Kelebek Düğümü🦋
Yazar:Ayşegül Ela Aydoğmuş
Hayatınızın bir anda iki ayrı yola ayrıldığını düşünün.
Ve bu yolların , içinden çıkılamaz bir düğüm halini aldığını…
Aynı bir kelebek düğümü , misali.🦋
Eylül Nazlı Yıldırım.
Geçmişinin izleri tüm hayatını ele geçirmiş bir kız.
Elyssa Valerius.
Daha kendini korumayı öğrenemeden başkasını korumak için görevlendirilen o çocuk.
İki yol.
İki seçenek.
İki savaş.
Bir tarafta , geleceğin umudu.
Bir tarafta , geçmişin yükleri.
Bir tarafta , kurtarma.
Diğer tarafta , kurtulma.
Peki ya sen?
Sen bu savaşta hangi tarafta yer alacaksın?
“Symphany’e hoş geldiniz.♠️”
Yalnız kalmaktan hoşlanıp yalnız hissetmekten nefret edenler ,
Bu hikaye sizin için ve bizim için.🤍🦋
Kanatlarımızı bulduğumuz bu yolda size şarkılar da eşlik etsin isterseniz,
İlk bölümün şarkısı : Radiohead - Creep
1.Bölüm:Geçmişin İzleri
8 yıl önce Symphany gezegeni,
05.57
Soğuk.
Buz gibi.
İç titreten cinsten.
Güneş, Symphany gezegenine ilk ışınlarını gönderiyordu. Elyssa da her sabah olduğu gibi erkenden uyandı. Penceresinin önündeki yerini aldı ve gün doğumunu seyretmeye başladı. Symphany gezegeninin mor atmosferi havanın aydınlanmaya başlamasıyla kendini hafif pembe bir renge bırakırdı. Bu görsel şölen , Elyssa’nın içini huzurla doldururdu.
Fakat o sabah içinde farklı bir his canlandı. Garip,ürpertici,daha önce bilmediği türden. Hafif aralı camından gelen havanın soğukluyla birlikte üşüdüğünü hissetti. Yılda sekiz ay boyunca yaz mevsimi yaşayan bir gezegen için fazla soğuk bir havaydı.
Aslında Symphany halkı o gün sadece yeni bir sabaha uyanmıyordu, yeni bir devrin başlangıcına da uyanıyordu.
Elyssa Valerius, o dondurucu sabaha uyanırken hayatının sonsuza kadar değişeceğinden habersizdi.
2078 yılı , Dünya
Eylül Nazlı Yıldırım’ın ağzından:
“Nefes al. Nefes ver. Şimdi tekrar al. Tekrar ver. Lenslerini takmayı unutma. Sakin ol. Farklı olduğunu hissettirme. Dik dur. Ortama uyum sağla. Bunu daha önce çok kez yaptın. Tekrar başarabilirsin. Sakin ol. Sakin ol. Sakin ol. Ve en önemlisi, asla görevini unutma.”
Klasik monoloğumu içimden geçirdim.
Aynadaki yansımamla bakıştım.
Nasıl da uyumsuz duruyordum,bu sahte rolümde.
Hani yapboz yaparken bir parçayı yanlış yerleştirince bütün resim bozulurdu ya.
Oydum işte , yapbozdaki yanlış parça.
Yine de uyum sağlamaya çalışıyordum, kimsenin fark etmemesini umarak.
Ben, Eylül Nazlı Yıldırım.
Geçmişin izleri tüm hayatını ele geçirmiş o kız.
Eskiden Elyssa’ydı.
Merak etmeyin,zamanla her şeyi anlayacaksınız.
Şimdiyse yeni görevim için yola çıkma zamanı.
“Eylül hadi,otobüs geldi!”
Phliys bana sesleniyordu , gitme zamanım gelmişti.
Ancak önce ritüelimi gerçekleştirmeliyim.
Bunun için yatağımın yanındaki komidinin sondan üçüncü çekmecesini açtım ve en sevdiğim kolyeyi elime aldım.
Yıllar önce kız kardeşimin bana hediye ettiği kolyeyi.
