Neler oluyor?
Issız, karanlık ve soğuk bir geceydi. Sadece yere bakıyor, kafamdaki bin birtürlü düşünceyle boğuşuyordum. Tek isteğim, bir an önce eve varıp günün yorgunluğunu üzerimden atmaktı. Derken, içimde bir anlığına kafamı kaldırıp karşıma bakma isteği uyandı. Baktım...
Tam karşımda; uzun boylu, ten rengi hayaleti andıran yapılı bir adam durmuş, gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Öylesine korkutucuydu ki bakışlarımı hemen kaçırıp tekrar önüme baktım ve yürümeye devam ettim. Adam yerinden kıpırdamıyordu bile. Tam yanından geçerken dayanamayıp bir an yüzüne baktım; hâlâ bana bakıyordu. Üstü başı toz içindeydi, sanki üzerine moloz yığınları çökmüş gibi bir hâli vardı. Hızla uzaklaştım.
Eve gider gitmez yemek yapmaya koyuldum. Tek başına yaşayan, yalnız biriyim. Bu durumdan nefret etsem de değiştirmek için elimden pek bir şey gelmiyordu. İçine kapanık biriydim; insanlarla kolay kolay iletişim kuramazdım. Oysa bir kadınla tanışmayı veya kalabalık bir arkadaş ortamında bulunmayı hep hayal etmiştim. Yıllarımı sadece kariyerime odaklanarak, para kazanmak için harcamıştım ama dürüst olmak gerekirse onu da pek becerememiştim. Yemeğimi yedim, televizyonda komik sirk gösterileri izledim ve uyumaya gittim.
Sabah işe gitmek için erkenden kalkmam gerekiyordu ancak uyandığımda bir gariplik olduğunu fark ettim. Alarm çalmamıştı ve işe neredeyse bir saat geç kalmıştım. Hızla hazırlanıp evden çıktım. Yine aynı yoldan geçtim fakat adam orada değildi. “Herhalde aklî dengesi yerinde olmayan sıradan bir adamdı,” diye düşündüm.
Yolda ilerlerken üç tekerlekli bisikleti olan bir çocuk gördüm. Ancak çocuk bisiklete binmiyor, ayakta durmuş bana bakıyordu. Tıpkı dün geceki adam gibi... Teni bembeyazdı, gözleri ise simsiyah. O karanlığın içinde bile bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Başımı önüme eğip yürümeye devam ettim. Yanından geçerken fısıltıyla karışık, “Hey!” dedi. Sesi o kadar kalındı ki, bir çocuktan böyle bir sesin çıkması imkânsızdı. Korkuyla adımlarımı hızlandırdım.
İşe vardığımda patronum neden geç kaldığımı sordu. Garip bir bakışı vardı. Sebebini anlattığımda, normalde ondan okkalı bir fırça yemeyi beklerken beni hiç umursamadı bile. Bu ilgisizliği, en az yoldaki o tuhaf insanlar kadar ürkütücüydü.