Honey~

Summary

#TSSB Psikopatik düşüncelerin şehvetleşip harmanlaşması ikimizi de zora sokmuştu...

Status
Ongoing
Chapters
5
Rating
n/a
Age Rating
16+

1

°~Selam Millet uzun bir aradan sonra geri dönmek hem heyecanlı hem stresli hissettiriyor fakat üstesinden geleceğime inanıyorum. 👐

°~Keyifli okumalar°~♡


~°○☆○°~


Jongwoo, sıkılmış bir nefes vererek otobüste arkasına yaslandı. Düşünceler beynini patlatıcakmış gibi hissettiriyordu çünkü daha kalacak yeri bile yoktu ve tanrı aşkına neden bir insan halka açık seyahat otobüsünde son ses şarkı dinlerdi histerik bir şekilde şakaklarına parmaklarını bastırdı sanki iyice bastırırsa

zonklayan beynini rahatlatacakmış gibi

Hiçbir etkisi olmadı..


Bakışları kucağındaki kitaba düştü kesinlikle favorisiydi, 100. Cadde kitabın kendine has muazzam bir havası vardı. Olaylar 100. Cadde'nin ara sokağında esrarengiz bir cinayet ile başlar, katil öldürdüğü insanların sol koluna yıldırım sembolü çizerek ortadan kaybolur. Ve hiçbir zaman yakalanamaz. Fakat insanların yavaş, yavaş saygı duyduğu biri haline gelir çünkü öldürdüğü insanların hepsinin de politik suçlara karışmış dosyaları ortaya çıkar ve sonuç olarak insanlar katile minnet duymaya başlar...


Jongwoo nedensizce katil-cinayet vs. kitaplara bağımlıydı ve okumak hoşuna gidiyordu kim ona karışabilirdi ki


Muavinin sesi ile derin düşüncelerinden sıyrıldı, adam ona beklenti içinde bakıyordu ve sabırının tükendiğini çok bariz bir şekilde göstermişti, jongwoo sırıtarak karşılık verdi ve bu adamın daha da sinirlenmesine yol açtı.


"İstediğim bir şey yok, tepemden çekilebilirsiniz bayım"


Adam karşısındaki küstah gence bakarak geri çekildi sanırım halka açık bir yerde olmasaydı çoktan yüzüne yumruğu indirmişti

Jongwoo dudaklarından kaçmaya çalışan kahkahasını son anda durdurdu ve omuzlarını silkti, insanları kızdırmaya bayılıyordu.


Yaklaşık on dakika sonra otogara varılacağını bildiren kısa anons ile rahatladı daha fazla oturabileceğini sanmıyordu. Jesus, cidden bacakları oturmaktan feci bir şekilde ağrımaya başla mıştı.


Otobüs sonunda otogara giriş yapınca yerinde dikleşti.


İnsanlar ayaklanmaya başladı ve jungwoo bedeninin verdiği avantaj ile boşluktan sıyrılarak kendini dışarı attı.

Hızlı bir şekilde küçük bavulunu almak için yaklaşık otuz dakika önce sinir ettiği adamın yanına yaklaştı. Adam hemen onu tanıdı ve sinirli bir şekilde jongwoo'nun bavuluna uzandı ama sanırım canı dayak çekiyordu ki, küçük bavulu verirken sanki yanlışlıkla düşürmüş gibi yere attı.


"Ah, kusura bakma elimden kaydı"


Lanet piç kurusu


"Sorun değil, çünkü birazdan elini götüne sokucam" jongwoo sıkılmış bir şekilde nefes verdi ve adama yumruğu çaktı. Umrunda değildi çünkü canı istemişti. Adam ne olduğunu fark edene kadar bavulu alıp insan kalabalığının içine karıştı.


Yeterince uzaklaştığına karar verdikten sonra gözüne kestirdiği bir banka oturdu.

