Çarpışan Egolar
Kışın yeni çıkan saçma yasalar yüzünden o kadar yorucu geçmişti ki, birkaç hafta boyunca avukatlıktan istifa etmemi düşündürmüştü...Ama sonunda doktor olan ev arkadaşım Gece ile tatile çıkabilecektik, bu bizim için büyük bir nimetti...
"Serenay! Pembe kot eteğimi gördün mü?" , Gece'nin sesi ile bavulumu kapatmaya çalışırken nefes nefese duraksadım ve derin bir nefes verip doğruldum ve nefes nefese konuştum, "Şu giyince karne gününe hazırlanmış 2. sınıf kız çocuğu gibi göründüğün pembe etek mi? Hayır, görmedim. Kızım ayrıca Alaçatı'ya giderken onu mu giyeceksin Allah aşkına! Aşırı çocuksu! Biraz modaya uy! Hem gel bana yardım et! Bavulu kapatamadım."
Gece odaya gelince şaşkınlıkla bağırdı, acaba komşular bizi şikayet etmekte haklımıydı, çünkü bu bağırışla duymayan bir insan bile duyardı, "Yuh kızım! Bu ne?! Alt tarafı 1 hafta tatil yapacağız! Burada 1 yıllık kıyafet var! Birde şikayet ediyorsun bavul kapanmıyor diye! Bu kadar kıyafeti ne yapacaksın sen?" , Bir an Gece'nin annem olup olmadığını sorgulamamış değildim, derin bir nefes verip konuştum, "Gece, bana annemi hiç aratmıyorsun, söylenmeyi bırakta yardım et bana!", Gece söylene söylene bana yardım etti ve bir şekilde bavullarımızı kapatıp Tarkan'ın şarkıları eşliğinde neşeyle hazırlanmaya başladık.
Altıma mini kot etek giydim, ardından üzerime saten beyaz bir gömlek giydim, gold ve silver karışık takılarımı taktım, sarı saçlarımı hafif dalgalandırıp yaza uyacak canlı renkler ile makyajımı yaparken şarkıya eşlik ettim, ama sesimin berbat olduğunu anlayınca susup kalçalarımı kıvıra kıvıra dans ederek makyajımı bitirdim ve Gece ile aynı anda "Ben hazırım!" dedik ve güldük, kız neşesinin bu olduğunu düşünüp bavullarımız ile evin çıkışına zorda olsa yürüdük beyaz sade spor ayakkabılarımı giydim ve zorda olsa bir erkekten yardım almamaya yemin ettiğim için bavulları arabanın bagajına yerleştirip bir süre Hulk olup olmadığımı düşünerek sürücü koltuğuna bindim...Bu yazın hayatımı değiştiricek yazı olduğumu bilmeden...
4 saat sonra
Gece ile gülerek konuşurken arabayı sürüyordum, "Birde bana diyor ki ben daha iyilerine layıkmışım, prensese bak sen! Ay ama iyi oldu o prensesten kurtulduğum, neydi o öyle! Bir aralar artık kızlığımdan şüphe etmiştim!", Gece gülerek soluk soluğa konuştu, "Ay evet, kanka dur rujumu tazelemem lazım", arabı sürerken kahvemden bir yudum aldım, ama güçlükle yutkundum,"IYY! Soğuk kahvem lav olmuş!" Gece zorbalıyıcı bir şekilde güldü ve ardından bende güldüm, sıcacık gülüşlerimiz geceye karıştı...
Sabah saat 10.42
Sonunda otele varmanın heyecanı ve rahatlığı ile Gece ile derin bir nefes vererek arabadan indik. Gece hemen beni şaşırtmayarak heyecanla otele koştu. Bıkkın bir şekilde derin bir nefes verip bagaja ilerledim ve bagajı açıp bavulları söylene söylene zorlukla çıkardım, bavulları çıkardıktan sonra derin bir nefes verip bavuluma yaslandım ama bavula yaslanmam ile götümüzün üzerine düşmem bir oldu "Ananı- off ya! Rezil oldum şuan! Tüm karizmam çizildi!", ayağa kalkmak için yukarı baktığımda birtane adamın bana alayla gülerek ayağa kalkmam için elini uzattığını gördüm. Adam 27-29 yaşlarında gibiydi, boyu aşırı uzundu ve benimle kıyaslandığında sanırım 2.08 gibi birşeydi. Ki ben 1.89 boyunda uzun bir kızdım. Saçları simsiyahtı, gözleride simsiyahtı, bakımlı dişleri varda, yüz hatları belirgindi, baya kaslı ve damarlı bir adamdı; kısacası adam bildiğimiz Yunan Tanrısı gibiydi...
