Önsöz
Bu kitap güçlü bir kadının hikâyesi değildir.
Bu kitap, güçlü olmak zorunda bırakılmış bir kız çocuğunun hikâyesidir.
Bazı çocuklar aynı evin içinde görünmeden büyür.
Ben o çocuklardan biriydim.
Sevgi bazen bir evin içinde bile eksik olabilir.
Sessizlik, kelimelerden daha ağır olabilir.
Ve bir çocuk, kendi kalbini koruyabilmek için rol yapmayı öğrenebilir.
Ben de öğrendim.
Gülmeyi, neşeli görünmeyi, ortamı yumuşatmayı.
Ama kimse o maskenin altındaki kırılgan çocuğu görmedi.
Sonra büyüdüm.
Anne oldum.
Ve bir gün oğlumun gözlerinde kendimi gördüm.
O gün anladım:
İnsan kendi çocukluğundan gerçekten kaçamaz.
Sadece onu yanında taşır.
Bu kitap, merhametin bazen nasıl prangaya dönüştüğünü anlatır.
Bir kadının “yok” sayılmaktan “ben buradayım” demeye yürüyüşünü.
Bu bir hesaplaşma kitabı değildir.
Bu bir uyanış kitabıdır.
Çünkü bazı kadınlar bir gün şunu fark eder:
Başkalarını korurken kendilerini kaybetmişlerdir.
Ve sonra yavaşça, sessizce, ama kararlı bir şekilde
kendilerini geri almaya başlarlar.
Bu kitap, işte o geri dönüşün hikâyesidir.