şeyler konuşmaya başlamışlardı fakat onları duyamıyordum. Aklım düşüncelerle dolu olduğu için robot gibi yürüyordum.

Nihayet cafeye vardığımızda bahçedeki boş masalardan birine benim isteğimle oturduk.

Garson yanımıza geldiğinde Melike çilekli milkshake , Pınar ise çikolatalı milkshake sipariş etti. Bende çikolatalı smoothie sipariş ettim. İlk defa deneyecektim.

"Melikenin çilek aşkı beni benden alıyor."dedi Pınar gülerek.Melike ters ters bakmakla yetindi.

"Siz ikinizin çikolata aşkına ne demeli?"dedi Melike. Kırmızı çizgisi bir kitapları birde çilekti. Gülerek yüzüne baktım. Şok içinde bana baktı.

"Sende mi moskofum?"dedi. Daha çok güldüm. Bu hali gözüme hep çok tatlı geliyordu. Küskün bir tavırla kollarını önünde bağladı. Evet ,bazılarınıza abartıyor gibi gelebilirdi ama çok duygusal bir insandı.

İçeceklerimiz geldiğinde hepimiz bir yudum aldık.

"Ya siz şu edebiyatçının verdiği kitabı bitirdiniz mi?"dedi Pınar.

"Evet,ben bitirdim."dedi Melike. 700 sayfalık kitabı nasıl 3 günde bitirmişti? Hepimiz şok içinde ona baktık. Güldü.

"Kitap yoksunluğu çekiyordum zaten. Siz okumayın ben üçümüze de özet çıkarır veririm hocaya."dedi. İkimizde başımızı salladık. Tam ağzımı açmış bir şey diyecekken nefes alamadığımı fark ettim. Ağzımı açmış oksijeni içime çekmeye çalışırken elim refleksle boğazıma sarıldı.

Melikeyle Pınar oturdukları yerden anında fırladılar.

"Yekta!"diyen Melike ağlamaya başladı. Herkes etrafımıza doluşmuştu. Yanımıza gelen garsona Pınar bağırarak;

"Bu içeceğin içinde muz var mı?!"dedi. Garson korkuyla başını salladı.

"S*ktir!"dedi ve çantamı alarak içindeki bütün her şeyi masaya boşalttı. Alerji iğnemi bularak yanıma geldi. Rastgele bir yere saplayamazdı!

O sırada benim yaşlarımda bir çocuk yanıma geldi. İğneyi Pınarın elinden aldı. Kim olduğu umurumda değildi. Ölüyordum! İğnenin üzerindeki yazıyı okudu. Damardan yapılması gerekiyordu! Yapacaksa yapsın artık be!

Gözlerim hafiften kararmaya başlamıştı. Gelip kolumu tuttuğunu hissettim iğneyi damarıma batırdı. Tek hissettiğim iğnenin bıraktığı acıydı...

İlahi Bakış Açısı

Anıl kucağında baygın yatan kıza baktı. Kalbi dört nala koşuyordu. Bu kadar hızlı atmasının sebebini umursamadı. Kızın kara saçlarını eliyle geri ittirdi. Nefes alması gerekiyordu. Arkadaşı olduğunu düşündüğü iki kız yanına geldi. Biri hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Etrafta bir sürü uğultu vardı ama o kızın yüzünü izlemekten başka bir şey yapmadı. Birkaç dakikaya kendine gelirdi. Gözlerini kızın yüzünden çekemiyordu. Kızda bir şeyler vardı. Çözemediği kalbini hızlandıran şeyler... Arkadaşı gelip kızın yüzünü elleri arasına aldığında dikkati dağıldı.

Kafasını Kaan ve Oktay'a çevirdi. İkisi de meraklı bakışlarını Anıl'ın ela harelerine çevirmişti. Ayağı kalkmadan önce kızlara;

"Evi neresi? Dinlenmesi lazım." dediğinde ağlayan kız daha çok ağladı. Niye ağladığını sorgulamadı.

"Onun evi yok. O... Yetimhanede kalıyor." dedi kızlardan biri. Kalbine anlamsız bir ağrı düştü. Kafasını sallayıp ayağı kalkmadan önce kızı kucağına aldı. Kaan ve Oktay'a bir baş hareketi yaparak arabaya yürümeye başladı. Sarışın kız,

"Bize taksi çağırsaydınız biz götürürdük." dedi. Kızı şuan bırakmak istemediği için bir şey demedi Anıl. Arka kapıyı tek eliyle zorda olsa açtı.

"Abi bu kim?"dedi Oktay Anıl'a. Kaan bir şey diyemiyordu çünkü gözünü ağlayan kızdan çekemiyordu. Yanına gidip onu teselli etmek istiyordu ama yanlış anlar diye korkuyordu. Anıl ikisine de bir şey demedi. Çünkü açıklayamıyordu.

Arabanın arka koltuğuna kızı yatırdı. Kapıyı kapattı. Kaan' a döndü.

"Şu iki kızı siz alın önden gidin. Size yolu tarif edecekler bende sizi takip edeceğim."dedi.Kaan onu duymuyordu. Oktay 'la Anıl aynı anda bağırdığında Kaan yerinde sıçradı. Anıl onları umursamadan sürücü koltuğuna bindi. Oktay sarışın kıza gidip durumu açıkladı. Kız kafasını salladı. Hepsi arabaya bindiğinde yetimhaneye doğru sürmeye başladılar....