Mesaj
1.BÖLÜM
İnsan yalnızlığı kabullenir miydi? Ben kabullenmiştim. O yalnızlığı , beni en çok korkutan şeyi, kabullenmiştim.
Yine bir iş çıkışı tek tük sarhoş insanların olduğu otobüste tacize veya cinayete kurban gitmeden eve varmaya çalışıyordum. Ama artık bu da normal gelmeye başlamıştı. Bir insan tacize uğramaya nasıl alışabilirdi ki? Bu ülkede bu da normalmiş gibi kimse sesini çıkarmıyordu.
İçimdeki düşünceleri bastırmayı deneyerek kafamı cama yasladım. Kulağımda Sezen Aksu – Geri Dön çalıyordu.
Gözlerim kapanmamak için direniyordu. Ama eve de az kalmıştı ve çalışmam gereken bir sınav vardı.
Ah! Size kendimi tanıtmayı unuttum.
Ben Göksel Çiçek Toylu. 18 yaşında üniversite sınavına hazırlanmaya çalışan ama aynı zamanda teyzesi ve eniştesine fazla yük olmamak için part time bir işte çalışan sıradan biriydim.
Annemle babamı çalıştıkları inşaatın iş ihmali yüzünden kaybetmiştim. Bunu düşünmek bile kalbimin sızlamasına , gözlerimin dolmasına yetiyordu.
Evin oraya yaklaştığımızı gördüğümde toparlanmaya başladım. Hırkamı giydim. Çantamı alarak ayağı kalktım. Otobüsteki “Dur” düğmesine basarak beklemeye başladım. Kapı açıldığı gibi kendimi dışarı attım. Etrafı kolaçan ederek yürümeye başladım. Kulağımdaki müzik durduğunda kaşlarımı çattım. Telefonumu elime aldığımda şarjının bitmiş olduğunu gördüm.
Oflayarak kulaklığımı çıkarıp çantaya attım.
Sıkıcı bir yürüyüşün ardından nihayet eve varmıştım. Ses çıkartmamaya dikkat ederek kapıyı açtım. Salonda uzanan teyzem ayaklandı.
“Göksel,kızım hoş geldin.”dedi. Ayağı kalkıp eşarbını düzelti. Televizyonu kapattı.
“Kapıyı niye çalmadın?”dedi. Terliklerimi giyerek, montumu askılığa astım.
“Ercan enişte uyanmasın diye çalmadım.”dedim. Yüzünü ekşitti.
“Aman yine içki içti zıbardı. Uyanmazdı.”dedi. Kafamı salladım.
“Aç mısın? Bak açsan dolapta tavuklu makarna var onu ısıt ye tamam mı?” dedi. Gülümsedim mahcup bir şekilde.
“Tamam teyze. Git yat sen.”dedim. Kafasını salladı.
“Hadi Allah rahatlık versin.”dedi ve eşarbını alarak odadan çıktı.
Çantamdan telefonumu çıkarıp şarja taktım. Odama gidip ayıcıklı pijamamı giydim. Bilgisayarımı alarak mutfağa gittim.
Ezel’in 30. bölümünü açıp masaya bıraktım. Dolaba ilerleyip makarnayı çıkardım. Tavaya biraz alıp ocağa bıraktım. Geri kalanını dolaba geri koydum.
Yemeğimi bitirip topladıktan sonra saate baktım. 2 buçuğa geliyordu. Birkaç saat ders çalışıp sabaha karşı uyurdum. Okulu açığa almıştım bu sayede hem üniversite sınavına çalışabiliyor hemde yarım gün işte çalışabiliyordum.
Programımı hazırlayıp çalışmaya başladım.
BİRKAÇ SAAT SONRA
Gözlerim artık yanmaya başlamıştı. Masamı dahi toparlamadan yatağa girdim. Telefonumu şarjdan çıkarıp açtım. PIN kodunu girip alarm kısmına girdim. Yarın gece vardiyasına kalacağım için biraz geç gidecektim. Bütün alarmları 1 saat ileri aldım. Yeni indirdiğim bir uygulama vardı.
Adı Sessiz Satırlar’dı. Burada giriyordunuz herhangi bir söz yazıyordunuz. Kitap,film,şarkı sözü gibi sizinle aynı sözü yazanlarla eşleşip anonim bir şekilde sohbet etme imkanınız oluyordu.
Oraya girip sadece “yoruldum” yazdım. Telefonumu bırakıp uyumaya çalıştım. Birkaç saniye sonra gözlerim kapandı.
İŞ SAATİ
Gözlerimi açtığımda saate baktım. Öğlen 3’e geliyordu. Daha iki saatim vardı ama otobüsle gideceğim için yarım saate çıkmam gerekiyordu. Telefonumu açtığımda uygulamadan bir bildirim geldiğini gördüm. Bildirimi açtığımda kaşlarım şaşkınlıkla havalandı. Dün yazdığım “yoruldum” sözünü biri daha paylaşmıştı.
@akyol6148 sizinle aynı sözü paylaştı.
Mesaj kısmında da bir bildirim vardı. Tıkladığımda aynı kullanıcıdan mesaj geldiğini gördüm.
@akyol6148: Dışı gülerken içi ağlayamaz mı insanın?