Kafamda kurduğum bu fantezileri kafamda dağıttım ve salak gibi adamı izlediğimi farkettim, sonra yardım almadan ayağa kalktım ve üzerimi çırpıp adama döndüm ve çok keskin ve sert bir sesle adamla konuştum, "Bok mu var ne gülüyorsun? Alt tarafı yere düştüm.", adam keyifli bir sesle cevap verdi, "Karşımda ki manzara çok iyi şuan, ona gülüyorum", gözlerimi devirdim ve bavulları sinirle otel odasına çekip kapıyı sertçe kapattım.
Gözlerim bir an yatakta uyuyan Gece'ye kaydı, Gece'ye bakıp onu boğma isteğimi arka planda tutup kıyafetlerimi yerleştirip hızlıca duşa girdim, duştan sonra ferah bir şekilde ağrıyan kemiklerimin yumuşaması pamuklu pijamalarımı giydim ve rahatlık ile hoşnut bir şekilde yatağa uzandım ve uyudum...
Ertesi Sabah
Otel odasına gelen güneş ışığıyla ve kollarımdaki keskin ağrı ile uyandım, dün kollarımı o kadar zorlamıştım ki kollarımı hareket ettiremiyordum, ama bunu Gece'ye bile yansıtmadım çünkü küçüklüğümden beri alışkındım acımı kimseye yansıtmamaya, yıllar önce kendimi bile hatırlamazken babam şehit olmadan önce ona söz vermiştim; acımı kimseye yansıtmamaya söz vermiştim. O konuşmadan tam 2 hafta sonra babam şehit olmuştu, ve babamın şehit töreninde zorda olsa sözümü tutmuş, törende ağlamamıştım, ama o günün akşamı odamda saatlerce ağlamış ve sonrada bayılmıştım...
Gece'yi uyandırıp Gece ile beraber hazırlanmaya başladım. Havuza gireceğimiz için önce seksi bordo bir bikini giydim ve altıma mini kot etek giydim, hafif güneş yanığı gibi gözüken makyaj yapıp imzam olan bordo rujumu sürdüm, golden takılarımı takıp çiçeksi bir parfüm sıkıp vücuduma vücut simi sürdüm ve saç kokumuda sıktım, ardından bir terlik giydim ve Gece ile kahvaltıya indim.
Kahvaltı yapmaktan nefret ettiğim için sadece kahve ve çikolatalı çilek alıp rastgele bir masaya oturup Gece'yi bekledim. Etrafıma bakarken Gece'nin kahvaltısını alırken bir adamla flörtleştiğini gördüm. Bu kız beni hiç şaşırtmıyordu.
Kahvemi huzurla içip etrafımı izlemeye devam ettim, ta ki karşıma o oturana kadar; dün benimle dalga geçen adam...
Hiç düşünmeden keskin bir sesle konuştum, "Oturmak için izin aldın mı?", adam gülerek eğlenceyle konuştu, "Kendi otelimde oturmak için birde izin mi alacağım? Yok artık.", bir an afalladım, otelin sahibi tam karşımdaydı, şaşkınca göz kırptım ama pes etmek yoktu, hemen eski kendimden emin yüz ifademe geri döndüm ve keskin sesimle konuşmaya devam ettim,
"Bu sizin benden üstün olduğunuzu ve izin almadan oturabileceğiniz anlamına gelmez. Kendi paramla 1 haftalık tatil yapacaktm ve onu da mahvettin",adam küstah bir şekilde konuşmaya başladı, belli ki sinirlenmeye başlıyordu,
"Ücretini ödemiş olman burada huzur içinde oturabileceğin garantisini vermez. Ben kuralları satın alırım, sen ise sadece bir odayı. Ama madem bu kadar dert ettin...Belki de tatilini 'mahvetmek' yerine, onu biraz daha heyecanlı hale getirmeme izin vermelisin.", adamın bu dediğine sinirle ayağa kalkıp ellerimi masaya vurdum ve bağırdım,
"Kuralları satın alıyormuş! Ne kadar zavallıca bir cümle! Paranızı ve gücünüzü bir kenara bıraktığımızda geriye sadece egoist ve kaba bir adam kalır! Benim bir haftalık tatilim sizin iki dudak hattınızda değil! Şimdi söyleyin; bu küstahlığınızın sebebi gerçekten güç mü, yoksa bir kadının size 'hayır' demesini hazmedemeyecek kadar zayıf olmanız mı? Sustun değil mi? Eğer birdaha o nohut kadar beyninle beni küçümsersen kafanı götüne sokarım.", adam tehlikeli bir şekilde bana yaklaştı ve bana doğru eğilip çekici ve derin bir sesle konuştu, adamdan erkeksi ferah bir koku, tıraş losyonu kokusunu ve puro kokusunu alabiliyordum.
