Customize readability
Aa

ENKAZDAKİ TOMURCUK

All Rights Reserved ©

Summary

​How difficult can a woman’s trial beneath the ruins truly be? ​Is it as agonizing as facing your monthly cycle while trapped? Is it being drenched in the blood of a hand with a severed finger? Is it losing your very grip on reality? Is it being held hostage among shards of glass with a fractured skull? ​Or is it falling in love with a man you’ve never even laid eyes on, right there under the debris? ​I was brave enough to crawl into that wreckage and reach out my hand... But do you have the courage to follow me? "I am eagerly waiting for your comments on my story! Please feel free to share your thoughts, even if it's in a different language." ​If you want to reach the earthquake and rescue scenes immediately, please start reading directly from February 6th (Chapter 23). Just give it one chance, please. ✍️💔 Eger deprem ve enkaz sahnelerine hemen ulasmak istiyirsanız direkt olarak 6 subat yada (23. Bölümden) itibaren okuyun. Ve lutfen sadece tek bir şans verin.

Genre
Drama
Author
EZELGUNES
Status
Ongoing
Chapters
56
Rating
n/a
Age Rating
16+

Bölüm 1

" This story is about the disaster of the century, the two massive earthquakes in Turkey. If you want to feel true pain and a real drama, this story is for you. You can read the story by using your browser's translate feature."

Bu profil üzerinde paylaşılan "Enkazdaki Tomurcuk" adlı eserin tüm kurgu, karakter, diyalog ve metin hakları şahsıma (Ezel Güneş) aittir. Eserin her bir bölümü dijital ortamda zaman damgası ile mühürlenmiş olup, izinsiz kopyalanması, başka platformlarda paylaşılması veya esinlenme adı altında çalınması durumunda 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca hiçbir ihtar yapılmaksızın direkt olarak yasal işlem başlatılacaktır. Emeğe saygı gösterin, suç işlemeyin.



öncelikle dikkatinizi çekmek isterim. Çok fazla kan ölüm, sarsısıcı olaylar ve dram içerir. Hassas kişiliklerin bu hikayeyi okuyarak ruhlarına bir acı bırakmamalarını tavsiye ederim )


Gökyüzünün altında olana sağ

Yeryüzünün altında olana ölü derler.

Ama ben bedeni Gökyüzünün altında kalmış

Ruhu Yeryüzünün altında olan bir ölüydüm

Fırtına öncesi sakinlik.....

"Kutu kutu pense elmamı yerse arkadaşım Melike arkasına dönse"

diyorduk hep bir ağızdan.5 kişiydik yüzlerini tam kestiremiyordum ellerini tuttuğum kızların .Yem yeşil bir yer ve beyaz akasya ağaçlarının arasında.Burası tanıdıktı burası dedemin eviydi.

Ve elimi tutan kız elimi bırakıp arkasına döndü.Bu Melike miydi ?evet oydu başında kırmızı kurdeleyle çok tatlı gözüken kuzenim Melike.Ellerini tuttuğum kızlara baktım hala bulanıklardı. Sonra dönmeye başladık ve şarkı tekarlandı

"kutu kutu pense elmamı yerse arkadaş ım Azra arkasına dönse "

dedik yine bağırarak.

Azra'nın ismini duyduğum da çığlık attım sevinçle

"Azra damı burada?"

dedim .Cevap veren olmadı. Ve melikenin elini tutan diğer kırmızı elbiseli kız arkasına döndü. Ellerini tuttuğum kızlara baktım herkes kırmızı giyinmişti ama ben giymemiştim sim siyah bir elbise giyinmiştim Ardından

'neden siz kırmızı giydiniz ,neden ben siyah giydim"

dedim ve yine cevap veren olmadı. Yeniden dönmeye başladık ve şarkı tekrarladı. Bu seferde İlkay ismi söyledi bağırarak.Gözlerim ilkay'ı aramaya başladı. Diğer elimi tutan kız elimi bıraktı ve olduğu yerde zıplamaya başladı.. Ağız ı kulaklarına varıyordu .kahkahalar atıyor du. Durmadan çığlık atıyor ve alkış tutuyor du.Bu İlkay mıydı? Onun hiç böyle mutlu olduğunu görmemiştim.İlkay çok farklıydı belkide bu o değildi.

Ve yine döndük şarkı tekrarlandı. Bu sefer pelin diye bağırdık karşımdaki

kırmızı elbiseli, sarı saçlı kız İlkay gibi

kahkahalar attı, zıpladı ve arkasına döndü. İşin tuhaf kısmı bende onlar gibi gülüyor çığlık atıyordum. Ben tam onların elini tutacakken onlar dağıldılar

"E ben dönmedim. Beni söylemediniz "

dedim. Hepsi durup bana baktı. Sonra içlerinden biri

"sen yoksun ki sen ölüsün. Ölüler arkasına dönmez"

dedi. Çığlık atmaya başladım.

