Geçmişin İzleri
Geçmişin İzleri 1.Bölüm
Duygu, 16 yaşında bir kız çocuğu, ve bu yaşta annesini kaybediyor. Babası, Ali Rıza Bey, onu çok seviyor ama kızına bir anne figürü olması için yeniden evleniyor.
Duygu, henüz yas tutmayı bile tam öğrenememişken, bu evlilik olayına mesafeli ve soğuk duruyor, hâlâ annesinin yasını tutuyor.
Zaman geçiyor ve Duygu 28 yaşına giriyor. Babası ona miras bırakmak istiyor, ama hain üvey anne, Duygu’yu sevmiyor. Mirası kendi çıkarı için almak isteyen üvey anne, Ali Rıza Bey’in yazdığı miras belgesini yırtıp atıyor.
Duygu ise bu olaylardan habersiz, hayatına devam ediyor.
Geçmişin İzleri 2.Bölüm
Sahne – Akşam Yemeği
Her şey yolunda gibidir. Sofra kuruludur.
Ali Rıza Bey çorbasından bir kaşık alır…
Bir an durur.
Yüzü bembeyaz olur.
Kaşık elinden düşer.
Duygu:
“Baba? Baba ne oluyor?”
Ali Rıza Bey nefes almakta zorlanır, yere yığılır.
Üvey anne sakin, hatta umursamaz bir tavırla bakar.
Üvey Anne (alaycı):
“Şu babana bak… Yine gündem olmak istiyor.”
Duygu şok içinde bağırır.
Duygu:
“Babam kötü durumda! Ona ne yaptın? Neden fenalaştı?”
Üvey Anne:
“Bilmem. Ben bakıcısı değilim babanın.”
Sahne – Araba / Hastane Yolu
Duygu babasını arabaya taşır, titreyen ellerle direksiyona geçer.
Üvey anne de arabaya biner.
Yol boyunca Ali Rıza Bey’in nefesi kesilir.
Hastaneye varmadan… vefat eder.
Sessizlik.
Üvey anne dudaklarını büker…
Ve hafifçe gülümser.
Üvey Anne:
“Kader işte…”
Duygu patlar.
Duygu:
“Hiç mi üzülmüyorsun? Sen ne biçim bir insansın?!”
Üvey Anne (soğuk):
“Sen bir yetimsin. Boş konuşma.”
Duygu (öfkeyle):
“Sen kötü bir kadınsın! Babama zarar veren sendin, biliyorum!”
Üvey anne başını eğip alaycı bakar.
Üvey Anne:
“İspatlayabilir misin peki?
Hadi… kanıtla madem.”
Sahne – Ev / Mutfak
Duygu eve döner.
Mutfakta her çekmeceyi, her dolabı didik didik arar.
(İç sesi)
“Babam sağlamdı… Onu sen öldürdün… Nereye sakladın?”
Ve çöpte…
Fare zehri poşeti.
Duygu eline alır, gözleri dolar.
Duygu:
“Pislik… Babamı öldürdün…”
O anda kapı açılır.
Üvey anne içeri girer.
Üvey Anne (sırıtarak):
“Buldun demek… küçük yılan.”
Duygu:
“Tutuklanacaksın!”
Üvey anne yaklaşır, sesi tehditkârlaşır.
Üvey Anne:
“Eğer polise gidersen…
Tüm akrabalarını öldürtürüm.
Mafyayla çalışıyorum.”
Duygu donar.
Üvey Anne:
“Tek derdim babanın mirasıydı.
Sen umurumda bile değilsin.
Beni yakarsan…
Dayın, amcan, herkes ölür.”
Bir adım geri çekilir.
Üvey Anne:
“Git hadi.
Karar senin küçük hanım.”
Sahne – Duygu’nun Odası
Duygu odasına koşar.
Kapıyı kilitler.
Yere çöker.
Hıçkıra hıçkıra ağlar.
Geçmişin İzleri 3.Bölüm
Gece – Ev Önü
Duygu bir anda odasından fırlar.
Kapıyı açar, dışarı koşar.
Üvey anne irkilir.
Üvey Anne (içinden):
“Kaçıyor…”
Arkasından çıkar ama mesafesini korur.
Uzaktan izler.
Duygu arabaya yaklaşır.
Kapıyı titreyen ellerle açar.
Arabanın içinde…
Babası.
Hareketsiz.
Duygu kendini babasının üzerine bırakır.
Sarılır.
Sanki hâlâ sıcakmış gibi.
Duygu (hıçkırarak):
“Baba… kalk… ne olur kalk…”
Üvey anne uzaktan bakar, yüzünde küçümseyen bir ifade.
Üvey Anne (alayla):
“Aptal…
Ölmüş adam için hâlâ ağlıyor.”
Duygu başını kaldırır.
Gözleri kıpkırmızıdır ama sesi nettir.
Duygu:
“Babama cenaze yapmamız gerek.
En azından bunu yap…
Cani…”
Üvey anne omuz silkerek yaklaşır.
Üvey Anne:
“Sen kızısın madem, bu kadar seviyorsun…
Sen yap.
Bana ne.”
Arkasını döner.
Eve girer.
Kapı kapanır.
Ses…
Sadece gecenin sessizliği.
Araba – Gece
Duygu babasının yanına uzanır.
Başını göğsüne koyar.
Gözlerinden yaş süzülür ama artık ağlayamaz.
Yorgundur.
Tükenmiştir.
Soğuk metalin içinde,
ölü babasına sarılarak uyur.
Sabah olurken…
Güneş camdan içeri sızar.
Ama Duygu için o gece,
çocukluğun bittiği gecedir.
Geçmişin İzleri 4.Bölüm
Duygu uyanır ve babası için metal bir yatak bulur evin deposundan ve bahçeye koyar. Metal yatağın üzerine babasını yatırır ve eski açılmamış bir sabun alır yine depodan. Bahçe sulama fıskiyesini açar, yere koyar ve babasını sabunlar iyice, sonra fıskıyeyle sabunları akıtır. Bunu ağlayarak yapar. Sonra babasına havlu almak için yeniden depoya bakar, yırtık bir bez parçası bulur ve geri gelir, babasını onunla kurular.
Sonra evin önüne gelir, zili çalar. “Aç kapıyı” der. Üvey annesi kapıyı açar ve “Ne var be, ne oldu, yine baş belası” der. Duygu ağlayarak, “Babamı ben yıkadım, tabut bulmamız gerek, babam tabutla gömülsün” der. Üvey annesi “Ne tabutu be yarım akıllı, tutuklanayım mı istiyorsun, yok tabut falan, göm gitsin” der.
Duygu “Peki” der. Ağlayarak depodan kazma kürek alır. Bahçedeki toprağı kazar ve derin kazdıktan sonra babasını içine koyar ve toprağı üzerine atar. Sonra oturur ve ağlayarak dua eder.
Daha sonra eve geri döner, zili çalar. “İçeri girebilir miyim, eşyalarımı toplayıp gideceğim” der. Üvey annesi “Hemen topla ve defol” der.
Geçmişin İzleri 5.Bölüm
Duygu içeri girer ve eşyalarını toplar, çantasına sıkıştırır. Her adımı ağırdır ama kararlıdır. Tüm o acıyı ve öfkeyi içinde hissederken evden çıkar. Üvey annesi kapının eşiğinde durur, alaycı bir sesle:
“Bir daha bu eve gelmek yok, sokakta yaşa!”
Duygu gözlerini siler, başını kaldırır ve sessiz ama kararlı bir şekilde:
“Yaşarım, utanmam asla,” der kendi kendine.
Ama içinden geçenler kafasını karıştırır. Polise giderse tüm ailesi zarar görecektir, gitmezse sokakta kalmak zorunda kalacaktır. Duygu yavaşça yürür, etrafına bakar, karnı acıkır ama parası yoktur. Sokaklarda lokantalara bakıp durur, içinden geçirdiği karışık düşüncelerle bir yandan yürür, bir yandan çözüm yollarını arar.
Karnı acıkmıştır, açlık ve yorgunluk omuzlarını ağırlaştırır, ama gözlerindeki kararlılık sönmez. İçinde bir ses fısıldar: “Bir yolunu bulmalıyım… Babam için, kendim için… Kimseye boyun eğmeyeceğim.”
Duygu bir süre öylece yürür, etrafına bakar, insanların hayatlarına karışmadan, kendi yolunu arar. Lokantalara bakıp dururken zihninde planlar kurar, hayatta kalmanın ve adaletin yollarını düşünür. Gözyaşlarını siler, nefesini toplar ve kafasında bir karar netleşir: artık yalnız ama güçlüdür, ve hiçbir şey onu durduramayacaktır.
Geçmişin İzleri 6.Bölüm
Duygu sokakta yürürken bir iş ilanı görür ve ilgisini çeker. Lokantanın camına bakar, içeride yemekler pişiyor, insanlar gülerek sohbet ediyor. Duygu derin bir nefes alır ve içeri girer.
Duygu (kararlı ve hafif gülümseyerek):
“Abi, eleman mı arıyorsunuz?”
Adam, Duygu’nun giyimine bakar, kaşlarını hafifçe kaldırır ve cevap verir:
“Evet, arıyoruz… Ama sen yapabilir misin, kızım?”