Kırmızı zümrütün üstünde iki tane harf gün ışığıyla birlikte parlıyordu .
İ ve E.
İlia, her şey senin için.
8 yıl önce ,Symphany gezegeni
10.23
Elyssa Valerius’un ağzından:
“Elly hadi! Annem kahvaltıya çağırıyor.” Kardeşimin seslenmesiyle zorlanarak yatağımdan kalktım. Gün doğumunu izlerken içime işleyen o garip histen kurtulmak için kendimi uykunun ellerine bırakmıştım.
Ben Elyssa Valerius.
Symphany gezegeninin yöneticileri olan Ares ve Vespera Valerius çiftinin ilk kızıyım. Bir de küçük kız kardeşim var. İlia Valerius. Aslında küçük demek pek de doğru değil çünkü aramızda sadece bir buçuk yaş fark var. Fakat o sapsarı saçları ve içimi ısıtan gülümsemesiyle tam olarak benim küçük kardeşim. Onu öyle çok seviyorum ki.
Aslında kısa bir zamana kadar her şey yolundaydı. Huzurluyduk. Gezegenimiz Symphany’de hayat düzenlidir, her şey kurallara uygun ilerler. Herkes toplumdaki rolünü bilir bunun dışına çıkmaz. Bizim rolümüz yöneticilik. Aslında biraz buna mecbur olduk da denebilir çünkü biz toplumun kalanından biraz farklıyız. Annemin deyimiyle “Özeliz.” Çünkü benim ve İlia’nın özel yetenekleri var. Süper güç de denebilir. Bu şekilde doğmuşuz. Bu yüzden de belli sorumluluklarımız var. Güçlerimizi kontrol etmeyi öğrenmek gibi. Fakat güçlerimizi hep iyilik için kullanırız. Yıllardır bu düzen böyle işler. Fakat son zamanlarda durum biraz farklı.
Normalde hiç kavganın uğramadığı evimizde son zamanlarda hep bir huzursuzluk var.
Daha on iki yaşında olmama rağmen bunu anlayabiliyorum. Çünkü bu aynı karamsar hava iki yıl önce de vardı. Babam Ares’i kaybettiğimiz zaman. O zamanlar da evden kavga sesleri eksik olmazdı. En son ettikleri kavgayı yarım yamalak bir şekilde hatırlıyorum. Babam “ Yanlış yoldasın , Vespera. Daha vakit varken bu yoldan dön.” demişti. Annem de “ Ben ne yapıyorsam halkım ve ailem için yapıyorum , bana karışma. “ diye yanıtlamıştı. Kısa bir müddet sonra babam fenalaştı ve hayata gözlerini yumdu.
Ares Valerius’un kaybı , gezegenimizi büyük bir yasa boğmuştu. Vespera Valerius ,annem, artık gezegenimizin yegane yöneticisiydi. Ben ve kardeşim ise veliahtları. Aradan belli bir süre geçtikten sonra anneme bu konuşmayı sormuştum. “ Yönetimle alakalı babanla anlaşamadığımız konular vardı. Ancak önemli şeyler değil sen buna hiç takılma. ” demişti. Ben de üstünde pek düşünmemiştim. Ama içime bir huzursuzluk da düşmüştü.
Kahvaltı masasına ilerlerken içimde yine o gün yaşadığım his belirdi. Kötü bir şey olacakmış hissi. Daha sonra onların seslerini duydum. Annem ve kardeşimin bağırış seslerini.
İlia Valerius’un ağzından :
Yıkıldım. Tam anlamıyla.
Bütün hayatımın yalan olduğunu öğrenmemin üzerinden sadece beş saniye geçti. Aslında bu sabah da herhangi bir sabah gibi başlamıştı. Yine Elyssa’dan önce uyanıp ona kahvaltıyı haber vermeye gittim. Daha sonraysa Vespera’nın,ona anne demek içimden bile gelmiyor, yatak odasından telefonunu istemesiyle yatak odasına gittim. Telefon komidinin üstündeydi. Alıp odadan çıkacaktım. Fakat garip bir olay oldu. Komidinin alttan üçüncü çekmecesi açık kalmıştı ve orada başka bir telefon vardı. Ve o telefona bir mesaj geldi. Hayatımı değiştirecek o mesaj.