"Ben ölmedim ben buradayım "

dedim bağırarak. Arkadan bir ses geliyordu hiç bir şey anlamıyorum. Tek anladığım "telli"idi .Yer ayağımın altında salanmaya başladı.

"İlkay ben ölmedim lütfen bana yardım et"

dedim ellerimi uzatarak ama kimse elimi tutmadı.Ardından yerin altından siyah bir el çıktı ve ayağımı tutu.

Ayağımı sıkıca tutu. Kaçmaya çalıştım ayağım ellerinden çıkarmaya çalıştım ama bırakmadı. O ses hala geliyoru

"were telli "

diye bağırıyordu biri.

"Ben teli değilim "

dedim bağırarak. Ve o el ayağımı sıkarak beni aşağıya çekti . Yerin dibine.

Suratıma carpan soğuk suyla yerimden sıçradım. Vücudum kat katı kesilmişti. Kıpırdamıyor dum vücuduma bir üşüme geldi ve titremeye başladım. Sanki ayağımı gerçekten biri tutuyormuş gibi kasılmıştı. O siyah elin ,parmaklarının değdiği yerde bir sızı vardı sanki. Ayağıma bakmak istedim ama başımı hareket ettiremedigimden dolayı gözlerimle bakmaya çalıştım. Belkide gerçekten biri tutuyor du ayağımı.

Sıcak bir elin yüzüme dokunmasıyla ayağıma bakmak yerine elin sahibine baktım bubabam dı. Mas mavi gözlerini bana dikmiş bakıyordu.

"Avşin kaç gündür uyumuyorsun kızım? Hadi uçağın kalkacak bir azdan"

dedi babam. Ne bukadar çabuk varmışmıydık ? Etrafıma bakmak istedim ama yapamadım çünkü hala kıpırdayamıyordum. Sanki biri başımı tutuyormuş gibi idi. Kendimi zorlayarak nefes almaya çalıştım ama sanki burnumda bir duvar örülmüş tü ve nefes almama izin vermiyordu

"Avşin sen öldün mü kızım ?Hadi insene! "

Dedi babam. Ardından bana yaklaşarak

"Ne oldu sana yüzün bem beyaz olmuş iyimisin sen ? Buz gibide olmuşsun "

dedi elini yüzüme sürerek. Sonra bir şey fark ettim kabusum da çalan şarkı burada çalıyordu adam hala "were telli"diyordu. Bir git be telli şu adamın dilinde tüy bitti. Bir git artık Ardından zorla konuşarak

" Baba Allah aşkına kapat şunu ya vallahi yemin ederim kabus gibi "

dedim elimi radyoya uzatarak. Babam uzaklaştı ve

"Niye nesi varmış telli nin ?gayet güzel söylüyor adam "

Elimi hareket ettiğimi fark edince bu sefer suya uzandım ve bir yudum su içtim

"Nesimi var telli nin ? Az önce kabus gördüm siyah bir elin "were telli" diyerek beni yerin altına çektiğini gördüm. Çok korktum baba !herkes bana sen bir olüsün diyordu"

dedim Korktuğum sesimden belliydi. Titreyerek anlatıyordum o kabusu. O da fark etmişti ne kadar korktuğumu

"Boş ver kızım alt tarafı bir rüya. Rüyada öldüğünü görmek ömrü uzatır. Her şeyi bu kadar kafana takma "

dedi babam sıcak bir gülümsemeyle Babamın gülümsemesi nekadar sıcak olursa olsun ben hala titriyordum. İçim buz gibiydi. Dizlerim hala kasılıyordu. O kabus ,o çığlıklar, okahkahalar , o el aklıma geldikçe benim nefesim daralıyor du.

Başımı arabanın içinden, inmek üzere olan uçağa çevirdim. Bir azdan ben binecektim o uçağa. Gözler imi uçaktan ayırmadan konuşmaya başladım

"Ama aynı zamanda rüyada gülmekte , kötüye işarettir. Arkadaşlarımla çocuk gibi oyun oynuyor ve coşyordum. Herkes çok farklıydı baba. Herkes kırmızı giyinmiş ben siyah giyinmistim kimse görmüyordu beni onlar arkasına dönmüş koşuyorlar dı bende geliyim dedim ölüler arkasına dönmez dediler "

dedim uçağı izlemeye devam ederken.

"Kötü rüyalar anlatılmaz kızım çok korktuysan bir dua oku geçer "

dedi babam saçlarımı okşayarak. Daha sonra babama dönerek

"Belkide Allah bana bir işaret veriyordur. Belkide uçağa binme diyordur. Hani rüyamda yerin dibine düştüm ya belki şimdi uçaktan düşücem"

dedim telaşla. Evet her şey bana işaret veriyordu. Kesin uçak düşecekti.

