BİRİNCİ BÖLÜ
BİRİNCİBÖLÜM
Kader. İnsanların başlarınageleni kabullenmek için başvurduğu en güvenli yoldur. Kendilerini başlarınagelen şeylerin, seçtikleri yolların sonuçlarından değil de kontrol edemedikleribir gücün yüzünden olduğuna inandırmak hep daha kolay olmuştur.
Nida bir zamanlar bunları hiçsorgulamazdı. Ailesi emlak işi yaptığı için tatilde bile çalışır, Nidayı kendibaşına bırakırdı. Nida içindeki mutsuzluğu hissederken kendini, başkalarını,kaderi hiç suçlamazdı. Hep günün getirdikleri ve getirecekleri ile yaşardı. Bazen satın alınmış yada boşaltılmış oevlerde bulduğu küçük parçalar ile bağ kurardı. Bacağı olmayan bir oyuncakbebek, eski kırık bir araba...
Nida yazları dedesinin Didim’dekiyazlığına yakın bir plajda vakit geçirmeyi çok severdi. Yazları tüm kuzenlerive aileleri o yazlıkta olurdu. Erkek kuzenler kaba ve gürültücüydü. Nidafırsattan istifade kendisi gibi o kalabalıktan kaçan dedesinin peşinetakılırdı. Dedesi şezlongda güneşlenirken Nida orada yeni insanlarla tanışıptatil boyunca evin bir ferdiymiş gibi onlarla bağ kurardı.
Yine öyle günlerden birinde Tuba iletanıştılar. Tuba Ankara’dan ailesi ile tatile gelmişti. Nida ona tuvaletlerinve en güzel yiyeceklerin nerede olduğunu göstermişti. Yaz tatili boyunca aynısahilde birlikte eğlenmişlerdi. Yaz tatili bitiğinde Tuba ile Nida iletişimihiç kesmemiş mektup arkadaşı olmuşlardı. Sonraki yaz tatillerinde aileler dekaynaşınca iki kız birlikte büyüyüp genç kız olmuştu. Sonradan aralarınakızlara göz kulak olması için başlarına dikilen amcasının oğlu Bora’da katılmıştı.Bora ve Tuba’nın arasında filizlenen şey karşı koyulamayacak kadar yoğundu.Nida bundan şikayetçi değildi.
Bu üçlü ilk evlerinisattıklarında Nida ve Tuba on dokuz Bora yirmi üç yaşındaydı. Sahilde öylesinekonuşurken bir emlak işi bağlayıvermişlerdi. Bu satışın heyecanı ve parakazanmanın cazibesiyle Genç Emlak diye bir emlak şirketi kurup genç yaşta işhayatına atıldılar. Bora müşteri ve parayı buluyor. Tuba satış aşamalarınıyönetiyor, Nida da kıvrak zekâsı ve insanlarla olan iletişim yeteneklerisayesinde işleri çabucak bağlıyordu. Nida bu ortaklığın duygusal beyniydi. Böyleolması da ötekilerin işine geliyordu onlara angarya ve pis gelen işler Nidaiçin terapi gibiydi.
Bir gün Bora, Nidayı arayıp “Ya ama bıktım şunlardan Nida, dedem yine iş pasladı”dedi. Dedeleri Âdem bey, uğraşmak istemediği ama hayır da diyemediği kişilerihemen torunlarına yönlendirirdi. Çocuklar dedelerine hayır diyemezdi.
O sabah erkenden ofise MüjganPaşalı girince birbirlerine baktılar. Bu iş sandıklarından daha büyüktü. MüjganPaşalı emlak zengini ve milletvekili adayıydı. Onu tanımayan yoktu, çevresi enaz mal varlığı kadar genişti. Geçen iki dönemde belediye başkanlığı yapmıştı. Toklaflılığı ve erkeksi denecek ters tavırları ile bilinirdi. Yakın zamanda annesinikaybetmişti. Ofise girer girmez “Adembey, beni çoluk çocukla mı muhatap edeceksin?” diyerek dedelerini araması bununen net örneklerindendi.
Neyse ki Nida dedesi ile çokvakit geçirdiğinden tüm tokluklara bir cevabı vardı.
“Ah sormayın Müjgan Hanım, bizonlardan büyüklük öğrendikçe onlar da bizden çocukluk öğreniyorlar” deyip işitatlıya bağlamıştı.
Nida, aynı gün içinde evi bilegörmeden dedesinin mali desteği ile o evi müjgan hanımdan almıştı. Kurtarmıştıdesek daha doğru olur çünkü Müjgan Hanım annesi ölür ölmez evi satılığa çıkartmıştı.Evi satmak için acele etse de son bir kez görmek ister gibi anahtarı Nidayaorada teslim etmeyi uygun görmüştü.
Nida çocukluğundan beri bu işin içindeydi.Müjgan hanımın yüzündeki hüznü okuyabiliyordu.
“Ona iyi bir aile bulacağım” dedigülümseyip.
Ancak Müjgan hanımdan beklemediğianda çıkan bir küfürle istemsizce kıkırdadı.
“Annem otuz sene burada yalnızbaşına yaşadı. Rahatsızlanmadan hemen önce ambulans çağırmamış olsaydı ancakkoktuktan sonra çıkacaktı buradan”
“Babanız?” dedi Nida. Ama merakettiği için sormadı. Adetten.
Müjgan hanım gülümsedi. Nida ilkkez acı dolu bir gülümseme görüyordu.
“O şerefsiz mi? Yıllar önce gitti, bir daha da gelmedi. Uzakyol gemi kaptanıydı. Ayda iki gün gelir giderdi. Neredeyse hiç tanımadımdenebilir. Annem ‘ölmüştür’ dedi. Ama ölüyse de, bana sorarsan hangi karınınkoynunda öldü kim bilir? Otuz sene ‘yagelirse’ diye bekledi. Analık da etmedi, torunlarına ninelik de. Bu inin içindeölüp gitti.”
Müjgan hanım konuşurkentiksiniyor gibiydi. Ama Nida bu sözlerin ardında başka bir şeyler görüyordu.









gülsüm yazdıkların neden bu kadar,dar karışık ve Umay nerede?
merhaba bu seriye ait bağımsız bir hikaye.Karışıklığa geline uygulama ne kadar düzeltsem de bu hale getiriyor düzelttiğimi sanıyordum.Umay için birkaç bölüm daha kolabilirimTekrar kontrol edip koymayı deneyeceğim