a r z u | baekhyun

Summary

Kararımı vermiştim, ne olursa olsun beni aldatan o serseriden boşanacaktım. Hislerimi kendime saklayıp daha fazla onurumu ayaklar altına almasına izin vermeyecektim. Tabii benim planlarım olduğu kadar evreninde planları vardı. Boşanmaya karar verdiğim, beni aldatan kocamdan hamile olduğumu öğrenmem gibi hem de!

Genre
Romance/Drama
Author
ratisu
Status
Ongoing
Chapters
28
Rating
n/a
Age Rating
16+

0.1

0.1

“Hayır, kabul etmiyorum.” dedim sinirli sesimle. Elimden geldiğince sakin ve saygılı olmaya çalışıyordum ama benimde sınırım vardı. “Lütfen artık ısrar etmeyin.”

“Bu bir ısrar değil. Bir rica.” Bay Byun konuştuğunda iç geçirdim. Avukatım ve iyi arkadaşım Minseok ortamı yumuşatmak için gülümseyip boğazını temizledi.

“Biraz sakin olalım, olur mu?”

“Sakin filan olmak istemiyorum.” Bıkkınlıkla Bay Byun’a baktım, benim için uzun bir zamandır babadan farkı yoktu. “Neden işleri benim için bu kadar zorlaştırıyorsunuz?”

“Seni sevdiğimizi bilirsin Seulyi, bizim hatırımız için bir kez daha deneyemez misin?” Konuşan Bayan Byun’a baktım, gözleri yaşlar içerisindeydi en az benim kadar o da yıpranmıştı.

“Ne yani, boşanma davasının detaylarını konuşmak için bile gelmeyen sevgili kocama bir şans daha mı vereyim yani? Bunu neden yapayım? Bakın, gelmek yerine sizi yollamış.” Yorgunlukla arkama yaslandım. Masadaki bardağı alıp suyu içtiğimde Minseok sakin olmam için bana kaş göz işareti yapıyordu.

“Bizden gelmemizi Baekhyun istemedi, biz kendimiz geldik.” Bay Byun konuştuğunda bunun kulağa daha kötü geldiğini yeni fark etmiş gibiydi.

Histerik bir kahkaha attım. “Bakın, gelmek bile istememiş işte. Eminim unutmuştur, artık ona boşanmasını bile unutturacak kadar aklını başından alan kimin yanındaysa!”

“Kimsenin yanında değilim.” Bir anda arkamda bir ses duyduğumda kıpırdamadım, ona bakmak için hareket etme ihtiyacı bile hissetmedim. Baekhyun yavaşça ilerleyip anne ile babasına selam verdi sonra da tam karşımdaki koltuğa oturdu. Yanında muşmula suratlı avukatı da vardı, nereden bulduğu hakkında bir fikrim yoktu. Aile avukatımız olan Minseok’la ilk ben konuştuğum için onun başka bir seçeneği de kalmamıştı gerçi. “Nasılsın karıcığım?”

Baekhyun bir zamanlar içimi ısıtan gülümsemesiyle bana baktığında midem kasıldı. Parmaklarını çenesine yaslamıştı ve anlamadığım bir güvenle bana bakıyordu. Hah, sanki onu aldatan bendim.

“Senden boşanırsam çok daha mutlu olacağım.” Sahte bir şekilde gülümsedim. “Mümkünse en kısa zamanda boşanalım, böylece seninle daha fazla aynı havayı solumam gerekmeyecek.”

“Kendine bir şey yapmayacaksın değil mi Seulyi?” Bayan Byun endişeyle bana bakınca üzülüp kafamı iki yana salladım.

“Bu serseri için canıma kıymak mı? Henüz aklımı kaçırmadım.” Saçlarımı savurup Baekhyun’a aşağılayıcı bir bakış attım. “Evime, ülkeme dönmeye karar verdim. Yeteri kadar fedakârlık yaptım, artık kendi hayatımı yaşamamın vakti geldi.”

“Kendi hayatını istesen de yaşayamayacaksın.” Baekhyun konuştuğunda herkes ona anlamayan gözlerle baktı. Ne saçmalıyordu böyle?

“Ne diyorsun sen be?” Sinirle ona baktığımda telefonunu çıkardı ve bir şeyler yapıp açık olan ekranı bana doğru çevirdi. Tam göremiyordum ama bir kâğıt fotoğrafı olduğunu seçebiliyordum.

“Bebeğin olacağı için, onunla ilgilenmekten kendine nasıl vakit ayırmayı düşünüyorsun?”

Ağzım şaşkınlıkla açılırken sinirle Minseok’a döndüm. Minseok söyleyenin kendisi olmadığını anlatmak için kafasını hızla iki yana sallarken Bayan Byun bir anda heyecanla bana döndü. “Seulyi, hamile misin?”

Bayan Byun’a ne diyeceğimi bilemediğim için kızgın bakışlarımı Baekhyun’a çevirdim. O da aynı serseri bakışlarıyla karşılık vermişti. Uzanıp önümdeki bardağı kafasında kırmayı, yüzündeki o güzel gözlerini ve dudaklarını parçalamayı o kadar çok istiyordum ki. İçim ancak bu şekilde soğurdu sanırım. Sinirle uzanıp Baekhyun’un elinden telefonu kaptım. Ben hırsla ekrana bakarken o da keyifle arkasına yaslandı. “Nerden çıktı bu?” Ekrandaki kan testi sonucunu gösterdim. “Sende ne işi var?”