"Zayıflık mı? Hayır, bu sadece bir tercih. İstediğin kadar hesap sor, sesini yükselt...Bu sadece senin ne kadar çaresiz olduğunu gösterir. 'Pahalı biri' olduğunu söylüyorsun ya, işte şimdi dikkatimi çekmeye başardın. Bakalım bu dik duruşun, tatilinin ikinci gününde de devam edecek mi, yoksa benden o huzuru geri vermem için rica mı edeceksin? Bana haddimi bildirebileceğini mi sanıyorsun? Senin 'hayır' demen benim için sadece aşılması gereken küçük bir engel. Madem oyuncağım olmayacak kadar pahalısın, o zaman bedelini ödemeye hazır ol. Çünkü ben istediğimi alana kadar durmam ve şuan senin o öfkeli gözlerinde, aradığım o 'heyecanı' görebiliyorum."
Meydan okurcasına adama daha da yaklaşıp korkusuzca çenemi dik tutarak konuştum, "Biliyor musunuz? Sizin gibi adamlar hep aynı şeyi söylerler. Güçten bahsederler çünkü içlerindeki o boşluğu başka türlü dolduramazlar. Benim dikkatimi çektiğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; Sadece acımanızı kazandınız. Bir kadını rahatsız ederek kendini 'dev' sanan şımarık küçük bir çocuktan farkınız yok. Eğlencenize başka bir kurban bulun, çünkü ben size fazla 'gerçeğim'." çantamı aldım, sıcak kahveyi adamın üzerine döktüm, saçlarımı savurarak kendimden emin bir şekilde otel odama gittim.
Gece ile beraber yüzüyordum, ama Gece yanında ki adamla flörtleşmeye o kadar dalmışt ki adamla gövdeleri birbirine değiyordu, gözlerimi devirerek bu cringeliğe dayanamadan hızlıca havuzdan çıkıp şezlonga uzandım ve güneşlenmeye başladım...
Yarım Saat Sonra
Güneşim bir anda kaybolunca gözlerimi açtım ve bıkkın bir şekilde derin bir nefes aldım, sinir olduğum belli olan bir sesle konuştum, "Yine mi sen?", adam sakin ve morali bozuk bir şekilde konuştu, "Sakin ol, seni takip etmiyorum, sadece bu otelin en iyi manzarasına sahip yerin burası olduğunu biliyorum. Tabii, manzaraya senin bu öfkeli suratın dahil değildi ama neyse...buna da alışabilirim. Yanında ki şezlong boş mu, yoksa orası için de mi 'özel bir ücret' ödedin." dayanamadım ve güldüm, gülerek konuştum "Orası Gece'nin şezlongu." adamın gülüşü anında soldu, yüzü sertleşti ve derin bir sesle tekrar konuştu, "Gece de kim? İsimler benim için birşey ifade etmez ama senin yanında başka birinin isminin anılması...işte bu hoşuma gitmedi. O şezlongun sahibi her kimse, geldiğinde ona kuralların değiştiğini söyleyeceğim. Artık yanında 'Gece' değil, ben varım. Ve inan bana, ben yerimi başkasına bırakacak kadar sabırlı biri değilim."
Adama alaycı bir şekilde baktım ve konuştum, "Gece benim en yakın kız arkadaşım ve ayrıca çocukluk arkadaşım, ve hayır o gelince bu şezlongdan kalkacaksın. Ayrıca biz tanışmıyoruz ve ben senden rahatsız oluyorum."
Adam neşeli bir şekilde konuştu, "O zaman tanışırız! İlk ben başlayayım. Ben Alaz Baskış! 28 yaşındayım ve yeraltı mafyasıyım. Ankara'lıyım!" adamın neşesine dayanamadım ve konuştum, "Ben Serenay Başaran, 26 yaşındayım, Ordu'luyum ve avukatım- Bekle! Sen yeraltı mafyası mısın ve bunu bu kadar rahat mı söylüyorsun?!" hızlıca telefonumu aldım ve tam polisi arayacakken Alaz elimden telefonu çekti ve tehditkar bir şekilde konuştu,
"Eğer bir daha polisi aramaya kalkarsan seni mahvederim, Serenay." çenemi yukarı diktim ve bağırdım, "Ne yaparsın?! Söylesene ne yaparsın?! Tek kelimem ile seni hapise attırırım Alaz Baskış!" Alaz bana yaklaşarak derin bir sesle konuşmaya devam etti, "Hele bi yapsana, bak sonuçlarında ne oluyor, ama sonradan pişman olma Serenay Başaran.", "Kendine çok güveniyorsun Alaz Baskış.", "Sabrımı sınıyorsun Serenay Başaran."