Duygu gözlerini kırpar, ellerini hafifçe sıkar:
“Ben yaparım abi. Yemekleri müşteriye servis ederim, bulaşıkları yıkarım, yerleri silerim… Her iş gelir elimden. Çalışabilir miyim sizle?”
Adam bir an düşünür, sonra başını sallar:
“Peki kızım… Yarından başla, saat 8’de gel. Şans verelim sana.”
Duygu yüzünde hafif bir gülümsemeyle:
“Sağol abi!” der ve lokantadan dışarı çıkar.
Dışarıda derin bir nefes alır, güneş gözlerini kamaştırır ama içi ısınır. İçinden geçer:
“Şans benden yana… Geriye kalacak yer bulmak kaldı…”
Adımlarını hızlandırır, kafasında hem işin hem de hayatta kalmanın planlarını kurar. Gözleri kararlıdır, yüzündeki gülümseme biraz rahatlama, biraz umut taşır.
Geçmişin İzleri 7.Bölüm
Duygu’nun üvey annesi evde güzel bir kahve keyfi yapmak ister. Ocakta su kaynatır, kahvesini hazırlamayı planlar. Bir yandan kendini rahatlatmak için biraz uzanayım der ve gözlerini kapatır. Zaman geçer, üvey annesi derin bir uykuya dalar.
O sırada ocaktaki su kaynar, buhar yükselir ve birden patlar. Ocağın sesi ve sıcak suyun sesi evde yankılanır. Üvey annesi kokuyu ve sesi çok geç fark eder. Ama maalesef artık çok geçtir; su ve buharın etkisiyle zehirlenir.
Yan komşular patlama sesini ve dumanı fark eder. Hemen ambulansa haber verirler. Ambulans hızla gelir, sağlık ekipleri üvey annesine müdahale eder ve onu hastaneye götürürler. Ancak durum ciddidir ve üvey annesi hastaneye yetiştirildiğinde artık kurtarılamaz.
Üvey annesi morga konur. Başkomiser olayı incelemek için yakınlarına ulaşılmasını ister. Tüm polis memurları üvey anne hakkında araştırma yapar. Telefonlar açılır, sorular sorulur, komşular dinlenir, kamera kayıtları incelenir.
Polisler tüm bu bilgiler ışığında en sonunda Duygu’ya ulaşırlar. Duygu’nun adı artık soruşturmanın merkezine yerleşir.
Geçmişin İzleri 8.Bölüm
Duygunun telefonu çalar. Ekrana bakar, bilinmeyen bir numara. Derin bir nefes alır ve telefonu açar.
Duygu (titrek ama dikkatli):
“Buyurun, kimsiniz?”
Polis memuru (resmî ve ciddi):
“Ben asayişten Ömer. Bir ceset var morgda ve teşhis etmeniz gerekiyor. Bilgilerinizden en son size ulaştık. Komşularınız bahsetti, sizden teşhis ve ifade alabilmemiz için karakola uğrar mısınız bugün?”
Duygu (şaşkın ve kafası karışık):
“Anlamıyorum… Kimin cesedi? Benimle ne alakası var?”
Polis memuru (ciddi ama nazik):
“Üvey anneniz oluyor galiba… Tam emin değilim ama kendisini bu sabah evinde ölü bulduk.”
Duygu’nun gözleri büyür, kalbi hızla çarpmaya başlar. İçinden geçer:
“Öldü mü…?”
Duygu derin bir nefes alır, titrek bir sesle:
“Peki… Tamam, memur bey. Ben birazdan karakola gelirim.”
Telefonu kapatır, gözleri dalar. İçinden hem şok hem karmaşa geçmektedir. Üvey annesinin ölümü, hem geçmişin yaralarını hem de yeni sorumlulukları bir anda önüne koyar.
Duygu derin bir nefes alır, gözyaşlarını siler ve kendini toplar. Artık kararlı bir şekilde hareket etmesi gerektiğini bilir. Hem babasının hem de üvey annesinin olaylarıyla yüzleşmek, kendi planını hayata geçirmek için bir adım daha atması gerekmektedir.
Geçmişin İzleri 9.Bölüm
Duygu polis karakoluna gelir ve içeri girer. Gözleri biraz şaşkın, adımları kararlıdır ama içten içe titrek.
Duygu (sessiz ama net bir şekilde):
“İfade vermeye geldim… Teşhis için hastaneye de gidicem.”
Polis memuru (resmî ve ciddi, not alarak):
“En son ne zaman evdeydiniz? Olaydan önce evde bulundunuz mu?”
Duygu (derin bir nefes alır, biraz üzgün ve kararlı):
“Hayır, ben olaydan önce evde bulunmadım. Hatta evden ayrıldım… Tek başıma yaşamak istedim artık.”
Polis memuru (düşünceli bir şekilde):
“Peki, maktülü sever miydiniz?”
Duygu gözlerini kaçırır, içten içe karmaşık duygularını saklamaya çalışır:
“Severdim diyemem… Ama sevmem de diyemem… Öz annem değil sonuçta… Anlarsınız.”
Polis memuru (notlarını kapatırken, sakin bir sesle):
“Peki, anlıyorum. Sağolun, ifade için.”
Duygu ayağa kalkar, polis memuruna hafifçe başını sallar ve karakoldan çıkar. Kapıyı arkasından kapatır kapatmasına ama içi darmadağınıktır.
Duygu (içinden geçer, gözlerinden birkaç damla yaş süzülür):
“Hayatım resmen karmaşık… Yolumu bulmam gerek.”
Adımlarını hızlandırır, derin bir nefes alır ve kafasında planlar kurmaya başlar. Hem kendisi için hem de geçmişin izlerini silmek için bir yol aramaktadır.
Geçmişin İzleri 10.Bölüm Sezon Finali
Duygu hastaneye teşhis için gelir. Derin bir nefes alır, kalbi hızlı hızlı çarpar. Morgun kapısını açar ve içeri adım atar.
Morg görevlisi cesedi çıkarır ve üstünü açar. Duygu tanır tanımaz elleri titremeye başlar. Eskiden üvey annesinin babasını öldürdüğü an gözlerinin önüne gelir. İçinden,
“Hak ediyorsun…” der.
Ama dıştan çok üzülür yine de. Gözleri dolar, sesi titrer:
“Evet… Doğru… Üvey annem bu kadın…”
Duygu morgdan çıkar. Koridorda endişeyle gezinir, adımları kararsızdır. Kalbi karmaşık duygularla doludur.
Bir anda telefonu çalar. Arayan dayısıdır.
Duygu:
“Efendim dayı, ne oldu?”
Dayısı:
“Aramıyorsun bizi, özledik seni.”
Duygu gözlerini kaçırır, sesi yumuşar:
“Dayı… Ben sizde kalabilir miyim?”
Dayısı şaşkınlıkla sorar:
“Neden, ne oldu? Babanın haberi var mı?”
Duygu derin bir nefes alır:
“Babam Isparta’da, iş için gitti. Haberi var, merak etme dayı. Ben sizde kalabilir miyim?”
Dayısı hiç düşünmeden cevap verir:
“Tabii kızım, gel kal. Bugün gel.”
Duygu tereddüt eder:
“Olur dayı… Rahatsız edeceksem kalmam.”
Dayısı kararlı bir sesle:
“Yok asla, gel kal kızım.”
Duygu telefonu kapatır. Bir anda yüzü aydınlanır, hafif bir gülümseme belirir. İçinden,
“Geçmişimden kurtulacağım…” der.
Gözleri doludur ama bu kez umutla. Duygu ilk kez geleceğe doğru yürümeye başlar.
Geçmişin İzleri 2. Sezon 1. Bölüm
Duygu gülümser ve telefonu çantasına koyar. Dışarı çıkar, taksi çağırmak ister ve umutsuzca çantasına iyice bakar.
Buruşuk bir peçete içinde 380 lira olduğunu fark eder. Peçeteye sarılı minik bir not çıkar; notta:
"Ben baban, kızım. Bunu sana bırakıyorum. Zor durumda kalırsan kullan."
Duygu duygulanır, paradan bir parça alır ve taksi durdurmaya çalışır. En sonunda bir taksi gelir. Boş olduğunu görünce biner ve taksiciye:
“İlerleyelim abi,” der. Hemen telefonunu çantasından çıkartır ve dayısını arar.
“Dayı, adresi söyler misin? Taksimdeyim,” der.
Dayısı cevap verir:
“Papatya Sokak, yeşil-sarı renkteki bina, no 20.”
Duygu:
“Sağol dayı, yoldayım, geliyorum. Çok öpüyorum seni,” der ve telefonu kapatıp çantasına geri koyar.
Taksiciye döner:
“Abi, Papatya Sokağa gideceğiz.”
Taksici:
“Tamam abla, sürüyorum oraya,” der.
Duygu, babasını düşünerek taksi camından dışarıyı izlemeye başlar.
Geçmişin Sırları 2. Sezon 2. Bölüm
Taksi Papatya Sokağı’na gelir ve durur.
Duygu, “Borcum ne kadar abi?” der.
Taksici aynadan bakarak, “160 versen yeter abla,” der.