“Saklamak istediğin bir şey için neden ortak tanıdıklarımızın olduğu bir hastaneyi kullanırsın ki?” Omuzlarını silkti. “Doktorun asistanı seni aramış ama ulaşamamış. Sonra da beni aradı ve müjdeyi verdi. İnanmam için de testin bir fotoğrafını yolladı, gidip almamıza gerek olmadığını söyledi.” Kaşlarını çattı ve bir haftadır ilk defa ciddi bir şekilde bana baktı. Ti’ye almadan, dalga geçmeden. “Benden gizleyecektin değil mi?”

“Büyük baba oluyorum.” Bay Byun şaşkınlıkla konuşunca Bayan Byun susması için koluna vurdu.

“Sen bir dur!”

“Ne olmuş?” diye diklendim bende sinirle Baekhyun’a. Yaptıklarından sonra bir de beni suçlamaya nasıl kalkardı? “Kendinin farkında değilsin anlaşılan çünkü sen baba olabilecek dünyadaki son insan bile değilsin. Evladımın babasız büyümesi babası olarak seni bilmesinden daha iyi olur. Ona dokunmayacaksın bile.”

“O benim de çocuğum. İstediğim gibi dokunurum da, görürüm de. İnanmıyorsan Minseok’a sor.” Baekhyun gözleriyle yanımdaki kedi gözlüyü işaret ettikten sonra kollarını göğsünde bağladı.

Ben Minseok’a dönünce, arkadaşım huzursuzca elini ensesine götürdü. “Kanunen haklı, bir babayı çocuğunu görmekten alıkoyamazsın.”

“Sen benim avukatımsın, kendine gel!” Kolunu kıstırıp mıncırdığımda acıdığını belli eden gözlerle kendini benden kaçırdı.

“O zaman bebeğiniz için bir kez daha denemelisiniz.” Bay Byun’un sesi yükseldiğinde gözlerimi ona çevirdim. Gerçekten ne söylediğini kulağı duyuyor muydu acaba?

“Baba! Farkında mısın bilmiyorum ama oğlun beni aldattı!” Elimle kaşlarını çatmış, hamilelik meselesi yüzünden kızgın olduğunu bildiğim Baekhyun’u işaret ettim. “Nasıl onunla hâlâ evli kalmamı beklersin?”

“Biliyorum, bunun için ne kadar üzgün olduğumu bilemezsin.” Bay Byun sinirle oğluna baktı. “Ama evli olmak bambaşka bir şeydir. Her ne kadar torunum doğduğunda ona ikinizin de iyi bakacağını bilsem bile –”

“Ben bakarım da şu azgın serseriyi bilemem.” diye öfkeyle mırıldandığımda Baekhyun’un sinirden dudağı seğirdi.

“Demek istediğim ne olursa olsun anne babasının ayrı olmasının verdiği acıyı dolduramayacaksınız. Bari torunumun hatırı için bir şans daha verin evliliğinize.” Bay Byun konuşmasının sonunda oğluna döndü.

Baekhyun hiçbir şey söylemedi. Bunu görünce daha da bilendim. “Daha özür bile dilemeyen, dahası yüzsüz gibi karşıma gelip pişkince sırıtan birisine sırf hamileyim diye şans verecek değilim.” Kafamı iki yana salladım. “Çocuğumu kendim doğurur kendim büyütürüm. Baekhyun da isterse arada gelip çocuğunu görür. Bu kadar, benden daha fazlasını beklemeyin.” Yalvaran gözlerle Bayan Byun’a döndüm. “Anne, lütfen.”

“O gitmeye dünden razı.” Baekhyun konuştuğunda Minseok üzerine atlamamam için kolumu tutmak zorunda kalmıştı. “Hep öyleydi, dara düştüğünde, sıkıldığında, en ufak bir şey yaşandığında gidecek bir yeri ya da birileri hep vardı onun için.”

“Bu ilişkiye zarar veren ben değilim.” Artık sesimi kontrol edemediğimde Baekhyun da aynı hırsla bana doğru eğildi ve sıktığı dişlerinin arasından konuştu.

“Bir daha düşün!”

“YETER!” Bay Byun elini masaya vurdu. “Karışmak istemedim ama artık yeter. Seulyi hamile ve karnında bizim torunumuzu taşıyor.” Oğluna döndü. “Senin de çocuğunu.” Sözleri Baekhyun’un bir an için bana bakmasına neden olmuştu. “O yüzden boşanmanıza izin vermiyoruz.”

“Ne?” Şaşkınlıkla açık kalmış ağzımı kapatmaya çalıştım.

“Baba!” Baekhyun itiraz edince Bay Byun oğluna susması için işaret yaptı.

“Efendim, aslında –” Minseok tam hünerlerini sergileyecekti ki, Baekhyun gibi o da susturuldu.

“Şu zamana kadar sana karşı hiçbir şekilde saygısızlık etmedim, değil mi Seulyi?” Bay Byun bana döndüğünde kafamı salladım. Bana hep iyi davranmıştı, uzakta olan anne ve baba özlemimi onlarla gidermiştim. Beni kızları olarak görmüş, hep el üstünde tutmuşlardı. “Sana karşı gücümü de bir kere bile kullanmadım ama beni buna mecbur bırakırsan hiç tereddüt etmeden kullanırım.”

“Baba, bu da ne demek oluyor?” Baekhyun’un çıkışıyla onunla aynı fikirde olmaktan nefret ederek Bay Byun’a kafa salladım.

“Boşanmayacak ve en azından torunum doğana dek birbirinize ikinci bir şans vereceksiniz. Torunum doğduğunda baktınız hâlâ yapamıyorsunuz, o zaman boşanırsınız. O zamana dek boşanmanızı yasaklıyorum ve izin vermiyorum!”