"E eyer korkuyorsan hazır arabadan inmeden geri gidelim kızım"

dedi sırıtarak. Aslında fena fikir değildi eve gidip tezek atmak ölmekten daha iyidi. Hele ölümün bugün nasıl olduğunu azda olsa anlamışken.

Ama hayır çocukluk arkadaşım, kuzenim hatta kardeşimin düğününü kaçıramazdım. Sanırım mecbur risk almalıydım. İlkay için gitmeliyim maraşa.

"Yok baba yaaaa. İlkay için mecbur gidicem. Hem buradaki her kes benim gibi değilmi zaten "

dedim elimi hava limanın dan girip çıkan insanlara uzatarak.

"İyi ozaman hadi in aşağıya kaçırmayalım uçağını "

dedi ve kapıyı açıp indi.

Bende çantamı aldım telefonumu ve eşyalarımı kontrol ettikten sonra kapıyı açtım ve yavaşça indim Dizlerim hala titriyordu biraz ovduktan sonra bordo beremi taktım çünkü hava çok soğuktu. Hafif esen rüzgar sinsi bir yılan gibiydi. Elbiselerimi yavaşça geçerek, tenimin değdiği her yeri zehirliyor du. Sanki soğuk havanın değdiği hücrelerime savaş açmış gibiydi

'E hadi bakalım nasıl gideceğini biliyorsun değil mi?"

diye sordu babam kaşlarını çatarak elinde bavulumla karşımda duruyordu.

"Ne biliyim içeriye giren birilerini takip edicem. O nereye ben oraya "

dedim kararsız bir şekilde.

"Hah aynen bende onu diyecektim. Elinde bavulu olan birini takip et o nereye gidiyorsa sende oraya git"

dedi babam beni onaylar bir şekilde. En iyi fikir buydu çünkü daha önce hiç uçağa binmemiştim. Babamda binmemişti. Pasaport kısmına kadar beni o götürecekti. Sonrasına Allah kerim

Bendeki de ne telaş ama sanırsın mülteci yim kaçak yoldan Yunanistana giricem.

Nasıl olacağını bilmiyordum onun için içeri girdiğimde babam ne yaparsa bende onu yapacaktım

"Eee şey baba ya takip ettiğim kişi başka uçağa binerse "

dedim endişeyle. Babam sıkıntılı bir nefes verip

"sende o başka yeregidersin. Salak değilsin ya. Okuma yazman var nerede maraş yazılıysa git işte "

dedi babam benden sıkıldığını belli ederek Sonra aceleyle yürümeye başladı ve ben kolundan tutarak durdurdum

"Babaaa ya uçak düşerse, ya motoru bozulursa ,ya kanadı koparsa , ya pervanelerine kuş girerse ya uçakta seri katil varsa ve beni rehin alırsa yada pilotu ölürse "

dedim Babam önce gözlerini kapattı sonra dudaklarını ısırdı sıkıntılı bir nefes verip bana baktı

"bin şu arabaya !"

Dedi arabayı işaret ederek. İçinden neden salak bir kızın babası olduğunu düşündüğüne eminim. Ama ne yapayım korkuyorum. İlk defa uçuyorum tanımadığım insanların arasında yolculuk yapıcam. Sende biraz yardımcı olsan ne olur be baba !

Ağzımdan sıkıntılı bir nefes verip hava limanına doğru yürümeye başladım.Babam konuşmaya başladı

"büyüdün artık eşek gibi oldun kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğren. Hep yanında olmayacağım "

diyordu ben önden gariban, boynu bükük ve korkak bir şekilde yürüyen.

"Biz seni yakınada kocaya vereceğiz. Sen hala kafanda kurduğun oyunlardan korkuyorsun deli gibi "

dediğinde durdum. Babamın konuyu yine nereye vurduğunu anladım. Her gün bu koca mevzusunu dinlemektense ölürdüm daha iyi.

kendimden emin bir şekilde Arkama döndüm ve

"yok babacığım sen benden öyle kolay kurtulamazsın. 40 yaşına varmadan seni rahat bırakmayacağım"

dedim önüme dönerek adımlarımı hızlandırmaya başladım

"Hee iki gün sonra birinin peşine takıldığında, hatırlatırım bu lafları sana "

dedi. Ufakça kıkırdadım ve arkamı dönmeden

"Elimde bastonla, ağzımda takma dişlerim le yanınızda yaşlanınca da ben hatırlatırım sana. Unut o kocaları sen"

dedim kendimden emin bir şekilde.

