Tuhaf Bİr Gece( KISA HİKAYE)

All Rights Reserved ©

Summary

Üniversite birinci sınıfta yeni tanıştığı arkadaşının evine giden Hande'nin başından geçen trajikomik kısa hikayesi

Status
Complete
Chapters
1
Rating
n/a
Age Rating
13+

Chapter 1

Hani bazı insanlar olumsuzlukları kendi lehine çevirir ya, Hande de onlardan biriydi. Ailesinin tek mal varlığı ellerinden alındığında yetinmeyi öğrenmesi gerEkmişti. Ortaokulda ve lisede bilgisayarı ilk öğrettikleri günden itibaren herkesten daha çok dikkat etmiş, her fırsatta kendini geliştirmişti. Evinde bilgisayarı olan arkadaşları iki slayt sayfasını yan yana getiremezken o, internet kafede arkadaşlarının ödevlerini bile yapardı. Buradan aldığı tek haz ise slaytlarının altına koyduğu kendi müzik zevkine ait şarkılardı. Çünkü biliyordu; üç hocadan ikisi muhakkak “Bu şarkıyı kim seçti?” diye sorardı. O da bundan acayip keyif alırdı.

Hande üniversiteye başladığı ilk hafta İngilizce hocası bir slayt ödevi vermişti. Herkes dörderli gruplara ayrılmıştı. Ödev, örnek aldığınız bir karakterin biyografisini İngilizce olarak hazırlayıp sunmaktı. Şansa bak ki Hande’nin grup arkadaşlarından birinin evinde bilgisayarı ve interneti vardı. İki binli yılların ilk yıllarında bu çok nadir ve değerli bir ayrıcalıktı. Hande, ailesinden izin alıp henüz yeni tanıştığı arkadaşı Sevgi’nin evine gitti. Bir gecede tüm ödevi yapacaktı.Yabancılık çekmezdi. Yeni insanları severdi, kendini sevdirmeyi de.

Henüz tanıştığı bu insanların evinde çok sıcak karşılandı.Başlangıç olarak ödevinde kullanmak istediği karakteri buldu: Afife Jale. İngilizce dersi olduğu için henüz yeni çıkmış bir şarkı olan Taylor Swift’in Love Story’sini seçti. Çünkü Afife Jale’nin şarkıcı ve besteci Selahattin Pınar’la yaşadığı o aşk hikâyesi onu cezbetmişti.Akşam yemeğinden sonra biraz mola verip kahve içerlerken evin mutfağının penceresi rüzgârdan çarpmaya başladı. Ritmik ses evdekileri tuhaf bir şekilde germişti.“Hadi kızım, camı kapat,” dedi annesi.“Hayır, ablam kapatsın.”“Anne, sen kapat,” dedi diğer kardeş.İlk bakışta sıradan bir çocuk üşengeçliğinden başkası değildi. Hande hemen ayağa kalkmak istedi.“Ben kapatırım.”O anda evdeki herkes bir anda Hande’yi tutup oturttu.“Hayır, sakın!”Hande gülümsüyordu ama bu korkunun sebebini anlamıyordu. Bir cevap beklerken evin annesi şöyle söyledi:“Kapıyı bir... şey çarpıyor.”“Ne? İnek mi?”Hande küçükken evde ilk kez yalnız kaldığı gece komşunun ineği boşanmış ve Hande’nin odasının penceresine sürtünüp homurdanmıştı. Hande saatlerce elinde meyve bıçağıyla bir köşede ağlamıştı.Bu hikâyeyi onlara gülerek anlatıyordu ama kimse gülmüyordu. Hande o saate kadar paranormal hiçbir şeye tanık olmamıştı. Anne önde, kardeşler arkada, Hande’yi salonda bırakıp pencereyi kapatmaya gittiler.Geldiklerinde Hande’nin duymadığı iki kelimeyi söylediler:“Üç harfliler.”Hande gülüp inanmadığını söylediğinde kadın hemen, oturduğu yerin yanında olan bir hikâyesinden bahsetti.“Tam karşındaki halının üzerinde daire içine oturmuş fasulye oynuyorlardı.”Hande nelerin fasulye oynadığından çok fasulyeye takılmıştı. Neden fasulye oynuyorlardı?“Dua okudum,” dedi sonra kadın.Anlattığına göre üç harfliler şöyle cevap vermiş:“Oku, oku. Onları biz de biliyoruz.”Hande kötü bir şakaya maruz kaldığını düşünüp hâlâ gülmeye çalışıyordu. Ama kızlar gülmüyordu. Sonra Hande içinden kendine küfür etti.“Amına kodumunun kızı, daha ilk günden tanıdığın insanın evine niye geliyorsun!”Kadın bu kez geceleri onu ziyaret eden bir şeyden bahsetti.“Benden korkuyor musun?” dedi.“Neden korkayım ki, çok güzelsin,” dedim, dedi kadın.“Peki ya şimdi?” diyerek gördüğü şey ağzını yırtmaya başlamış. Ağzı bedeninin boyuna gelmiş.“Peki ya şimdi?”Evin küçük kızı yetmezmiş gibi:“Anne, şunu da anlat.”“Anne, bunu da anlat,” diyordu.Hande’nin duyduğu küçük kelimeler bile zihninde büyük patlamalar yaratıyordu.“Allah’ım, tüm o filmler gerçek miymiş? ”

