Chapter 1
BÖLÜM 1:GEÇMİŞE VEDA
Hasretinle günü güne eklerken
Vakti doldu diye geldi haberin.
Umutlarla yollarını beklerken
Şehit oldu diye geldi haberin…
SALİH ERDEM
Bugün o gündü,ayrılık günü.Dönmeyecektim bilirdim.Boğazımda düğümle attım ayağımı dışarıya.Arkadan ağlardı anam hıçkırarak.Babamın güzlerinde gördüm gururu,hüznü.Bacım arkadan bakardı sadece ’ağabey gitme’diyemezdi bana.Arkama ufak bir çuvaldan çanta yüklenmişim.Anam içine üşümeyeyim diye iki çift padik koymuş,komutanlarıma ikram edeyim diye yaptığı böreklerden de koymuştu.Kardeşim Çanakkaleye gitmiş orada düşmana boyun gösteriyordu.Gittiğinden bu yana haber alamamıştık ama hissederdik,yaşardı.Anam iki evladını da farklı cephelere yollardı.Kardeşim vatanı korumaya gitmiş,Ben ise doğup büyüdüğüm köyümü gavurdan kurtarmaya giderdim.Anam her gün ağlardı.Bacım kavrulurdu ağabey hasretiyle.Ya babam,yediremezdi gururuna boğazında düğümlenirdi acısı,cefası.
Kapının eşiğinden adımımı attım.Korkum yoktu aksine büyük bir öfke sarmıştı her yanımı. Trabzondan çıkmıştım yola.Büyüdüğüm köye Gümüşhaneye gidiyordum.Karakoldan haber gelmişti.Ruslar Trabzonu almışlardı ben ailemi korumaktaydım.Köyümden çağırılan yiğitlerle ve komutanlarla Gümüşhaneye gidecektik. Rus komutanlar bütün karadenizi almayı hedeflemişti.Trabzonu almışlardı ancak Gümüşhaneyi vermeyecektik.İlk önce düşmanları yurdumuzdan temizleyecek sonra memleketlerimizi geri alacaktık.
Evimden çıktığımda son bir kez baktım anama,babama,bacıma.Son bir kez hafızama kazımak istedim gülüp oynadığımız o bahçeyi.Yüreğim öylesine yanıyordu ki sadece yüzümü buruşturabilirdim.Hızlı olmalıydım burada geçireceğim her an düşmana bir umut daha veriyordu.
Hızlı adımlarla buluşma yerine gittim.Otuz iki kişiydik.Hepimiz yaşıttık,bazıları kardeşti.Hemen yola çıktık.Dağların arasından geçtik.Bir gün yürümenin ardından 9.tümenin Şephane bölgesindeydik.Bekleyecek vakit oturacak huzurumuz yoktu.Her saat siperleri daha da güçlendirmekle geçiyordu.Ruslar her an etrafımızı kuşatabilirdi.
Bir haberci gelmişti. O habercinin bir cümlesi beni ayırmıştı anamda,babamdan,bacımdan.Bir cümle kurmuştu sadece ama o cümle 32 şehit düşürmüştü o gün.O bir cümle 32 evladın nefesini almıştı bu dünyadan.
“komutanım dölek siperine geçmemiz gerek.”
…
Büyük bir hızla çıkmıştık o dağları. Gittiğimizde Ruslar çoktan almışlardı alayı.Tepeyi çıktık en yakın arkadaşlarımız vuruldu.Biz tepeyi çıktık 32 evin önüne bayrak asıldı.
Tepeyi çıktım büyük bir nefesle,arkadaşlarım birer birer can veriyordu.Ellerim titredi ancak duramazdım.Bir kişiyi alnından vurduğumu hatırlıyorum,sonrası yok.
Kalbimin üzerinde bir sızı fark ettim ancak henüz hiçbir şeyin farkına dahi varamadan bilincim kapandı.
Uyandığımda etrafımda 32 adet şehit vardı.Komutanlarım süngleri takmış düşmanları birer birer öldürüyordu.Ancak garip olan bir şey vardı.Yerde benim bedenim yatıyordu.Kalbimin üzerinde derin bir kurşun izi ve kulamdan giren bir tüfek mermisi.Hislerim yoktu sadece bakıyordum.
Yerde yatan bedenime bir asker çarptı.Cebimden babamın verdiği üç kuruş düştü.ve sonrasında o şehitlikte dolaşan bir asker ruhu oldum.Taaki o güne kadar.
Bir adam gelmişti şehitliğin yanına.Arkadaşlarım için bir şehitlik yaptırmıştı ancak unuttukları bir şey vardı.Ben.
Beni şehitliğe almamışlardı.Ben şehit değimliydim.Neden beni almamışlardı.
Beni şehitliğe almayan adamın rüyasına girdim.Beni şehitliğe aldılar.Ve ben artık sadece anamın babamın evladı değil.Ben alacaçayır ın evladı,abisi,kardeşiyim.
Ben kimmiyim?
Ben DÖLEK BOĞAZI ŞEHİTLİĞİNDE dışarıda kalan şehidim.
Ben MUHAMMED ALİM İM.