Giriş : Kanarya Adası (TR)
0.1 Kanarya Adası: Keşfedilmeyen Kıta
Tarih kitapları, 15. yüzyıldan itibaren dünyanın büyük bir merakla her köşesinin haritalandığını yazar. Oysa en modern uydu sistemlerinin, en hassas deniz radarlarının ve en yetenekli kaşiflerin gözünden altı yüz yıl boyunca kaçan bir sır, Hint Okyanusu’nun güneyinde, Afrika ve Avustralya kıtalarının derinlikleri arasında uykudaydı. Bu sırrın adı: Kanarya Adası.
Coğrafi konumu itibarıyla yüzyıllarca keşfedilmemesi imkânsızdı. Ancak denizcilik efsaneleri, bölgeyi daima “Puslu Nöbetçi” diye anardı. Çünkü adaya yaklaşan her gemi, pusulası aniden delirmişçesine sapar, hava durumu mantık dışı bir hızla değişir ve modern navigasyon sistemleri adanın bulunduğu koordinatları sürekli olarak boş deniz olarak gösterirdi. Sanki adanın kendisi, etrafında, insan merakını ve teknolojiyi pasifize eden görünmez, mucizevi bir “Eşik” kurmuştu.
Bu durum, 22. yüzyılın sonlarına, insanlığın artık yıldızlararası yolculukları tartıştığı bir çağa kadar sürdü. Adanın keşfi, yüzlerce yıllık coğrafi kibir için büyük bir şoktu. Kanarya, ne bir uydu fotoğrafında ne de rutin bir deniz devriyesinde fark edildi. Aksine, uluslararası bir bilim heyetinin yüksek teknolojili, yeraltı kaynaklarını haritalama görevi sırasında, okyanus tabanından yayılan mantık dışı bir enerji anomalisini takip etmesiyle tesadüfen ortaya çıktı.
Bu enerji, tüm sensörleri alt üst etti. Sır perdesi aralandığında, karşılarında duran ada, yalnızca coğrafi bir keşif değil; kaderleri savaş, felaket ve ihanetle mühürlenmiş, ancak asla yıkılamamış bir medeniyetin hayatta kalma mucizesiydi.
Ve o günlerde, 15 yaşındaki Wisterya’nın doğup büyüdüğü, yozlaşmanın eşiğindeki o gergin ülkede, her şey değişmek üzereydi. Çünkü Kanarya’nın Eşiği açılmıştı.








