1. BÖLÜM — “İLK ŞAKA.”
Sınıfın içi her zamanki gibi gürültülüydü.
Sıraların arasında uçuşan kâğıtlar, arka taraftan gelen kahkahalar, pencereye vuran güneş ışığı… her şey sıradan görünüyordu.
Arka sırada iki çocuk vardı.
Herkesin “çok iyi anlaşıyorlar” dediği o ikili.
“Lan kes artık, kalemi ver!” dedi biri, gülerek.
Diğeri kalemi biraz daha uzağa uzattı.
“Alabiliyorsan al.”
Sınıftan birkaç kişi dönüp baktı, gülümsedi.
“Bak düşürücem ha!”
“Düşür lan, zaten senin yüzünden kırıldı geçen sefer.”
Bir itişme.
Bir kahkaha daha.
“Hocaaa! Bunlar yine başladı!” diye bağırdı biri, ama sesinde şikâyetten çok eğlence vardı.
Öğretmen başını kaldırdı, kısa bir bakış attı.
“Tamam tamam, yeter. Oturun yerinize.”
İkisi de güldü.
Sanki gerçekten sadece bir şakaydı.
“Lan var ya…” dedi biri, hafifçe omzuna vururken,
“bir gün seni fena yapıcam.”
“Yaparsın knk, sen yaparsın.” dedi diğeri, alaycı bir sırıtışla.
Yine gülüşmeler.
Yine herkesin normal gördüğü o anlardan biri.
Ama o an…
herkes için aynı değildi.
Biri gülerken…
diğeri sadece gülüyormuş gibi yapıyordu.
Ve kimse fark etmedi.