Şuan tek yapması gereken kalacak bir yer bulmak ve bir an önce üstündeki yorgunluğu atmaktı ama evren onunla oyun oynuyordu sanki, notlarına kaydettiği bir kaç yeri aramıştı fakat fiyat konusunda bir türlü anlaşamamışlardı

Gözünden kaçan bir ilanı farketti ama resim olmadığı için tereddüt ederek numarayı tuşladı.


Karşı taraftan gelen kadının sesi yaklaşık elli yaşlarında olduğunun göstergesiydi. Heyecanlı bir şekilde devam etti, jongwoo gözlerini devirerek onayladı ve gün içinde geleceğini söyledi.


Koreli teyzelerin hepsi aynı olmak zorunda mı...


Genç çocuk gözlerini ovuşturarak ayaklandı. Gitmesi gereken meşakatli bir yol vardı.


Ucuz oluşundan standartlarını çok da yüksek tutmamayı kafasına kazıdı, zaten fazla parası olmadığı için kaderine razı gelerek, otobüs durağına ilerlemeye başladı.


°~••~°

Kadının verdiği adrese göre yakın bir yerde inerek etrafına bakındı.

Çarpık kentleşme sonucu bölge o kadar sıkışık ve bina ile kaplıydı ki boğulacak gibi oldu. Sanırım Busan'ı hiç bir yere değişemezdi cidden orasını atmosferi çok başkaydı. Aklı biricik annesine gitti sonra da abisine umarım kendisi yokken çok kötü olmazlardı.


Kimseye güvenme


Bunu kendine sık sık hatırlatması gerekiyordu. İnsanlar bazen çok aşağılık olabiliyordu.


Kafasını kaldırdı ve işte, Cennet studio

Eskimiş bina kendini ben buradayım diye belli ediyordu. Sanki bir zamanlar yangın çıkmış gibi dördüncü katın olduğu yerde is vardı. Boyamaya bile tenezzül etmemişler.


Genç yorgunluktan dolayı savrukça hareket ederek giriş kapısını açtı. Tam o anda yüzüne küf, nem ve soğukluk çarptı.

Yüzünü ekşiterek titredi, tanrı aşkına burası kaçıncı milattan kalmaydı.


İlerledi ve loş olan koridora baktı. Loş ışık koridoru sanki egzotik bir cinayet filmindeymiş gibi gösteriyordu. Heyecan verici ama ürperticiydi.


"Hey, delikanlı sanırım telefondaki sendin değil mi?"


Kadın, beklenti ile baktı ve gülümsedi. O gülüşü nerde olsa tanırdı. Bozuntuya vermeden gülümsedi.


"Evet, bendim."


"Oh, gel bakalım sana odayı göstereyim."


Kadın küçük lobisine girdi ve anahtarlar ile yanına geldi.


303. Kapıyı açtı ve kenara çekildi.

Oda o kadar berbattı ki genç tiksinti ile yüzünü buruşturdu. Saat geç oluyordu ve buradan başka ucuz yer bulabileceğini sanmıyordu o yüzden kalmaya karar verdi.


"Eh, kalıyorum."


Kadın gülümsedi ve "Ah, doğru karar tatlım. Hem müşterilerim için bedava kimchi ve yumurta veriyorum. Böyle bir jesti başka yerde bulamazsın."


Ya ne demezsin...


Kadın anahtarı verip küçük lobisine yürüdü. En azından çok kafa şişirmedi diyerek kısa olan genç içeri girdi.


Oda rutübet kokuyordu. Ve lanet olası cam minnacıktı.

Kesinlikle para biriktirip bu egzantirik binadan hemen siktir olması gerekiyordu.


Üstünü giyindi ve yatağa uzandı. O kadar yorgundu ki nevresimi bile değiştirmek aklına gelmedi.

Kendini tatlı uykuya bıraktı...


///////////


Hellüü!!, umarım beğenmişsinizdir. Çok heyecanlıyım yaww :*

Diğer bölümde görüşmek üzere 💚💋💚