Duygu 160 lirayı uzatır, taksiden iner. Sokakta etrafına bakınır. Yeşil sarı renkteki binayı arar. Bir sağa bir sola bakar, en sonunda binayı bulur. Derin bir nefes alır ve kapıyı çalar.
Kapıyı dayısı açar.
Duygu çekingen bir sesle, “Dayı… müsait miydiniz? Gireyim mi?” der.
Dayısı kapıyı sonuna kadar açar. “Gir yavrum, gel içeri.”
Duygu içeri girer. Yengesi salondan bakar.
“Sen mi geldin? Geç içeri,” der soğuk bir sesle.
Duygu içeri geçer. “Uzun zaman oldu görüşmeyeli… Nasılsın yenge?”
Yengesi omuz silkerek, “İyiydim daha önce,” der ve mutfağa gider.
Duygu şaşkın şekilde dayısına döner. “Dayı… yanlış bir şey mi dedim?”
Dayısı iç çeker. “Yok yavrum… Yengen biraz gergin bu ara.”
Duygu mahçup bir şekilde, “Dayı, yengeme yardıma gideyim mi?” der.
Dayısı başını sallar. “Gitmesen daha iyi olur yavrum… Şu an gergin, seni yanlış anlar.”
Duygu başını eğer. “Peki dayı…”
Dayısı mutfağa gider. Yengesine alçak sesle, “Neden geldi bu kız deme, duyacak ayıp. O benim yeğenim,” der.
Yengesi sinirli şekilde, “Düzenini bozdu evimin. Gereksiz… Burası yurt mu?”
Dayısı kaşlarını çatar. “Saçmalama.”
O sırada Duygu kapıya yaklaşır.
“Dayı… ben gidiyorum. Yük oldum gibi size. Aranızı bozmak istemem.”
Dayısı şaşkın, “Yok öyle bir şey yavrum. Gitmek nereden çıktı?”
Yengesi salondan, “Kızın kararı buysa saygı duy,” der.
Duygu gözleri dolarak, “Yengem haklı dayı… Gitsem daha iyi,” der.
Kapıyı açar ve çıkar.
Biraz ilerler. Sokak sessizdir. Kaldırıma oturur. Gözyaşları süzülmeye başlar.
Evde dayısı yengesine döner. “Ne yaptın ya? Kız gitti. Bir susamadın.”
Yengesi umursamaz bir şekilde, “Ben ne yaptım? Kendi gitti. Benle alakası yok,” der ve oturma odasına geçer.
Dayısı dayanamayıp evden çıkar. Sokağa bakar. Duygu’yu kaldırımda oturmuş, ağlarken görür. Yanına gider, sessizce oturur.
“Yavrum… yengeni yanlış anladın. Sen gel eve. İnat etme. Hava soğuk, gece olacak birazdan.”
Duygu başını sallar. “Olmaz dayı. Sen yengemin yanına git. Ben gideceğim. Geri gelemem.”
Ayağa kalkar. Gözyaşlarını siler. Yavaş adımlarla ilerler.
Dayısı arkasından bakakalır.
Sokak lambasının altında Duygu’nun gölgesi uzar gider…
Geçmişin İzleri – 2. Sezon 3. Bölüm
Duygu yürür… nereye gittiğini bilmeden, düşüncelere dalmış halde ilerler. Sokak lambaları azalır, rüzgâr serinler. Bir süre sonra dalga seslerini duyar. Başını kaldırdığında sahile geldiğini fark eder.
Kendi kendine hafifçe şaşırır. “Nasıl geldim ben buraya…” der içinden.
Sahildeki simitçiyi görür. Karnı acıkmıştır. Yanına gider.
“Bir simit alabilir miyim?” der.
Simitçi uzatır. Duygu parasını verir, sahil boyunca yürümeye başlar. Deniz karanlıkta hafif hafif dalgalanır. Duygu simidinden bir parça koparır, yavaşça yer.
O sırada bankın dibinden ince bir miyavlama sesi gelir.
Duygu eğilir. Küçük, zayıf bir kedi… Aç olduğu bellidir.
Duygu yanına çömelir. Simidi ikiye böler. En büyük parçayı kediye uzatır.
“Al bakalım…” der yumuşak bir sesle.
Kedi iştahla yemeye başlar. Duygu onu sever.
“Sende üzgünsün değil mi… Kimse seni fark etmiyor. Aynı benim gibi… Yalnız kalmışsın…” der gözleri dolarak.
Tam o sırada bir erkek sesi duyulur.
“Kedime simit mi veriyorsun?”
Duygu irkilir, ayağa kalkar.
“Şey… sizin kediniz mi? Ben özür dilerim, sahipsiz sandım. Aç diye simit verdim…”
Adam hafifçe gülümser.
“Önemli değil. Sağ ol.”
Duygu başını eğer, mahçup bir şekilde gitmeye hazırlanır.
Adam tekrar konuşur.
“Ben Burak bu arada. Neden elinde bavulla sahildesin? Yoksa kalacak yerin mi yok?”
Duygu bir an duraksar.
“Şey… aslında evet. Ama başımın çaresine bakıyorum.”
Burak ciddileşir.
“Olmaz öyle. Benim bir otelim var. Lüks değil, çok… üç yıldızlı. Ama sana yardımım dokunur.”
Duygu geri çekilir.
“Şey… yani bilmem ki. Ben size yük olmak istemem açıkcası.”
Burak başını sallar.
“Olmaz böyle sokakta. Kabul et lütfen.”
Duygu tereddüt eder.
“Benim o kadar param yok. Ödeyemem size, olmaz…”
Burak sakin bir sesle,
“Sorun değil. Para eline geçince ödersin. Problem olmaz.”
Duygu gözlerinin içine bakar.
“Öderim. Kesinlikle öderim. Bu şartla kabul ederim.”
Burak hafifçe gülümser.
“Kabul o zaman. Arabam ileride. Gel, beni takip et.”
Duygu bavulunu tutar. Bir an denize bakar.
Sanki hayatı yine yön değiştiriyordur…
Ve Burak’ın arkasından yürümeye başlar.
Geçmişin İzleri – 2. Sezon 4. Bölüm
Duygu ile Burak arabanın olduğu yere varır. Burak bavulu bagaja koyar ve Duygu’nun kapısını açar. Duygu arabaya biner. Burak kapıyı kapatır, sonra kendisi de arabaya geçer ve aracı sürmeye başlar.
Duygu utanır, çekingen davranır. Sürekli aklına babası gelir. Camdan dışarı bakarken gözleri dolar. Aklı hâlâ ondadır.
Aradan baya zaman geçer. Burak arabayı durdurur. Önce kendisi iner, sonra Duygu’nun kapısını açar. Duygu aşağı iner. Burak bagajı açar, bavulu alır ve bagajı kapatır. Bavulu taşıyarak otele doğru yürür. Duygu da arkasından onu takip eder.
Otelin kapısından içeri girerler. Burak resepsiyondan anahtarı alır.
“Sekiz numara senin olsun,” der.
Duygu başını eğer. “Sağ olun…”
Burak hafifçe gülümser. “Bu arada adın ne? İsminle sesleneyim sana.”
Duygu utanarak, “Duygu…” der.
Burak, “Güzel ismin varmış,” der.
Duygu odaya yerleşir. Bavulunu açar, eşyalarını yavaşça çıkarır. Oda sade ama temizdir.
Bir süre sonra kapı çalar. Burak kapının önündedir.
“İyice yerleştin değil mi? Rahat mı oda?”
Duygu, “Güzel tabii… sağ olun,” der.
Tam o anda birden yangın alarmı çalmaya başlar.
Ses bütün otele yayılır. Panik başlar.
Burak irkilir. “Hemen dışarı çıkman gerek! Yangın çıktı!”
Duygu neye uğradığını şaşırır. Koridorda duman yükselmeye başlamıştır. İnsanlar odalarından çıkıp koşuşturur.
Burak Duygu’nun kolundan tutar. “Hadi!”
İkisi de hızla dışarı çıkar. Tüm oteldeki kişiler dışarı toplanır.
Burak, “İtfaiyeyi çağırdım, endişe etmeyin!” diye seslenir.
Duygu bir anda durur.
“İçeri girmem gerek…”
Burak şaşkın. “Olmaz! Yangın çıktı, içerisi duman dolu!”
Duygu’nun gözleri dolar. “Babamın resmi vardı çantamda… İçeride kaldı. Girmem gerek!”
Burak bir şey diyemeden Duygu aniden otele doğru koşar. Yangını umursamadan içeri dalar.
Koridor duman içindedir. Öksürerek odasına doğru ilerler. Gözleri yanar ama vazgeçmez.
Odaya girer, çantasını aramaya başlar. Ellerini uzatır, yatağın üstüne bakar, sandalyeye bakar…
Sonunda çantayı bulur. Hızla açar, içinden fotoğrafı çıkarır.
Babasıyla olan resmi…
Resmi alır ve koşarak dışarı çıkar.
Temiz havaya çıktığında derin bir nefes alır. Dizlerinin üzerine çöker. Fotoğrafı çantadan çıkarır. Zarar görmediğini görünce hafifçe gülümser ve resme sarılır.
“Baba…” diye fısıldar ve ağlamaya başlar.
Burak yanına gelir. Sessizce bakar.
“Baban… vefat mı etti?”
