Sevda Sonesi
Bulut beyazı düşlerin içinden çıkıp geldik. Ne yerimiz belli ne de yurdumuz. Suyu olmayan okyanuslarda seyre çıkan gemiler gibiyiz. Rotamız belli değil. Kaptan, hayali karalara yelken açmış, gözü kara mı kara... İnat ediyor imkansızı da ele geçireceğim diye.
Durduramıyoruz da hem. Biz de savrulup gidiyoruz onunla beraber. Elimizde değil, öyle maceracı ki çürümüş, yosunlarla kaplı kalbi. Sanki gökyüzü için dirilmiş Atlantis’teki mabedinden.
Yolculuk sırasında karşılaşıyorum seninle de. Küçük bir adacıkta el sallıyorsun bize. Bir ilmek salıyorum gemiden aşağı ve sen o ilmeği geçiriyorsun boynuna, seni yukarı çekiyorum.
Boynunda tatlı bir kırmızılık kalıyor ama umrunda değil gibi. Zaten benim içimde de pişmanlık yok hani. O zaman da özür dilemiyorum senden. Hiç dilemediğim gibi...
Anılarım gezdiğim yerlerde kalmak istiyor, İtalya’nın toprağında, Fransa’nın toprağında, İstanbul Boğazı’nda... Sahip çıkamadın birlikteliklerimize, senin yerine bizden özür dilerim...
AVE MARİA
Sevda Sonesi
Bu kurgu için öylesine heyecanlıyım ki! Çok çok çok içime sindi. Yazarken inanılmaz rahat ve bir o kadar da hüzün doluydum ancak ortaya güzel bir şey çıktığına inanıyorum.
Hepinizin kırıklarından öpüyorum efendim.
{01.08.2017}
Bu kurgu 2017'de yazılmış haliyle, hiçbir değişikliğe uğramadan yayınlanacaktır.
- 20.06.2020-