Kabus evi
ELENA
Sabahın erken saatlerinde nefes nefese bir kabustan geçiyorum. Haftada üç dört kez aynı kabusu harcamak artık uyumaya devam etmeye geldi. Üvey babam Peter ağlamadan önce aşağı inip kahvaltıyı hazırlamam gerekiyordu. Annem, babam öldükten sonra Peter ile evlenmiş o sıraları bilmese de 4 haftalık hamileymiş.
Annem Helen kasabasının dışında ormanın derinlerinde topluluklarda yaşayan bir grup Damon ile yani babamla tanışmış. Kısa sürede aşık olup evlenmişler. Babam bir yıl dolmadan öldü üvey babam bir çatışmadan neler söylüyor ama hala olduğunu bilmiyor.
Peter annemi doğururken öldü için ölümü beni yürütüyor. Söylenene göre kasabanın belediye başkanı olan Peter anneme beri aşıkmış. Annem evlenip kasabadan sorumlunda öfkeden gözü dönmüş ve kötü olan karakteri daha karanlık bir hal almış.
Yataktan çıkıp banyoya sürüklüyorum bir önce kahvaltıyı hazırlayıp üretmem gerekiyor.
Banyo mu bitirip saçlarımı havluya sardım üzerime bornozumu giyip dolabın önüne geçtim. Siyah kot pantolon ve siyah kapişönlü seçtim aynı şekilde siyah iç çamaşırları seçtim. Kıyafetlerimin tepkileri gibi kasvetliydim bu gün.
“Günaydın” diye seslendim mutfağa giren Pere a her zaman ki gibi ters bir bakış attı. Sessizlik içinde kahvaltımızı yaparken kolayca onu okumaya başladık. Her zaman kasvetli olan yerlerde bu gün ayrı bir kasvet vardı. Kesinlikle bir şeyler olmuş ama sorsam da anlatmaz diye konuşmadım aslına bakma umurumda da değildi, bana bulaşmadığı süre boyunca sorun yok diye düşündüm.
“Önümüzdeki hafta 18 yaşına giriyorsun” mesajı veren selam.
“E-Evet” nereye varmaya çalışıyor acaba?
“Ormanın derinliklerindeki toplulukları kullanıyor musunuz?” babamın yaşadığı yer.
“Evet onaylar”
“Toplulukla kasaba arasında çatışma bir anlaşma var. Ailem harekatı bu kasabanın başkanlığını yaptı. Bu anlaşma toplulukları ve belediye başkanları arasında bir sır.” Sır mı? Bu güne kadar bundan hiç bahsetmemişti.
“Bundan haberim yoktu”
"Sır aralığının neresini anlamadın?"
“Peki bunu bana neden söylüyorsun 18 yaşıma girmemle ne ilgisi var anlamadım”
“Bir kez olsun çeneni kapatma dinlemeyi öğrensen öğreneceksin” ne gıcık herif ama.
“Yapılan anlaşmaya göre 18 yaşına girdiğin gün birliğin lideri olan adamla evleneceksin” kesinlikle yanlış yapmadığını hiç tanımadığım bir adamla evlenmem gerektiğini söylemiyor herhalde.
“Pardon anlayamadım ne yapmam gerekiyor?”
“Dramatikleşme 18 yaşına girdiğin gün evleneceksin”
“Hayır! Öyle bir şey olmayacak”
“Ben olacak diyorsam olacak” işte bu kadar daha fazla sakin kalamayacağım.
“Sen aklını kaçırdın! Tanımadığım bir adamla bir anlaşma nedeniyle akşamlanmam gerektiğini ve bunu öylece kabul etmeyi söylemeliyim”
“Benimle konuşurken sesine dikkat et seni aptal kız!”
“Nasıl bir anlaşma yaptığın umurumda değil üzerinde dahi merak etmediği için böyle bir şeyi asla kabul etmiyoruz” birdenbire fırlattı sandalyesi eve uçtu.
Saçlarından tut bodruma sürüklerken bağırıp karşı koymaya çalışmak ama 1.50 boylarında ufak tefek bir kızdım ve ona karşı kazanma şansım yoktu. Yine zindan!
“Beni burada sonsuza kadar tuta bilirsin umurumda değil kimseyle evlenmiyorum!” tamam sonsuz biraz iddialı oldu ama bu savaşa direnmeden öylece kaybedemezdim.
“Düşünmen için 1 hafta var ise yine evlenmek istemezsen anlarımda seni kendime saklamış olurum” pislik herif.
Bu herifin kuşatması bana göz ortaya koyduğunu yetiştirme yaşları küçük diye dokunamıyordu ama 18 yaşına geldiğinde cephesi bir engel olmayacaktı.
Bana dokunmaması korkusuyla midem takla attığı kahvaltıda fazla bir şey yemediğim iyi olmuş yoksa kesinlikle kusacaktım.
Gün geceye, gece güne karışırken öylece tavanı izleyip bir çıkış yolundan çıktıkları iki günde bir şişe su getirenden günlerdir yemek sonuçları.
Doğum günüme iki gün kaldı seçeneklerimi hala değerlendiriyordum. Ya evlenmeyip bu pisliğin bana tecavüze uğramasına ve bana baskına işkenceye izin verecektim ya da hiç tanımadığım evlenecektim. Öyle olsa neden tanımadığı hatta hiç görmediği evlenmesin ki diye düşündüm. Ayrıca iyi biri olsa Peter kesinlikle evlenmeyi istemediğimi acı çekeceğimden emin olduğu için kesinlikle için veriyor.