Duygu gözyaşları içinde, “Evet… Hâlâ taze acım. Anlayamazsın…” der ve hıçkıra hıçkıra ağlar.
O sırada itfaiye gelir. Hortumlar açılır, alevlere müdahale edilir.
Ambulans da gelir.
Burak paramediklere döner. “Lütfen onunla ilgilenin.”
Paramediklerden biri Duygu’nun yanına çömelir, oksijen maskesi takar. “Derin nefes al.”
Duygu titreyerek nefes almaya çalışır.
Burak ise biraz uzakta durur.
Sessizce Duygu’yu izler…
Ve ilk defa gözlerinde sadece merak değil, gerçek bir endişe vardır
Geçmişin İzleri – 2. Sezon 5. Bölüm
Duygu paramediğin uzattığı maskeyi eliyle hafifçe iter.
“Lütfen hava vermeyin… iyiyim,” der ve yavaşça ayağa kalkar.
Başını çevirir, gözleri Burak’ı arar. Onu görünce yanına gider.
“Ben küçükken 16 yaşımdayken babamla film izlemeyi çok severdim,” der titreyen bir sesle.
“Yine bir gün film izliyorduk… Birden yangın çıktı.”
Burak sessizce dinler.
“Babam o zamanlar mafyayla iş yapardı. Borçları ödenmeyince… evimizi ateşe verdiler. Ben küçüktüm. O yangında annemi kaybettim.”
Gözleri boşluğa dalar.
“Biz çıktık evden… ama annem mutfaktaydı. Çıkamadı. Hemen yandı…”
Sesi kırılır.
“Bu yangını görünce aklıma direkt o sahneler geldi.”
Duygu bir an dayanamaz ve Burak’a sarılır.
Burak da onu sıkıca tutar.
“Ağlama… üzülme. Ben buradayım artık. Yalnız değilsin.”
Duygu hıçkırarak ağlar. Burak saçlarını okşar.
Bir süre sonra Burak etrafa bakar.
“Yangın durdu ama her yer duman. Kimse otelde kalamaz artık.”
Duygu gözlerini siler.
“Doğru… Ben de kendime başka bir yer bulacağım mecbur.”
Burak hemen itiraz eder.
“Olmaz. Sen bende kalırsın. Burası tekrar kullanıma açılana kadar.”
Duygu tereddüt eder.
“Yük olurum sana…”
Burak başını sallar.
“Olmazsın. Korkma. Benimle kal lütfen.”
Duygu kısa bir sessizlikten sonra,
“Peki o zaman…” der.
Burak arabaya doğru yürür. Duygu’yu oturtur.
Sonra yakındaki bakkala gider, bir şişe su alır. Geri gelip uzatır.
“Al, su iç. Korkunu biraz olsun alır.”
Duygu şişeyi alır.
“Sağ ol…” der ve yavaşça içmeye başlar.
Gece serindir.
Ama Duygu’nun içindeki yangın hâlâ sönmemiştir.
Geçmişin İzleri 2. Sezon 6. Bölüm
Duygu suyu içerken o esnada itfaiye görevlisi gelir, Duygu’nun çantasını getirir ve Duygu’ya verir. Duygu “Sağ olun.” der.
Burak, “Ben oteldeki müşterilerin durumlarını kontrol edeyim, geri geleceğim.” der.
Duygu, “Tabii, sen ilgilen onlarla.” der.
Tam o esnada Duygu’nun telefonu çalar. Arayan yengesidir.
Duygu, “Yenge ne oldu? Sesin neden kötü geliyor?” der.
Yengesi, “Evladım, evimizi icra geldi borçlar yüzünden her şeyimizi aldılar. Bize de evi boşaltın dediler. Çok kötü durumdayız.” der.
Duygu, “Anlıyorum yenge ama benim elimden bir şey gelmez maalesef. Bu durumda şu an müsait değilim, kapatıyorum.” der ve dayısını arar.
“Dayı, evinize icra gelmiş, çok üzüldüm. Eğer bir şeye ihtiyacın varsa söyle bana dayı, yardımcı olmaya çalışırım, biliyorsun.” der.
Dayısı, “Yok yavrum, sen kendine iyi bak yeter. Biz idare ediyoruz.” der.
Duygu, “Peki o zaman dayı, ben seni tutmayayım. Kendine iyi bak.” der ve telefonu kapatır.
Sonra kendine bir an kızar yengesine soğuk yaptığı için ama artık biraz olsun merhameti geri plana koyması gerektiğini düşünür. Nefes alır verir.
Sonra yanına Burak gelir.
“Ne oldu, bir şey mi oldu? Yüzün asıldı.” diye sorar.
Duygu, “Dayım ve yengem evlerinden olmuş, icra gelmiş.” der.
Burak, “Kötü olmuş, üzüldüm.” der.
Duygu, “Şey… Dayım işsiz ve acaba ona göre iş ayarlama şansın var mı senin?” diye sorar.
Burak, “Arada sen varsın diye tabii yardımcı olurum, seve seve bakarım. Uygun iş bulabilirsem sana haber veririm.” der.
Duygu, “Sağ ol, iyi ki varsın gerçekten.” der.
Geçmişin İzleri 2.Sezon 7.Bölüm
İtfaiye görevlisi bavulu en son çıkartır ve “Bu kimin?” diye sorar. Duygu “Benim bavulum” der. İtfaiye görevlisi bavulu Duygu’ya verir. Burak “Sen bavulu bana ver, bagaja koyayım” der. Duygu bavulu Burak’a verir ve Burak bagaja koyar. “Benim eve geçelim, biraz dinlen. Kötü oldun baya” der.
Duygu “Olur sağ ol, ben de şu an burada olmaktan huzursuzum zaten” der.
Burak Duygu’nun kapısını kapatır ve kendi de arabaya biner, kapısını kapatır. Arabayı sürmeye başlar ve giderler.
Duygu “Neden benimle bu kadar ilgileniyorsun? Mecbur değilsin” der.
Burak “Ben de küçükken yetimhanede büyüdüm. Annem ve babamı hiç görmedim, ben bebekken ölmüşler. Bu yüzden sen dedin ya ‘anlayamazsınız’ diye… Aslında seni en iyi ben anlıyorum Duygu” der.
Duygu’nun gözleri dolar ve “Üzüldüm, başın sağ olsun” der.
Burak “Senin de” der ve Burak’ın gözleri dolar.
Sonra Duygu geriye yaslanır ve gözlerini yumar. Aradan biraz zaman geçer, Duygu uykuya dalar.
Burak evine varır, arabayı durdurur ve iner. Duygu’nun kapısını açar ve Duygu’nun uyuduğunu fark eder. Duygu’ya seslenir, “Geldik” der. Duygu cevap vermez.
Burak Duygu’yu kucağına alır ve evine doğru ilerler.
Geçmişin İzleri 2.Sezon 8.Bölüm
Burak evinin kapısına gelir ve bir eliyle Duygu’yu kucağında taşır, kapıya dayayarak diğer eliyle cebinden anahtarı alır, kilide sokar ve çevirir, kapıyı açar. Sonra anahtarı geri cebine koyar ve o eliyle de Duygu’yu tutarak kucağında taşımaya devam eder, içeri girer ve kendi odasına gider. Duygu’yu kendi yatağına yatırır ve hemen ardından geri dönüp kapıyı kapatır.
Daha sonra Duygu’nun yanına gelir ve üstünü örter. O esnada Duygu, Burak’ın elini tutar: “Gitme” der.
Burak “Buradayım” der ve Duygu’nun yanına oturur.
O sırada Burak, Duygu’nun alnına elini koyar ve Duygu’nun ateşi var mı diye bakar.
Duygu’nun alnı sıcaktır ve Burak: “Ateşin var senin” der.
Ayağa kalkar, mutfağa gider, sirkeli su hazırlar, bir bez alır ve odasına geri döner. Yatağın kenarına oturur, bezi suya bandırır, sıkar ve Duygu’nun alnına koyar.
Tam o sırada bir anda zil çalar.
Geçmişin İzleri 2.Sezon 9.Bölüm
Burak ayağa kalkar, sirkeli suyu ve bezi alır, mutfaktaki tezgaha bırakır ve kapıyı açmaya gider. Gelen kişi üvey abisidir.
Burak: “Senin ne işin var burada?”
Üvey abisi: “Hiç görüşemiyoruz, o yüzden geldim.”
Burak: “İyi yaptın, geç içeri.”
Üvey abisi içeri girer ve “Tek mi yaşıyorsun?” diye sorar.
Burak: “Evet.”
O esnada Duygu uyanır.
Duygu: “Neredeyim ben?” der ve ayağa kalkar, içeri gelir.
Burak Duygu’yu fark eder ve: “Sen niye geldin, Duygu?” diye sorar.
Duygu: “Burak, burası senin evin mi?”
Burak: “Evet.”
Burak’ın üvey abisi: “Evde tekim demiştin, bu kız kim?” diye sorar.
Burak: “Sana göre bir durum yok. O benim arkadaşım, kalacak yeri yok, şuan bende kalıyor.”
Üvey abisi: “Peki, öyle olsun.”
Burak Duygu’ya geri döner: “Uzan, dinlen. Ateşin var, ayakta durma.”
