Giriş
Kont atından hızla atlar, dizginleri yanına koşan seyise fırlatır. “Dük nerede?! Hemen ona gitmem gerek!”
Muhafız Başı eğilerek selam verir. “Hoş geldiniz Lordum. Dük Hazretleri yukarıda, çalışma odasındalar. Ancak resmî protokol gereği...”
Kont sert bir sesle sözünü keser. “Protokol zamanı değil asker! Çekilin önümden!”
Kont, pelerini arkasında dalgalanarak, zırhının ağır metal sesleriyle sarayın mermer merdivenlerini üçer beşer tırmanır. Arkasındaki kendi muhafız kıtası da onunla birlikte ilerlemektedir. Dükün taht odasının ve özel odasının bulunduğu koridorun başında, elinde asasıyla Saray Başmabeyincisi belirir. Kont’un bu hâlini görünce şok olur. “Sancakları görün! Mavi zemin üzerine altın aslan! Ravenspire’ın Kontu geliyor!” diye adeta haykırdı.
“Kapıları açın! Borazanları çalın, Ravenspire’ın Kontu Lord’un geldiğini saraya bildirin! Çabuk, bir atlı gönderin!”
Atlı sonunda saraya ulaşmıştı.
“Efendim, Ravenspire’ın Kontu ve muhafız kıtası kuzey kapısından girdi. Yarım mile kadar saray avlusunda olurlar.”
Başmabeyinci onayladı. “Güzel. Muhafızları nizama sokun. Ahırları hazırlatın. Ben dük hazretlerine bildiriyorum.”
Başmabeyinci, dükün odasına girer. Elindeki asayı yere vurarak dükün dikkatini çeker, eğilir ve konuşur:
“Yüce Düküm, sadık vasalınız Ravenspire’ın Kontu, 50 atlısıyla birlikte şehir surlarımızdan içeri adım atmıştır. Sancakları rüzgârda dalgalanıyor, doğrudan buraya, huzurunuza geliyorlar.”
“Nihayet geldi... Muhafızları tören nizamına geçirin. Onu iç avluda bizzat karşılayacağım. Şarapları ve ziyafet salonunu hazırlatın.”
Saray kapı muhafızı bağırır: “Kapıları açın! Ravenspire Sancağı yaklaşıyor! Ravenspire’ın Kontu geliyor!”
“Nizama geçin! Atların hızına bakın, normal bir ziyaret değil bu. Bir şeyler ters gidiyor, tetikte olun!”
Devasa ahşap ve demir saray kapıları gıcırdayarak açılır. Kont ve arkasındaki 30 kişilik muhafız kıtası, atlarını son hızla saray avlusuna sürerler. Atların nallarından çıkan kıvılcımlar ve zırhların şıkırtısı tüm avluda yankılanır. Kont, atını sertçe durdurur. Atı kan ter içindedir, kendisi de yolun tozuna bulanmıştır.
“Lordum! İnanamıyorum bu ne hâl? Kontluğunuzda bir felaket mi oldu efendim? Sizi düke takdim etmem için bana birkaç dakika vermelisiniz...”
“Beni hemen içeri al, Stan. Mesele kontluk değil, mesele çok daha büyük. Dükün yalnız olduğunu söyle bana.”
“Yalnızlar efendim... İçeride harita üzerinde çalışıyorlardı. Muhafızlarınıza söyleyin burada beklesinler, içeri sadece siz girin. Kapıyı ben açıyorum.”
Başmabeyinci ağır meşe kapıyı hafifçe aralar ve içeri süzülür. Dük, masasında parşömenleri incelerken kafasını kaldırır.
“Yüce Düküm... Bağışlayın, resmî bir randevu değil. Ancak kapıda çok acil bir durum var. Ravenspire Kontu sarayımıza ulaştı. Kendisi çok gergin ve hemen huzurunuza çıkmak istiyor.”
“Ravenspire Kontu mu? Haber vermeden mi? Hemen içeri al Stan!”
Kapılar ardına kadar açılır. Kont, yüzündeki o intikam ateşi ve yorgunlukla içeri adımını atar. Kapı arkasından kapanır ve sırlarla dolu bir vahşetin planlanışı başlar…
![The Moon's Weapon : the cursed mate [ MOVING TO GALATEA]](https://cdn-gcs.inkitt.com/vertical_storycovers/ipad_123f31099804e79c6de11657975bcaae.jpg)