Vespera,iyi günler. İlia’nın çiplerini yarın kargoya veriyorum bu akşam eline ulaşmış olur. Yeni çipler gelene kadar gücünü idare edebileceğini zannediyorum. Edemezse de hasta olduğunu ve dinlenmesi gerektiğini söyle. Gücünün azaldığını fark etmesi iyi olmaz. Son zamanlarda şüphelerinin arttığını söylemiştin. Ayrıca yeni bir program üzerinde çalışıyorum. Başarılı olursa çipler daha uzun ömürlü olacak ve yeni güçler ekleyeceğim. Detayları sonra konuşuruz.
Dr. Selim Işık , Yıldız Bilim Merkezi
Telefon ellerimin arasından kayıp düştü. Ellerimin titrediğini o zamana kadar fark etmemiştim. Bir anda bütün hayatım gözümün önünden geçti. Çocukluğum,annemin beni ve ablamı bu yaşına kadar asker gibi yetiştirmesi,babam ve annemin bitmeyen kavgaları ve en sonunda babamın hayata gözlerini kapayışı… Aynı zamanda her şey anlam da kazanmıştı. Çünkü ben doğduğumdan beri kendimi hep farklı hissetmiştim. Sanki bu güce,bu dünyaya ait değilmişim gibi. Aslına bakılırsa gerçekten de değilmişim.
Tak diye kapının açıldığını duydum. Kafamı çevirmem ve onu görmem bir oldu. Hayatım boyunca sözünden çıkmadığım,her dediğine uyduğum kadını. Bizi bir çocuk gibi değil de asker gibi büyüten o kişiyi. Vespera Valerius’u.
Ben , İlia Valerius.
Ve bu gün de hayatımın değişeceği gün.
Belki yeniden başlayacağı
Belki de her şeyin sonlanacağı.
2078 yılı,Dünya
Eylül Nazlı Yıldırım’ın ağzından :
“Özel Işık Fen Lisesi ve Bilim Merkezi.”
Lenslerimi taktığım için güneş ışınları görüşümü engelliyordu. Fakat zorlukla da olsa yazıları hareket eden tabelayı okuyabilmiştim. Yeni okuluma, görev yerime , hoş geldim.
Tam okulun içine girmek için hareketlenmiştim ki önümden bir araba geçti. Ve ben içindeki kişiyi merak ettim.
Merak etmek veyahut başka insana ait duyguların işime karışmasına izin vermezdim. İnsan gibi davranıyordum evet fakat hâla içimde eski bendim, Elyssa.
Ardından daha da garip bir olay oldu. Küçük bir uğur böceğinin uçup sol elimin üstüne konduğunu gördüm. Genellikle insanlar uğur böceğinin uğur getireceğine inanırlardı. O an ben de buna inanmak istedim. Bu küçük işaretin hayatıma şans getirmesini diledim. Çünkü son zamanlarda planımın çok gerisinde kalmıştım ve bir an önce yeni ipuçları bulmalıydım.
Sonra önümdeki araba durdu ve içinden biri indi. Bugün bir şeyi ikinci kez merak etmiştim. Acilen bu duygulara son vermeliydim. Ama o an bunu başaramadım. Başımı çevirdim ve onu gördüm. Kumral teni ve açık kahverengi , dalgalı saçları vardı. Hafif uzun boyluydu. Göz göze geldik. O an gözlerini de gördüm. Ela rengiydi. Bu ilk defa gördüğüm çocuğun neden bu kadar ilgimi çektiğini anlamamıştım.
Planımda işime yarayabilecek biri olmalıydı,uğur böceğini buna yordum.
Sonuçta tüm hayatım planım üzerine kuruluydu , başka hiçbir duyguya yer yoktu.
Nereden bilecektim ki ben duygulardan kaçmaya çalışırken aslında en büyük duygunun beni ele geçireceğini?