Duygu: “Peki, ben gidiyorum, biraz dinlensem daha iyi olur.” der ve gider.
Üvey abisi: “Güzel kızmış, baya.”
Burak: “Güzelse güzel, sanane, sen işine bak abi.”
Üvey abisi: “Tamam, kızma, takılıyorum sana.”
Duygu odaya gider ve yatağa uzanır, gözlerini yumar, uyumaya çalışır.
Geçmişin İzleri 2. Sezon 10. Bölüm
İç Mekan – Gece – Ev
Burak üvey abisinin yanına gelir.
Burak: Sen aç mısın? Makarna vardı, evde ısıtabilirim.
Üvey Abisi: Yok, aç değilim. Yedim geldim, uykum var ama çok.
Burak durur, düşünür, sonra koltuğu açar.
Burak: Dur, koltuğu açayım ben. Sen yat.
Üvey Abisi: Çok iyi olur.
Üvey abisi koltuğa uzanır ve uyumaya çalışır. Burak kendi odasına gider ve Duygu’nun ateşi düşmüş mü diye kontrol eder. Sonra geri gelir, diğer koltuğu açar ve kendisi de uzanır.
İç Mekan – Sabah – Mutfak
Duygu uyanır, Burak ve üvey abisinin uyuduğunu görür. Boş durmamak ister ve mutfağa gider, kahvaltı hazırlamaya başlar. Bir kaşık düşürür ve sesi Burak’ı uyandırır.
Burak: Sen ne zaman kalktın?
Duygu: Az önce… Boş durmamak için kahvaltı hazırlayayım dedim.
Burak: Zahmet etmeseydin, hastasın zaten.
Duygu: Önemli değil, iyiyim. Ben yaparım hemen.
Burak gülümser.
Burak: Sağol, Duygu.
O esnada üvey abisi uyanır.
Üvey Abisi: Bu koku ne?
Burak: Duygu kahvaltı hazırlıyor.
Üvey Abisi: Ooo, güzel kokuyor. Elin lezzetlidir, umarım güzellik.
Burak: Düzgün konuş onla abi. Sen git yüzünü yıka, ben de gelicem.
Duygu kahvaltı hazırlamaya devam eder. Burak yanına gelir.
Burak: Yüzümü yıkayacağım, yıkadıktan sonra sana yardım edicem.
Duygu: Gerek yok, yaparım ben.
Burak: Olmaz, bende edicem. Sen çok yorulmamalısın.
Duygu: Peki, tamam.
Burak üvey abisinin yanına banyoya gider ve yüzünü yıkamaya başlar.
Geçmişin İzleri 2.Sezon 11.Bölüm
Burak yüzünü yıkadıktan sonra Duygu’nun yanına geldi ve:
“Bana ne iş var, söyle Duygu, ben ne yapayım?” diye sordu.
Duygu: “Sofrayı kurar mısın?”
Burak: “Tabii ki, kraliçem.”
Duygu: “Sağol, kralım.”
Burak gülümser ve o sırada üvey abisi gelir.
Üvey abisi: “Yüzünde güller açıyor, ne oldu?”
Burak: “Bir şey yok, abi.” der.
Duygu yiyecekleri getirir, Burak, üvey abisi ve Duygu sofraya oturur.
Duygu: “Burak, sana bahsettiğim konu vardı ya, dayım hakkında ayarlayabildin mi iş?”
Burak: “Arayamadım hiç ama bugün arayıp birkaç yere soracağım.”
Üvey abisi: “Burak ne işi?”
Burak: “Uzun hikaye abi, boşver.”
Üvey abisi yemeğini yer ve: “Doydum ben.” der, kalkar ve koltuğa oturur.
Burak: “Doydum.” der ve kalkar, Duygu’ya: “Beraber toplayalım.”
Duygu: “Peki.” der ve ikisi sofrayı toplar.
O sırada zil çalar.
Burak: “Ben bakarım.” der ve kapıyı açar.
Gelen kişi teyzesidir.
Burak şokla kapıyı geri kapatır.
Duygu: “Kim geldi?”
Burak: " teyzem gelmiş.”
Geçmişin İzleri 2. Sezon 12. Bölüm
Duygu, “Teyzen mi geldi? Beni görse yanlış anlar mı?” diye sorar.
Burak, “Anlar… Ben ergenken biraz çapkındım, bana çok kızardı, hala kızar. Seni saklamamız lazım” der.
Duygu, “Nereye saklanacağım?” diye sorar.
Üvey abisi, “Seni ben saklayabilirim, banyoya istersen” der.
Burak sinirle müdahale eder: “Sen karışma abi, ben saklarım. Banyoya sen kapıya bak, beni sorarsa ‘Lovoba’da’ dersin” der.
Üvey abisi, “Peki, ben bakarım, sende duyguyu saklasan iyi olur” der.
Burak, duygunun elini tutar ve banyoya götürür: “Ses çıkarma, burada kal olur mu? Biraz durur, gider zaten teyzem” der.
Duygu, “Peki ama ya kalırsa ne yapacağım?” der.
Burak, “Bilmiyorum, bir şey düşünürüm o zaman, sen rahat ol” der ve banyonun kapısını kapatır.
Duygu, banyoda panik içinde dururken Burak banyonun önünde bekler.
Üvey abisi kapıyı açar ve teyzeyi karşılar: “Hoş geldin, buyur içeri.”
Teyzesi Burak’ı sorar: “Burak, nerede? Suratıma niye kapıyı kapattı?”
Üvey abisi, “Etraf dağınıktı, biraz düzelttik, sonra Lovobaya gitti Burak” der.
Burak içeri girer: “Teyze, kusura bakma, kapıyı suratına kapattım, etraf dağınıktı.”
Teyzesi, “Önemli değil” der.
Teyzesi sorar: “Siz beraber mi yaşıyorsunuz?”
Burak, “Hayır teyze, abim dün geldi, ben tek yaşıyorum.”
Teyzesi, “Güzel, güzel, iyi.”
Teyzesi: “Ben buraya hayırlı bir iş için geldim aslında.”
Burak, “Hayırdır, ne hayırlı işi?” der.
Teyzesi: “Bizim köyden bir kız var, çok güzel, ailesi iyi. Kız da güzel, sana göstereyim dedim.”
Burak, kızla ilgilenmek istemediğini söyler: “Şuan evlenmek veya ilişki istemiyorum, zamanı var bence.”
Teyzesi, “Peki evladım, sana kalmış, istemiyorsan bana laf düşmez” der.
Burak, teyzesini kapıdan geçirir ve kapıyı örter, banyoya gider, kapıyı açar:
Duygu: “Teyzen gitti mi?”
Burak: “Evet, çık.”
Duygu, banyodan çıkar ve koltuğa oturur.
Üvey abisi: “O değil de keşke benim senin gibi sevgilim olsa.”
Duygu, sırıtarak “Ne alaka yani şuan” der.
Üvey abisi: “Her gördüğümde bunu düşünüyorum, ondan söyledim.”
Burak: “Saçma sapan konuşma, sinirlendirme beni abi” der.
Üvey abisi: “Teyzem köyden kız bulmuş, sen kabul etme, gel bu kızı bana karşı koru, alemsin var ya.”
Duygu şaşırır ve Burak’a bakar.
Duygu: “Ben odama gitsem iyi olur.”
Burak: “Yaptığını beğendin mi? Kızı zor durumda koydun?” der.
Üvey abisi: “O senin neyin ki, bu kadar önemsiyorsun onu?”
Burak: “Sana hesap verecek halim yok abi” der.
Üvey abisi ayağa kalkar ve Burak’ın yanına gelir:
“Kulağına söylüyorum, ben Duygu’ya ilgi duyuyorum ve sen onun arkadaşıysan madem karışma bana” der ve geri çekilir, montunu alır, kapıyı açar ve dışarı çıkar.
Burak sinirle koltuğa oturur:
“Abim haklı, neden bu kadar önemsiyorum Duygu’yu?” diye kendi kendini sorgular. İç sesi durmaz, bir an bile rahat bırakmaz.
Geçmişin İzleri 2. Sezon 13. Bölüm
Burak ayağa kalkar ve odasına gider. Duygunun yanına oturur ve, “Abim boş boğazdır, onun kusuruna bakma, sen olur mu?” der.
Duygu, “Yok, önemli değil ama aklıma bir şey takıldı… Köydeki o kız kim? Yanlış anlama ama abin doğru mu söylüyor, benim yüzümden mi o kızı reddettin sen?” diye sorar.
Burak, “Hayır, senle alakası yok, kızı tanımıyorum bile. Teyzem kafasında bizi yakıştırmış, klasik şeyler, kendini suçlama, sen olur mu?” der.
Duygu, “Peki olur, sen… Uzan, istersen ben bir kahve yapayım sana, olur mu?” der.
Burak, “Olur ama yorma kendini, çok.”
Duygu, “Tamam, yormam, merak etme.”
Burak, “Tamam” der ve yatağa uzanır.
Duygu mutfağa gider. O sırada Burak cebinden telefonunu alır ve Duygunun dayısı için uygun iş var mı diye birkaç yeri arar. En sonunda uygun işi bulur ve Duygunun yanına gider.
Duygu mutfakta kahveyi yapıyordur.