Kendi kelimeleriyle Hande artık Hande değildi. Ramazan ayında dedesinin ardında kıldığı iki rekât namazı hatırlayıp tüm evrene hatırlatıyordu. Yaptığı tüm iyilikleri aklından geçirip puanlarını sayıyordu.Ama gece böyle bitmeyecekti. Aslında bu gece hiç bitmeyecekti.Hande arkadaşının odasındaki çekyata yattığında gözlerini sımsıkı yumdu. Ortaokulda din kültürü hocasının ona öğrettiği Ayetel Kürsi’yi okudu ve uykuya daldı. Hava sıcaktı, yanı başındaki pencere açıktı ama gece birden üşüdüğünü hissedip gözlerini açtığı sırada başucunda ona bakan karanlık bir gölgeyi gördü. Gözlerini korkuyla yumdu. Rüzgârda gölgenin yankısının yüzünün önünde beklediğini hissedebiliyordu. Biraz bekleyip gözlerini tekrar açtı ama hayır, hâlâ oradaydı. Gözlerini açmadan kirpiklerini aralayıp baktığında bir metre boyunda bir şeyin üzerinde uçtuğunu gördü. Üzeri açıktı, hava soğuktu. İşemesi gerekiyordu ama o korkudan kalkamıyordu.“Sevgi,” diye usulca fısıldadı.Hiçbir ses alamadı. Gözlerini tekrar açtı ama hâlâ karşısındaydı. Korkudan, soğuktan ve çişini tutmaktan kaskatı kesilmişti. Ama o uçan şeyin tuhaf bir sıcaklığı vardı. Sanki üzerine soluyormuş gibi.Hande’nin hayatında geçirdiği en zor gece o geceydi.

Sabah ezanını duyduğu anda rahatladı ve şöyle düşündü:“Her şey gerçekse ezanla birlikte dağıldıkları da bi gerçektir.”Gözlerini açtığında nihayet tuhaf siyah gölge yerine evin beyaz tavanını gördü. Sağındaki duvara baktığında ise hayatı boyunca bir daha böyle bir absürtlük yaşamayacağını fark etti.Altınyıldız...

Duvarda bir takım elbise torbası asılıydı.

O sunumdan tam puan aldılar. Hoca şarkıyı kimin seçtiğini sordu

Hande’nin bir yanı gözüyle gördüğü şeye inanıyordu. O gece ona gelen ve sıcak nefesini hissettiği şeye. İnanmak istediği şeyse uzun yıllar komik bir hikâye olarak anlatacağı rüzgârda uçan takım elbise torbasıydı.