Peter akşam saatlerinde geldi ağır sarhoş çünkü yukarıda bir devirip duruyor. Merdivenden ayak seslerini yanıtlamak mı söylemek için geliyor. Kaçmak istesem kasabada her kesin kendi arabası var ve beni şehre götürmeleri 15 yaşımdayken bir kez evden kaçmıştım. Şehir kilometrelerce uzak o gün neredeyse beş saat sürmüş yolculuklardı. Yürüyerek gitmeye çalışsam yolu Bilmiyorum.
“Aklın başına geldi diye düşündüm. Söyle bakalım tatlım evleniyor musun? Yoksa kendini bana mı saklıyorsun?” midem yine takla attı bu sefer tutamadım ve kustum. Günlerdir bir şey yemediğim için sadece acı su geldi. Başka seçeneğim yok en götür şimdilik diye düşündüm.
Kabil'i bekliyorum. Evleneceğim” belki buradan kaçamıyorum ama Peter'ın gördüğü o gruptan geçmiyor anlaşılan onu kendi kullanmama tercüme ediyor.
"Ah! İşte buna dayanmak benimle demek birlikte olmak için tanımadığın evlenmeyi yiyorsun?"
“Ne söylememi?” bu herif kesinlikle ruh hastası. Annemle nasıl evlendi acaba.
“Ben sana haddini bildirdim ama dua et ki bakire hattı” anlaşılan evleneceğim kişide pisliğin teki.
“Neyse! Yukarı çık temizlen ve akşam yemeği için bir şeyler hazırla” tabi ayağa kalkabilirsem.
Sessizce kafesten çıkan merdivenleri tırmandım yemek için bir şeyler topladım. Yıllarca tecrübe performansım için şarkılar abanmadım, her kaşıkta mola verdim. Yemekten sonra ortalığı toparlayıp günler sonra yatağıma uzandım en azında kabus görene kadar kapatılan bir yuvayı çekerim düşüncesiyle rahatladım.
Uyandığında öğlen olmuştu ne kabus ne Peter! Karnım guruldayınca mutfağa indidim hemen yiyecek bir şeyler hazırlayıp karnımı doyurdum.
“Yarın gidiyorsun. Eşyalarını topla” aman ne güzel.
Günün geri kalanında eşyalarımı toplayarak ara hayallere dalarak yola çıkıyor. Akşam yemeğini hazırlayıp masayı kurarken Peter geldi.
“Eşyalarını topladın mı?”
“Evet”
“Yarın evlenmeye hazır mısın?”
“Evet” ters yüzüme bakınca aynı bakışla karşılık verince yemeğine döndü. Ne kaldı ki acaba.
Bu kabus evinde ki son gecem Umarım yağmurdan kaçarken doluya tutulmam.
Sabah kapısını çalma sesinden mi yoksa kabus yüzünden mi bilmem panikle yataktan düştüm. Hızla doğrulup.
Evet! Kim o” Peter cevap verdi.
“Saat geldi acele et aradılar bir saate burada olacaklar hemen kahvaltıyı hazırla” gitmeden önce son kez kendine hizmet ettirecek galiba.
“Geliyorum” diye cevap verdim.
Hızlı bir duştan sonra üzerimi giyinip yine de bir kahvaltı hazırladım. Ortalığı toplarken kapıyı çaldım.
“Elena hazırsan hadi” Peter kapıdan sesler sonra ayak sesleri koridordan duyuldu galiba bir kaç ayak sesi daha var.
“Eşyalarımı indirmem gerekiyor” diye cevap verdim merdivenden çıkarırken.
Çarptığım adam kıs kıs gülerek.
“Üzgünüm seni korkutmak tanıklarım” dedi boğuk ama yumuşak sesiyle.
"Sen kimsin?" diye aceleyle sordu.
“Öncelikle sana da merhaba ben Leonardo sen bana kısaca Leo diye bilirsin ne de olsa siz evlenince birini seçin” dedi, sonunda müstakbel kocamın o olmadığını anladım.
Düşünce hayali faydalılığımı galiba.
“Gururum okşandı ufaklık ama merak etmemesi daha iyisi aşağıda bekliyorlar sadece benim kadar kibar biri değil ama yönlendirmeye alışsın” dedi.
Valizlerimi tek bakışlarını kabul etmek hiç zorlanmadan aşağı indirdi.
“Hoşça kal Elena seni özleyeceğim benim küçük varlığım” Samimiyetten yoksun sesiyle konuştu bu sefer ekşittiğim yüzümü gizlemesi gereği duyma çıkışım konuştum.
“Hoşça kal pislik herif ben seni hiç özlemeyeceğim” dedim.
Herkes biran durup bana bakınca ensemdeki gözlerini izledi. Duymuş olamazlar herhalde diye düşünüp omuz silktim artık umurumda daha kötü ne olabilir ki.
Kapıda bekleyen devasa siyah arabaya yöneldim henüz dahi bakmadığım müstakbel kocam arka kapıya binmemi bekledim. Araç o kadar yüksekti ki, küçük bir çocuk gibi tırmanmak zorundaydı. çünkü belirsiz bir isim bileceğiz.