Duygu: “Kahve taşmış, görmedin mi? Sana emanet ettim.”
Burak banyodan gelir ve: “Sıcak cezveye değdi, elim yandı, soğuk suyla yıkamak için banyoya gittim.”
Duygu: “Elin yandıysa burada da su var, buraya tutsaydın. Çok acıyor mu?”
Burak: “Yok, azaldı.”
Duygu: “Olmaz öyle, kızarmış, yanık kremi var mı?”
Burak: “Odamda çekmecede var, bir tane.”
Duygu: “Sen bekle, ben hemen geliyorum” der. Burak’ın odasına gider, çekmeceyi açar, yanık kremini alır ve geri döner mutfağa.
Burak: “Zahmet etme, sen ben sürerim.”
Duygu: “Ne zahmeti, ben sürerim” der ve kremi Burak’ın eline sürer.
Duygu: “Bant nerede peki?”
Burak: “Sağ üst mutfak dolabımda.”
Duygu: “Hemen alıyorum” der, dolabı açar, bandı alır ve dolabı kapatır.
Burak elini uzatır, Duygu bandı sarar ve acısı birazdan geçer der.
Burak: “Elin değdiyse kesin geçer.”
Duygu gülümser ve cezveyi ocaktan alır, tezgaha koyar, fincan alır iki tane, kahveyi fincanlara boşaltır. Bir fincanı Burak’a verir, diğer fincanı kendisi alır.
Duygu: “Oturalım, biraz dinlelim ve kahvemizi içelim, hadi.”
Burak: “Olur, bencede çok iyi olur. Bu arada dayın ne dedi, geliyor mu?”
Duygu: “Konuştum, evet geliyor ama üzüldüm bir yandan, çünkü dayım yengemle boşanmış.”
Burak: “Çok üzüldüm, bende… Sağlık olsun, umarım dayın erken atlatır bu acıyı.”
Duygu: “Bende umarım.”
Geçmişin İzleri 2.Sezon 14.Bölüm
O esnada zil çalar ve Duygu, “Burağa sen otur ben bakarım” der ve kapıya bakmaya gider. Kapıyı açar, “Dayı, biz de seni bekliyorduk, hoşgeldin içeri gel” der. Dayısı, “Hoşbulduk yavrum” der ve içeri geçer. Burak, “Hoşgeldiniz efendim” der. Duygunun dayısı, “Hoşbulduk evladım” der.
Duygu, “Dayı, aç mısın? Yemek yapabilirim sana hemen” der. Dayısı, “Tokum yavrum, yorulma, boşuna” der.
Burak, “Bu arada efendim, bana düşmez belki ama sizin için iş ayarladım. İçimden geldi, ilgilenirseniz detaylarından bahsederim” der.
Duygunun dayısı, “Olur evladım, içinden gelmiş madem, anlat, dinlemek isterim. Zaten evde boş durmak bana iyi gelmez” der.
Duygu, “Dayı, ben sana bir yudum su getireyim, yoldan geldin yorgunsundur, iyi gelir” der. Dayısı, “Peki yavrum, getir” der.
Duygu suyu getirmek için mutfağa gider ve suyu bardağa doldurur, içeri geri döner. “Buyur dayı” der ve suyu dayısına verir. Dayısı, “Sağol yavrum” der.
Burak, “Efendim, iş basit, bir kulübede güvenliksiniz ve cumartesi pazar izin günleriniz var, sağlık sigortası var, maaşı çok iyi, gayet güzel bir iş, ne dersiniz?” diye sorar.
Duygunun dayısı, “Tam bana göre, iş kabul ederim tabiki. Bu devirde böyle iş bulmak zor evladım” der.
Burak, “Tamam o zaman size adresi atarım, gidersiniz görüşmeye” der. Duygunun dayısı, “Peki evladım, giderim” der ve ayağa kalkar. “Bende eve gideyim, plan projemi yapayım o zaman, geç oldu” der.
Burak, “Biraz daha kalsaydınız efendim” der. Duygunun dayısı, “Yok evladım, akşam oldu, yolcu yolunda gerek” der.
Duygu, “Dayı, ben seni geçireyim” der ve dayısını kapıdan geçirir, kapıyı geri kapatır. Sonra içeri geçer ve koltuğa oturur. duygu, “Film mi izlesek acaba?” der. Burak , “Film nereden çıktı birden?” diye sorar. Duygu “Yada boşver, ben puding yapıcam mutfakta, olur mu?” der. Burak, “Olur, yap tabi” der ve koltuğa oturur.
Burak,“Neye bozuldu acaba, trip atıyor gibi geliyor bana” der içinden, anlık. Sonra “Fazla kafaya takıyorum” der içinden ve ayağa kalkar, odasına geçer ve yatağa uzanır. Sonra uykuya dalar.
Hemen ardından zil çalar. Duygu kapıyı açmaya gider ve kapıyı açar. Burak’ın üvey abisi sarhoş şekilde duruyordur.
Duygu, “Sen sarhoş musun?” diye sorar.
Burak’ın üvey abisi, “Aşk sarhoşuyum ben” der ve içeri girer. Duygu kapıyı kapatır.
Sonra Burak’ın üvey abisine geç “İçeri otur, ben sana bir yudum su vereyim” der.
Burak’ın üvey abisi, “Benim ilacım su değil, sensin” der ve Duygu’yu kendine çeker. “Seni istiyorum ben” der.
Duygu, “Saçmalamayı kes!” der. Üvey abisi, “Neden, yoksa Buraka mı aşık oldun?” der.
Duygu, “Hayır, ama bu yaptığın yanlış, bırak beni hemen!” der.
Burak’ın üvey abisi, “Bırakmam güzellik, seni çok seviyorum, seni benim yapmak istiyorum” der ve Duygu’yu gözleriyle süzer.
O sırada Burak uyanır ve ayağa kalkar. İçeri tam giderken, abisini ve Duygu’yu yakın temaslı bir halde görür ve yüksek bir sesle, öfke ile, “Duygu!” der, gözlerinde öfkeyle bakıyordur abisine ve Duygu’ya..
Geçmişin İzleri 2.Sezon 15.Bölüm
Burak hemen içeri doğru yürür ve Duygu’nun bileğinden tutar ve kendi arkasına doğru çeker:
“Üvey abisine ondan uzak dur, ona dokunamazsın!” der.
Üvey abisi:
“Neden? O senin için bir arkadaş sonuçta, bırak ben seviyorum onu.”
Burak:
“Hayır, duydun mu? O benim için arkadaş değil, o benim en değerlim. Ona zarar vermene veya dokunmana asla izin vermem. Bir daha benim olana sakın yaklaşma abi, seni uyarıyorum!”
Burak, Duygu’yu kucaklar ve kendi odasına götürür ve yere bırakır.
O esnada üvey abisi kapıyı açar ve sertçe kapatır, evden çıkar.
Duygu ağlamaya başlar:
“Her şey benim yüzümden oldu, aranızı bozdum.” der ve yatağa oturur.
Burak Duygu’nun yanına oturur:
“Senle alakası yok, ağlama lütfen.” der.
Duygu:
“Senin orada söylediklerin doğru mu? ‘Benim olana dokunma’ dedin… Ne demek istedin?”
Burak:
“Aslında ben sana aşığım, Duygu… İçimde tutmayı seçmiştim ama bu olaydan sonra tutamam, istesem de yapamam. Ben seni seviyorum.”
Duygu:
“Daha önce söyleseydin keşke.”
Burak:
“Neden?”
Duygu:
“Çok bekledim söylemeni.”
Burak:
“Gerçekten mi?”
Duygu:
“Evet, bende seni seviyorum Burak, ama bende… Sen söyle istedim.”
Burak:
“Sen var ya, çok zalimsin… Bende beni sevmiyorsun sandım, biliyor musun?”
Duygu:
“Özür dilerim öyle düşündürdüysem ama seni seviyorum ben, Burak.”
Burak:
“Yanaktan öpebilir miyim peki?”
Duygu:
“Peki ama bir kez öpebilirsin.”
Burak, Duygu’nun yanağını öper ve geri çekilir:
“Seni çok seviyorum.”
Duygu:
“Bende seni.”
Burak, Duygu’ya sarılır.
Duygu:
“Üvey abin beni bir şekilde unutabilir demi… Sorun çıksın istemiyorum.”
Burak:
“Merak etme, unutur… Zaten unutmak zorunda. Seni kimseye vermem.”
Duygu:
“Sahip çıkmanı sevdim prensim.”
Burak:
“Bende her şeyini sevdim, sen de benim prensesimsin. Unutma.”