Hava limanının kapısına vardığımda durdum. Başımı havaya kaldırdım ve derin bir nefes aldım. Bu günde gri bulutlar süslemişti dünyayı. Grinin ve kahve renginin uyumu başkadır. Biraz hüzünlü biraz huzur. Gri rengi gercekliktir. Dünyanın siyah ile beyaz bir renk olduğunu fark ettirir bazen. Siyah ölümün rengidir beyaz yaşamın ve var olduğumuz dünyada hem yaşamlar olur hem ölümler. Ve gri rengi ikisininde içine alır. İşte bunun için gri gercekliktir. Her nekadar sıkıcı bir renk gibide dursa gri gercekliktir

Çiseleyen yağmur yavaş yavaş yüzüme vuruyordu. Gözlerimi kapatım ve daha çok kaldırdım başımı

Yağmurda bir nevi gercekliktir aslında. Yağmura karşı kimse baş kaldıramaz çünkü yüzüne sert bir şekilde vurur ve başını eğmek zorunda kalırsın. Tıpkı duymaktan korktuğun gerçekler gibi. Gerçeklerde yüzüne sert ve acımasız bir şekilde vurur. Önce boyun eğersin ardından kulaklarını kapatırsın sonra duyamayacağın bir yere kaçarsın, yagmurun altından bir çatının altına sığınmak gibi.

"Hadi kızım üşütmeden hemen içeri gel"

Gözlerimi açmadan dinledim ve başımla onayladım. Bu havayı bırakmak istemedim çok iyi gelmişti bana. O yılan gibi serin hava içimde yavaşça dolaşıyordu ve bu çok huzur veriyordu.

Bu temiz havanın ve yağmurun tadını çıkarırken birden yağmurun durduğunu his ettim ve sanki yağmurun bir şeyin üstüne damladığın duydum. Burnuma gelen ağır parfüm kokusuyla gözlerimi açtım karşımda genç bir adamın, üzerime siyah bir şemsiye tutugunu gördüm.

Let EZELGUNES know what you thought about this chapter!
Love this

1

Love this

Funny

1

Funny

Spicy

0

Spicy

Suspenseful

0

Suspenseful

Emotional

1

Emotional

Profound

0

Profound

Heartwarming

1

Heartwarming

Shocking

1

Shocking

Good Writing

1

Good Writing

Compelling Plot

0

Compelling Plot

Great Character

0

Great Character

Strong Dialog

1

Strong Dialog

author

merhaba Ezel ilk bölümden başladım.Yazim tarzını sevdim.Gercekten babamla yaptığım sohbete benziyor.Tasfirlerini de sevdim gerçekten bir sesin var.devamini okumak için sabırsızlanıyorum lütfen çok travmatik olmasın 😄

2 months

Further Recommendations

Charly's Weihnachten

T.M: Ich kann es gar nicht anders sagen also ich liebe diese Geschichte einfach. Sie hat für mich einfach alles was es braucht. Sie hat mich einfach mitgenommen auf eine echt schöne Reise. Danke❤️

Read Now
Destino Secreto

Karin Rogowski: Gut geschrieben und beschrieben. Die Charaktere und Situationen sind stimmig und nehmen einen gefangen. Mich hat das Buch ab der ersten Zeile fasziniert, genau wie die anderen Bücher davor. Sehr guter Schreibstil und eine sehr gute Übersetzung, nebenbei bemerkt. Dankeschön, dass Du Deine Bücher ...

Read Now
Die Wölfe von Welby

maryketteler: Ich bin von diesem Roman sehr angetan. Es handelt sich um eine wunderschöne Geschichte, die durch ein tolles Happy End abgeschlossen wird.

Read Now
Welded Shut

user-OTNeRptjHm: Lire les histoires de cette auteure est toujours un vrai régal. Les personnages sont authentiques et attachants. J'ai pris beaucoup de plaisir avec cette histoire très émouvante. Je la recommande.

Read Now
Off limits to fate, My Alpha, my sin

Linh: Love the emotional rollercoaster story! Made me tear up a few times. Happy ending!

Read Now
We Only Fake It on the Weekends

sexywolve: Belle histoire ... merci 🥰

Read Now
Broken Halos MC

Tatouie: There wasn’t anything I didn’t like except maybe more of a finality to the European Charter that was up to no good. I feel like they wouldn’t have left so quietly. Otherwise loved the story, great rhythm can’t wait to read more books.

Read Now
SECRET BILLIONAIRE

Janet: Very heart warning, shows what a kindness will be rewarded. Good reading.

Read Now
Bear Roberts

Obsidian: He's hilarious. Like, actually. I loved it. You're writing style is great, although you could do with a few less murmurs and mutters. I know it sounds critical, but I have the same problem and I hate it. Overall, it was one of the best stories I've read on here so far. I liked it better than those M...

Read Now