Gerçek Dünya
Kim ister gidip aksiyon yaşamak varken kamu yönetimi okumayı? Yine aynı lanet kampüsün amfisinde oturuyordum.Gözlerim orada zevzekçe mırıldanarak hiç anlamayacağım bir tâbir ile ders anlatan profösördeydi ama ben onu duymuyordum bile. Neredeyse hergün aynı aptal insanları görmekten gözlerimi bırak tüm benliğim bıkmıştı.
Dakikalar birbirini kovalıyordu kovalamasına ama ben hissedemiyordum çünkü çok sıkılmıştım. Mola saati geldiğinde o ahmak insan topluluğuna girmemek için kütüphaneye doğru gittim..... Aynı koridor, aynı bahçe, aynı bina, aynı insan, aynı güneş, aynı hava...offf gerçekten çok sıkıcıydı!
Kütüphane havasını severdim çünkü çok az insan olurdu.
Kütüphaneye girdim. Çalışan uzun boylu, kambur ama çok hoş duran henüz otuzlarının sonunda olan nadiren sevdiğim insanlardan biri olan Zehra Hanım'a selam verdim. Öğrenci kartımı gösterip kimsenin pek uğramadığı tarih kitaplarının yanına gittim. O bölüm benim gizli sığınağım gibiydi. Bazen sadece oturmak için bile gelirdim.
Raflara ilgisizce bakarken diğerlerinin aksine simsiyah ciltli, eskimiş deri kaplamalı bir kitap farkettim...uzun zamandır buraya gelirdim.ama ilk kez görüyordum.... Kitabı normalde umursamamam gerekirdi belki, ama dokunmak istedim...evet sadece dokunacağım ne olabilir ki? İçine çekilecek halim yok ya?
Kitabı elime aldım... Ağır birşeydi. Yere oturdum çünkü hiç o masa alanına gidemezdim. Kitabın kapağını açtım pekçok saçma sembol vardı, resimler kabartmalıydı, yazılar benim çok iyi bildiğim İtalyancaydı (melez bir vatandaşım yarı Türk yarı İtalyan) türkiyede böyle...hemde İtalyanca bir kitap bulmak harikaydı...
Biraz bakındıktan sonra kitabı rafa geri koyacakken yanlışlıkla yere düşürdüm... Biraz fazla gürültü çıkmıştı. Hızla yere eğilip kitabı alacakken siyah bir duman çıkmaya başladı kitaptan....bu bir rüya olmalıydı sonuçta kitaptan neden duman çıkar ki? Duman etrafımda sanki bir hortum gibi dönmeye başlayınca ayağa kalkmaya çalıştım...olmadı bedenim kalkmıyordu...uğraştım ama yok...duman arttı görüş açım kapandı. Zifiri bir karanlığa gömüldüm. Bedenim benim iradem dışında kitaba çekildi ve sonsuz bir siyaha düşmüş gibi oldum...etraf bir hiçlikti ve ben bu hiçlikte hızla düşüyordum. Bağırmak, ağlamak istedim ama yok! Kahrolası sesim çıkmıyordu!
Gözlerim kapandı sonra bilincim yavaşça gitti. Artık bende bir hiçliktim. Bayılmıdştım.






![The Moon's Weapon : the cursed mate [ MOVING TO GALATEA]](https://cdn-gcs.inkitt.com/vertical_storycovers/ipad_123f31099804e79c6de11657975bcaae.jpg)