Geçmişin İzleri 2. Sezon 16. Bölüm
Duygu gülümser ve Burak’a sarılır ve “Geç oldu, yatalım” der. Burak, “Sen burada yat, ben salonda koltukta uyurum” der. Duygu, “Aramıza yastık koysak, burada benimle yatsan olur mu?” diye sorar. Burak, “Peki olur, yastık koyalım, araya yatalım” der. Duygu bir yastık alır ve tam yatağın ortasına koyar. Sonra Burak’a, “Uzan diğer tarafa, hadi” der. Burak, “Tamam” der ve ayağa kalkar, yatağın diğer tarafına geçer ve yatağa uzanır. Duygu da yatağa uzanır ve uykuya dalarlar. Aradan baya zaman geçer ve sabah olur. Duygu uyanır, Burak’a bakar, gülümser ve ayağa kalkar, mutfağa gider ve kahvaltı hazırlamaya başlar. Ardından Burak uyanır, ayağa kalkar, yüzünü yıkamak için banyoya gider ve yüzünü yıkar, sonra içeri geçer, koltuğa oturur, kumandayı masadan alır ve televizyonu açar. Duygu sofrayı hazırlar, kahvaltılıkları sofraya koyar ve, “Burak, sofraya gel, kahvaltı hazır” der. Burak kumandayla televizyonu kapatır ve sofraya oturur. Duygu da oturur ve kahvaltı etmeye başlarlar. Üst komşuları gelir ve kapıyı çalar. Duygu, “Burak, sen otur, ben bakarım” der ve kapıyı açmaya gider.
Geçmişin İzleri 2. Sezon 17. Bölüm
Duygu, “Sen mi geldin? Bu sefer sarhoş değilsin, iyi” der. Burak ayağa kalkar ve Duygu’nun yanına gelir. “Üvey abi, sen mi geldin, gelsene içeri” der. Üvey abisi, “Bir saniye” der ve yanında duran sevgilisini kolundan tutup yanına doğru çeker. Burak, “Bu kız kim?” diye sorar. Üvey abisi, “Sevgilim” der. Duygu, “Çok yakışıyorsunuz gerçekten” der.
Burak, “Geçin içeri, ayakta kaldınız” der. Üvey abisi, “Olur” der ve sevgilisine, “Önden buyur, hayatım” der. Ardından kız içeri girer, sonra üvey abisi girer. Duygu kapıyı kapatır ve, “Bir şey ister misiniz?” diye sorar. Kız, “Ben su alırım” der. Burak’ın üvey abisi, “Ben içmeyeceğim” der. Duygu, “Peki” der ve mutfağa gider. Bir bardağa su koyar ve içeri geçer, suyu kıza verir. Kız, “Sağol” der.
Burak, “E nasıl tanıştınız?” der. Üvey abisi, “Dün akşam evden çıkınca bara gittim, o zaman tanıştık, konuştuk ve sevgili olduk” der. Burak, “Hayırlısı olsun, mutluluklar dilerim. Bu arada biz de Duygu ile sevgili olduk” der. Üvey abisi, “Öyle mi, Duygu?” diye sorar. Duygu, “Evet” der. Burak’ın üvey abisi, “Ben bir elimi yüzümü yıkıyacağım” der ve ayağa kalkıp banyoya gider.
Duygu, kıza, “İsmin ne bu arada?” diye sorar. Kız, “Melis” der. Duygu, “Güzel ismin varmış” der. Burak kızla sohbet etmeye başlar ve o sırada Duygu, Burak’a göz işareti yaparak, “Mutfağa gidelim” der. Mutfağa gider, Burak da ayağa kalkar ve Duygu’nun peşinden mutfağa gider.
Duygu, “Kızla çok yakınsın, hoşuma gitmedi. Biraz mesafe koy” der. Burak sırıtır ve, “Kıskandın mı sen beni?” der. Duygu, “Hayır ama hoşuma gitmedi” der. Burak, “İnanmadım sana ama neyse, öyle olsun” der ve Duygu’nun yanağını öper. “İçeri geçelim, hadi, ayıp olmasın kıza” der. Duygu, “Peki, öyle olsun, geçelim” der ve ikisi içeri geçer.
Geçmişin İzleri 2. Sezon 18. Bölüm Sezon Finali
Duygu ve Burak koltuğa oturur. Burak’ın üvey abisi banyodan çıkar, içeri gelir ve koltuğa oturur.
Burak: “Artık darısı evliliğe abi.”
Üvey abisi: “Evlilik erken, şu an için böyle iyi.”
Burak: “Nasıl diyorsanız öyle olsun abi.”
Üvey abisi ayağa kalkar.
“Biz kalkalım artık Melis.”
Melis: “Peki, kalkalım.”
Ayağa kalkarlar.
Burak: “Otursaydınız biraz daha.”
Üvey abisi: “Yok, gidelim biz. Kendinize iyi bakın.”
Burak: “Ben sizi geçireyim.”
Kapıyı açar, Melis ve üvey abisini kapıdan geçirir ve kapıyı geri kapatır.
Burak: “Bana pek inandırıcı gelmiyor, umarım kızı üzmez.”
Duygu: “Bana da öyle geldi. Kız giderken ‘görüşürüz’ demedi. Hatta sarılmadı bile bana. Çok değişik, tedirgin gibiydi.”
Burak: “Evet ama onların hayatı. Belki kızın karakteri budur.”
Duygu: “Belki de.”
Duygu koltuğa oturur.
“Survivor izleyelim mi?”
Burak: “Olur.”
Duygu kumandayı alır, televizyonu açar ve Survivor’ı açar. Burak yanına oturur.
Burak: “Hangi takımı tutuyorsun Duygu?”
Duygu: “Ünlüleri.”
Burak: “Güzel, ben de gönüllüleri tutuyorum.”
Duygu: “Ooo, rakibiz demek.”
Burak: “Olsun, biz kazanacağız.”
Duygu: “Göreceğiz, iddialı konuşma.”
Burak gülümser.
Bir süre sonra Burak:
“Survivor bitti. Uykum çok geldi, ben odama gidiyorum. Gelecek misin?”
Duygu: “Sen git, ben biraz daha televizyon izliyorum.”
Burak: “Peki. Geç kalma, yanıma gel. Özletme kendini.”
Burak gülümser, ardından ayağa kalkar ve odasına gider.
Duygu koltukta uzanır ve televizyonu izlemeye devam eder. Bir süre sonra gözleri kapanır ve anlık uykuya dalar.
O esnada eldivenli bir adam Burak’ın evinin kapısında, elinde maymuncukla kapıyı açmaya çalışır. Bir süre sonra kapıyı açmayı başarır ve sessizce içeri girer.
Duygu’ya yaklaşır. Cebinden bir iğne çıkarır ve Duygu’nun boynuna batırır. Duygu irkilir ve ardından bayılır.
Eldivenli adam onu kucağına alır, kapıya yönelir. Kapıyı dizleriyle aralar, dışarı çıkar ve kapıyı yavaşça kapatır. Duygu’yu kucağında taşıyarak merdivenlerden iner.
Binanın kapısına geldiğinde Duygu’yu kapıya yaslar. Bir eliyle cebinden maymuncuğu çıkarır, kilide sokar ve kapıyı yavaşça açar. Maymuncuğu tekrar cebine koyar ve Duygu’yu yeniden kucağına alarak binadan çıkar.
Arabaya kadar taşır. Duygu’yu arabaya yaslar, kapıyı açar ve onu araca yerleştirir. Kapıyı kapatır. Ardından binanın kapısını kapatmak için geri döner, kapıyı yavaşça kapatır ve tekrar arabaya gelir.
Arabaya biner, kapıyı kapatır ve aracı sürerek uzaklaşır. Duygu’yu kaçırır.
Burak uyanır. Lavaboya gitmek için ayağa kalkar ve salona gelir.
Burak, “Duygu uyuya mı kaldın burada?” der, gözlerini ovuşturarak.
Koltuğa bakar. Koltuğun boş olduğunu fark eder. Panikler ve evi aramaya başlar.
O sırada zil çalar.
Burak kapıya gider. Komşusu Ahmet amca gelmiştir.
Burak: “Gece gece ne oldu? Hayırdır bu saatte niye geldin Ahmet amca?”
Ahmet amca: “Bir adam gördüm. Bir kızı kucağında arabaya taşıdı, bu binadan çıktılar. Endişelendim yavrum. Binada senin yanında kalan kızdan başka genç kız yok diye sana haber vereyim dedim.”
Burak telaşla:
“Duygu’yu kaçırdılar! Kim Duygu’yu kaçırmak ister? Yaşatmam o kişiyi ben!”
Ardından:
“Ahmet amca sen evine git, gerisi bende. Sağ ol.”
Ahmet amca: “Peki yavrum.” der ve evine gider.
Burak panikle kapıyı kapatır ve cebinden telefonunu çıkararak hemen polisi arar.
Geçmişin İzleri – 3. Sezon 1. Bölüm
Sahne 1 – Burak’ın Panik Anı
Burak, polis memuruna seslenir:
Burak: “Sevgilimi evimden kaçırdılar, efendim! Lütfen sevgilimi bulun!”
Polis Memuru: “Merak etmeyin, biz ilgileneceğiz. Araba plakasını alabildiniz mi?”
Burak: “Hayır… ama bekleyin!”
Burak evden çıkar.
Sahne 2 – Ahmet Amca’ya Sorma
Burak, komşusu Ahmet amcanın kapısını çalar.
Ahmet Amca: “Ne oldu evladım?”
Burak: “Ahmet amca, sevgilimi kaçıran kişinin plakasını görebildin mi?”
Ahmet Amca: “Evet evladım, gördüm. Işık vuruyordu, 34STV5322 yazıyordu plakada.”
Burak: “Sağol.”
Ahmet amca kapıyı kapatır, içeri girer ve koltuğa oturur.
Burak evine geri döner ve koltuğa oturur, panik içindedir.
Sahne 3 – Eldivenli Adamın Hamlesi
Eldivenli adam arabayı durdurur, arabadan iner ve kapıyı kapatır. Diğer tarafa gider, kapıyı açar ve eğilir.
Duygu’yu kucağına alır ve kapıyı bacağı ile kapatır.
Eldivenli adam, Duygu’yu karanlık, duvarları çatlak bir depoya götürür ve yere yatırır. Hemen ardından deponun kenarında bulunan sandalyeyi alır ve ortaya koyar.
Eldivenli adam yere eğilir, Duygu’yu tekrar kucağına alır ve sandalyeye oturtur. Ardından deponun sonunda yerde duran koli bandını alır ve Duygu’yu sandalyeye bağlar, ağzını da bağlar. Kötü bir şekilde sırıtır.
Depodaki diğer sandalyeye oturur ve nöbet tutmaya başlar.
Sahne 4 – Burak’ın Evdeki Panik Hali
Burak evde panik halinde ileri geri yürüyordur, ne yapacağını bilemez.
Geçmişin İzleri 3. Sezon 2. Bölüm
Duygu gözlerini açtığında başı zonkluyordur. Etraf karanlıktır. Konuşmak ister ama ağzının bantlı olduğunu fark eder. Elleri ve ayakları sandalyeye sıkıca bağlıdır. Panikle çırpınmaya başlar.
Köşede oturan eldivenli adam bu sırada ayağa kalkar. Ağır adımlarla Duygu’nun yanına gelir. Eğilir ve ağzındaki bandı söker.
Eldivenli Adam:
“Bağırırsan geri bantlarım. Söz ver, bağırmak yok.”
Duygu korku içinde başını aşağı yukarı sallar.
“Söz…”
Adam Duygu’nun yüzüne bakarak konuşur.
Eldivenli Adam:
“Babanın zamanında bana büyük bir borcu vardı. Ama ödemeden öldü. Şimdi o borcu senden alacağım ondan kalan en değerli şeyi… seni.”
Duygu öfkeyle bağırır:
“Babamın kimseye borcu yoktu! Yalan söylüyorsun, pislik herif!”
Adam sırıtır.
“Sen öyle san. Baban bir mafya lideriydi. Çok safsın.”
Duygu gözleri dolarak cevap verir:
“Hayır! Benim babam holding sahibi bir patrondur Mafyayla eskiden iş yaptı ve zaten bizden intikam aldılar annemi kaybettim onlar yüzünden ben hepsi bu kadar. Babama iftira atma!”Eldivenli adam cebinden bazı belgeler çıkarır. Fotoğraflar, evraklar, gizli anlaşmalar… Hepsini Duygu’nun önüne koyar.
Duygu titreyerek bakar.
“Bunlar montaj… Hayır, inanmak istemiyorum…”
Gözlerinden yaşlar süzülür.
Adam birden Duygu’nun saçlarını tutar ve başını geriye doğru çeker.
“Ağlama karşımda! Ya canını alıp borcu kapatacağım… ya da sevgilin benim istediğim parayı verecek.”
Duygu hıçkırarak konuşur:
“Onu karıştırma… Beni öldür. Onun bu işle ilgisi yok.”
Adam kahkaha atar.
“Yok öyle. Seninle ilgisi olan herkes bu işin içinde. Kolay kurtulamazsın elimden. Dua et de sevgilin parayı versin. Yoksa sana çok yazık olacak.”
Duygu tüm gücüyle adamın yüzüne tükürür.
“Pislik herif! Umarım tutuklanırsın!”
Adam sinirle Duygu’ya sert bir tokat atar.
Ağzını tekrar bantlar.
Yerine geri oturur.
Aynı Anda
Burak evin içinde ileri geri yürümektedir. Gergindir. Telefonu çalar. Ekrana bakar; arayan bir polis memurudur.
“Burak Bey, sevgilinizin yerini tespit ettik. Konumu size gönderiyoruz. Ekiplerimiz yolda. İsterseniz siz de bizimle gelebilirsiniz.”
Burak derin bir nefes alır.
“Evet, tabii ki. Hemen çıkıyorum.”
Telefonu kapatır, montunu alır ve evden çıkar.
Depoda
Eldivenli adamın telefonu çalar. Arayan, mafyadan bir arkadaşıdır.
“İzini bulmuşlar. Polisler yolda. Oradan hemen ayrıl.”
Adam sinirle söylenir.
“Böyle işin içine tüküreyim…”
Ayağa kalkar ve Duygu’nun yanına gelir. Cebinden ince bir iğne çıkarır.
Duygu korkuyla gözlerini açar.
Adam iğneyi Duygu’nun boynuna batırır.
Duygu birkaç saniye içinde bayılır.
Adam bantları çözer.
Duygu’yu kucağına alır.
Depodan çıkar. Arabasının yanına gelir. Arka kapıyı açar, Duygu’yu arka koltuğa yatırır ve kapıyı kapatır.
Diğer tarafa geçer, direksiyona oturur ve kapıyı kapatır sonra Motoru çalışırtırır
Farlar yanar. Ve araba karanlığın içine doğru hızla uzaklaşır…
Geçmişin İzleri 3. Sezon 3. Bölüm
Eldivenli adam arabayı durdurur. Arabadan iner, kapıyı kapatır, diğer tarafa geçer ve kapıyı açar. Duygu’yu kucağına alır, bacağıyla kapıyı kapatır ve ormana doğru ilerler.
Bir ağacın altına gelir ve Duygu’yu kucağından yere bırakır. Hemen arabaya geri döner, bagajdan halat ve koli bandı alır, bagajı kapatır ve tekrar ormana gider.
Duygu’nun yanına gelir, onu ağaca sabitler, halatla bağlar ve ağzını koli bandıyla kapatır. Duygu’yu orada bırakıp arabasına geri döner. Kapıyı açar, arabaya biner, kapıyı kapatır ve arabayı sürmeye başlar.
O sırada Burak ve polisler depoya ulaşır.
Burak: Duygu, neredesin, Duygu!
Polis Memuru: Burası boş, kızı kaçırmış.
Burak: Kahretsin!
Geri dönerler.
Polis Memuru: Burak Bey, en kısa zamanda yerlerini tespit edeceğiz, içiniz rahat olsun.
Burak: İnşallah buluruz Duygu’yu.
Polis Memuru: Çabamız o yönde, emin olun.
Burak ve polisler arabalarına biner ve geri döner.
Burak evine gelir ama eve girmez, kaldırıma oturur ve hıçkırarak ağlamaya başlar. O sırada sokakta oynayan bir çocuk yanına gelir.
Çocuk: Neden ağlıyorsun abi?
Burak: Sevdiğim birini bulamıyorum, onun için endişeleniyorum.
Çocuk: Üzülme abi, bulursun yakında. Seni böyle görse çok üzülürdü.
Burak gözyaşını siler, çocuğun kafasını eliyle okşar.
Burak: Sağol ufaklık.
Çocuk gülümser ve oynamaya geri gider. Burak ayağa kalkar ve evine girer.
O sırada Duygu uyanır. Kıpırdayamaz hâlde, ağzı bağlıdır. Durumu fark eder etmez direnmeye başlar, üzülür ve ağlar; gözyaşları yere düşer. Ormandan kurt sesleri gelir. Duygu daha da panikler; içinde hem korku hem de çaresizlik vardır.
Geçmişin İzleri 3. Sezon 4. Bölüm
Burak eve girer, kapıyı geri kapatır ve koltuğa oturur. Etrafa bakarken gözünde Duygu canlanır; o ise ağaçta gözyaşları içinde bağlı duruyordur.
O esnada Eldivenli Adam ormana gelir, arabasını sokağın kenarına park eder ve arabadan iner. Duygu’nun bağlı olduğu ağacın yanına gelir ve gülerek:
Eldivenli Adam: Cesur kızsın, korktun mu gece burada?
Duygu öfkelenir:
Duygu: Korkmadım! Sen ceza çekeceksin, beni kaçırdığın için psikopat!
Eldivenli Adam: Terbiye yoksunu, seni şeytan.
Ardından Duygu’nun ağzını geri kapatır ve gitmeden önce:
Eldivenli Adam: Burak da yakında yok olacak, merak etme.
Duygu gözyaşlarına boğulur, Eldivenli Adam sırıtır, arabasına geri gelir, biner ve gider.
Burak koltukta otururken zil çalar. Bir anda ayağa kalkar ve kapıyı açar. Eldivenli Adam gelmiştir ama eldivenleri yoktur.
Eldivenli Adam: Merhabalar.
Burak: Merhaba… ve siz kimsiniz acaba?
Eldivenli Adam: Ben sivil polisim efendim, beni görevlendirdiler.
Burak: Öyle mi memur bey, ne oldu bir durum mu var?
Eldivenli Adam: Aslında var. İzine ulaştık, sevgilinizin benimle gelmeniz gerekiyor, karakola.
Burak: Öyle mi, şükürler olsun! Hemen gidelim.
Burak montunu giyer, Eldivenli Adam’ı takip eder. Kapıdan çıkar, kapıyı geri kapatır ve ikisi arabaya doğru ilerler.